Cuma, Kasım 5

Kuledibi

Dortmund taraftarı, Eyfel Kulesi'nin altında. Paris deplasmanı, ismi bile tırt. Maça mı gidiyorsun gezmeye mi?

Beyler Ülke Puanı


- Çocuklar saat 9 buçukta uyusun diye, İbrahim Kutluay, Metin Akpınar falan ekrana çıkıyor ya, Star da sağolsun İlker Yasin'i koymuş. Uyumayan çocuk kalmamıştır, biz de zor dayandık.

- Stadın çimleri müthişti.

- Hakan Arıkan'ın kariyerinde bu noktaya gelmesinin tek bir nedeni var; 2007 yazında, sezonun ilk maçında Galatasaray'ın 2 penaltısını kurtarması. İstanbul takımı kalecisi olduğunu düşünmüyorum.

- Falcao penaltıdan da olsa attı yine golünü, seviyoruz kendisini.

- Maçtan çok konuşulacak birşey varsa, o da Bobo'nun 2 muhteşem şutu. Özellikle ikincisi. Dünya tarihinin kaçan en güzel golleri listesine girer.

- Bobo zaten iyi bir adam da Beşiktaşlılar pek beğenmez nedense.

- Nihat da güzel gol attı, kaynamasın.

- 2 sezon Adanaspor ile çok maçını izledim. Ersan Adem Gülüm beni şaşırtmıyor.

- Bu sezon Beşiktaş'ın 2 deplasman maçını izledim, ikisi de 1-1 bitti. (Diğeri Fenerbahçe maçı)

- Yaklaşık 3 sene önce iki takım aynı stadyumda maç yaparken, ben Beşiktaşlı babamla beraber Bodrum'dan Tekirdağ'a gidiyordum. Bir gün sonra askerlik başlıyordu. Vay be.
- Beşiktaş'ın bu gruptan çıkacağı zaten kesin gibi birşey. Bari topladığı kadar puan toplasın, bize de yarasın.

- Bernd Schuster Oley

Perşembe, Kasım 4

Curva Sud

3 gün arayla iki koreografi. Biri Juventus maçı öncesi, diğeri Real maçı öncesi. Milan tribünü bu konuda dünyanın belki de en iyisi.




Derbide Taraf Seçelim

Lazio-Roma maçı öncesi geçmişten bir pankart. Bu sefer İtalya'dan değil, bizim buradan. Bunun Lazio versiyonu da vardır muhakkak da, ben tarafımı renktaşlardan seçtim.

Bu Sefer Beraberlikler

Karamsar havayı dağıtalım, futbola dönelim. Gerçi blog sondan başa doğru okunuyor, yani blogu yeni açanlar söylemek lazım, bir sonra okuyacağınız yazının karamsarlığı geçmişte kaldı.
***
Dün Copa Sudamericana'da çeyrek finalin ilk maçları tamamlandı. Bir önceki turda 1 maç hariç oynanan bütün maçları ev sahibi takımlar kazanmıştı. O 1 maçta ise kazanan deplasman takımıydı, yani beraberlik yoktu. Bu turda ise şimdilik bütün maçlar beraberlikle sonuçlandı.
***
Dün Kolombiya'da oynanan maçta da bol gol ve yine beraberlik vardı. Arjantin ekibi Independiente, Tolima deplasmandan 2-2'lik bir avantajla döndü. Gerçi maçta 2 kez öne geçen onlardı, avantajlı dönseler de fırsat kaçıran tarafları da var.
***
Independiente ligde sıkıntılı günler geçiriyor. Apertura'da 12 maçta 2 galibiyet aldı sadece. Bu 2 galibiyetin biri derbi maçta Racing karşısında alındı. Independiente'nin teknik direktörü ise alt resminde yer alan Antonio Mohammed.

Hocanın lakabı El Turco. Derbiden sonra açılan pankart ise şöyleymiş. Bunları ich sayesinde öğreniyoruz ki kendisi iyi bir Independiente taraftarıymış. Zaten Independiente diyip geçmeyelim, Libertadores'i 7 kezle en çok kazanan kulüp konumunda. Sonuncusu 1984 olsa da. Copa Sudamericana ise 1995'ten beri müzeye girmiyor. Şu anda kupa için 5 maç uzaklıktalar.

1 Lira


Akşam saat 19.00. Cebimde 1 lira 60 kuruş var. Bir yerden, birinden para bulmak zor, borçlar da birikiyor. Telefonları açamaz haldeyim.

Cebimde paramın olmadığı çok dönem oldu, özellikle öğrenciyken ama hiçbir zaman borcum olmadı. Ailemden de para istemeyeli yaklaşık 10 sene oldu, bugüne kadar öyle bir alışkanlık edinmemişim. 15 yaşında yapmadığımı 25 yaşında hiç yapamam. Zaten para isteyince hemen cebime para koyacak bir aile değil bizimkisi.

Böyle zamanlarda, ki bu zamanlar 365 günün 300 günü falandır, tek sığınak satın alınanan umutlar olur. Yani şans oyunları.

İşten çıktım, saat 19.00. Cebimde 1 lira 60 kuruş var. Bir de pazartesi günü bildiğim On Numara kuponu. Plan şu; 4 kolonluk, yani 2 liralık şans topu kuponu oynanacak geri kalan 2 lirayla da iddaa kuponu doldurulacak.

Bu plan oluştuktan sonra geriye tek bir şey kalıyor, 4 tane maç belirlemek. Bu kadar odaklanarak hazırladığım kupon nadirdir. Normalde, bayiye girerim, arkadaş muhabbetlerinden ve bayi içi muhabbetlerinden arta kalan bir kupon hazırlarım. "Eyüpspor'un stad müdürü benim arkadaşım Eyüpspor'da 10 sakat varmış, banko Sarıyer." tarzı. Bu sefer öyle olmadı, telefonlar açıldı, bültenler incelendi. Çünkü son para, yarına hiçbir şansım yok. Tek şans, tek vurgun. Fantazi yaratmadan ilaç yaratmak.

Şans topu bayisinin kapanmasına 10 dakika var. İçeri girdim. "Abi burada ne kadar var" diyerek On Numara kuponunu uzattım. Tahminim 2 lira 50 kuruştu. Öyle hesaplamıştım. Adam "1.30" dedi. Önce inanmadım, adam makinadan çıkarttı cevap anahtarı tarzı zımbırtıyı, gerçekten öyleymiş. Bu dakikadan sonra bir karar vermem lazımdı. Ya şans topu, ya da futbol topu. Şans Topu büyük ikramiyesinin 500 milyar civarı olduğunu düşünerek tercihimi Milli Piyango İdaresi'nden yana kullandım.

4 kolon oynadım, 4 kolonda da +5'i işaretledim. Cebimde 1 lira ile eve yürüdüm. Yerde 1 lira daha bulursam iddaa bayine koşacaktım, haliyle bulamadım. Bulsam, bu yazı buraya kadar yine yazılırdı ama sonu farklı olurdu zaten.

Oynamadığım kuponu yazalım o zaman. Partizan-Braga maçı için üst demeyi planlıyordum. Ama ilkokuldan arkadaşım olan (nerdeyse 20 senelik arkadaşım) Sina, (o da sağlam kumarcıdır, acaba bizim okulda mı yanlış birşey vardı) Braga ilk yarı ir gol atar, sonra Partizan toparlar beraberlik veya Partizan olur dedi. Aklıma yatan bir senayo, Braga İY 2, maç sonucuna ilişmeyecektim.

2.maç Basel-Roma, Sina'ya şunu dedim; "herkes ilk maç Basel kazandı diye yine Basel yenecek sanıyor ama Roma izin vermez bu sefer. Bence handikap bile olur ." Sina Roma yener ama handikap oynamana gerek yok, zaten 2.3 oranı var dedi, aklıma yattı. İkinci maç Roma.

Üçüncü maç, Bayern handikap. Burada Sina bana karşı çıktı, Bayern'de eksik çok kolay olmaz dedi. Bence banko dedim, Van Gaal'e, Müller'e güvendim. Üçüncü maç B.Münih handikap.

Dördüncü maç Marsilya handikap. Buna karşı çıkan olmadı. 4 maç.

Marsilya'nın oranı 2.55, Bayern Münih 2.90, Roma 2.3, Braga 3.65.. 1'e 62.. İddaa 1lira oynamaya izin verseydi, 62 lira şu an cepteydi. Cepte 2 lira olsaydı 125 liralık bir kupon..

Hikayenin sonu şekillendi sanırım. Önce şans topuna baktım. Artı rakamı 5'miş. Bir an heyecan yaptım. Artıyı bilmiştik. Peralta'nın bir lafı vardır, " Şans Topu'nda artıyı bilemiyorsan hiçsin." Artıyı bildik gerisine baktım. Bir bok yok. Yine hiçiz. Hakkını yemeyelim, 2 tane 1+1 var. Toplasan 2.5 lira civarı, 3 lira değil.

Maçkolik'e baktım. Braga ilk yarı önde, Bayern ilk yarıdan 2 fark yapmış, Marsilya ilk yarıdan 4 fark yapmış, Roma ilk yarıdan 2-0 yapmış. Bu kadar kolay olacağını tahmin etmiyordum. Oynanan hiçbir kupon, hele bu kadar yüksek oranlıysa, bu kadar kolay tutmazdı. Zaten biz de oynamadık. İster artık Murphy kanunu de, ister başka birşey. Eskiden olsa güler geçerdim ama şu an cebimde 1 lira var ve sürekli para meselesi nedeniyle çalan bir telefonum. Gülmek mümkün değil. Bela okumaktan, lanet okumaktan başka birşey gelmiyor. Üniversite ve lise yıllarında bile bu kadar aciz durumlara düşmemiştim. Bu sadce bir kuponla alakalı değil, hayatla ilgili. O nedenle bloga yazdım. Dün benim için kırılma noktası olur belki. Bu günleri bir daha yaşamamak için. Eğer birşeyler değişmezse....;

Fotoğrafın hangi filmden olduğunu bilen bilir. Bahis ve kumar hastalığımız bu sona yaklaştırıyor. Hayatın boktanlığı tetiği çektireni değiştirecek sadece, başkasına gerek kalmayacak.


Çarşamba, Kasım 3

Real vs Milan


Dünya üzerinde birçok büyük kulüp vardır, birçok güzel kulüp vardır ama 2 tane çok büyük kulüp vardır; Real Madrid ve Milan. Bu benim kişisel görüşüm olarak durabilir ama değil. Mantık bunu gerektiriyor. İki takımın da taraftarı veya hayranı değilim. Fakat iki takımın da, iki kulübün de kafalarda yarattığı imaj budur. "Biz büyüğüz, biz farklıyız" Bu imajı her zihinde yaratabilmek kolay değil.

Real topçusu olmak, Milan hocası olmak, Real'in başkanı olmak, Milan'ın stadında oynamak.. Hepsi çok farklı hisler. Bu sıfatlara nail olmak için birçok farklı kriter gerekiyor. Tamam, biz de gidip görmedik ama bu iki kapıdan girmek çok önemli olaydır.

Kazanılan Avrupa Kupaları'nın önemi büyük muhakkak. Fakat ne kadar sevsek de Ajax'ın, Liverpool'un, Barcelona'nın, Juventus'un, yani defalarca kupa kazanmış takımların, bu ikisinin arasına girebileceğini düşünmüyorum. Belki Bayern Münih biraz girebilir. Ama yok değil, vazgeçtim, o da giremez. Real ve Milan. Yukarıdaki gazete, 1958 yılından. Final maçı öncesi. Yaklaşık 50 senedir final oynuyor bu 2 takım.

Bu iki takımın büyüklükleri kupa büyüklüğü değil ondan eminim, adını koyamıyorum.

Bugün bu iki takım karşı karşıya gelecek. Ben izleyemiyorum, izleyebilen herkes bu maçın değerini bilsin.

Sol Bek Gecesi




Bir dönem halı saha takımında tek sol ayaklı olduğum için sol bek oynamıştım. Halı sahada beklik mi olur demeyin, Dereağzı'nda oynuyorduk. Bilenler bilir biraz geniş bir sahadır. Sol bekin zorluğunu biliriz, bu çocukların dün geceki başarısına da kendi başarım kadar sevindim.
Futbol sol beklerin ayaklarının altındadır..

Kayıtsızlık


Dün sanırım Bursaspor çok iyi bir tribün yaptı. Sanırım diyorum, çünkü göremedik. Yayıncı kuruluş bir dakika göstermedi. Bugün gazetelerde de güzel kareler yok. Küçük fotoğraflarla geçmişler. Bu fotoğrafı yabancı bir siteden aldım mesela. Onlar daha fazla ilgi göstermiş.
***
Bursaspor, sportif anlamda başarısız olmuşken, Şampiyonlar Ligi'nde bir renk yaratan Bursaspor tribününü ıskalamak, tek kelimeyle ayıptır. Tribündeki güzel kızları çekerken maçı es geçen "kayıtçılar", maç koptuktan sonra coşan tribüne kayıtsız kaldılar.
***
Aynı kanal perşembe günü Lech Poznan maçını verecek. Spiker tribüne atıfta bulunacak, "işte ne güzel" diyecek, ki gerçekten çok sağlamdır Poznan tribünü, ona lafımız yok. Ama biraz da kafayı kaldırın, bu tarafa bakalım. Zor birşey değil. Bu sadece Bursaspor'un değil tüm Türk takımlarının, tribünlerinin sıkıntısıdır.

Havlu


- Bu sefer Bursaspor daha iyidi. Sercan ve Turgay çok müsait pozisyonlar kaçırdı.

- "Böyle bir organizasyonda bu pozisyonları yakalayıp atamıyorsan, rakip affetmez."

- Fletcher ne temiz, ne sağlam bir adam. Gösteriş yok iş var.

- Bizim Volkan ve Sercan tam tersi.

- Bu maçta Turgay'dan daha iyi bir futbol beklerdim. Hayal kırıklığı oldu.

- Bursaspor'un en büyük sıkıntısı özellikle yabancı oyunculardaki transfer hataları. Nunez, Insua, Svensson hiçbir maçta bekleneni veremedi. Daha iyi bir Türk rotasyondan oluşturulabilirdi.

- Futbol zaten her geçen gün daha hızlı oynanan bir oyun oluyor, bir de rakipleriniz sizden daha güçlüyse onları hızınızla alt edebilirsiniz. Bursaspor ise son yıllarda gördüğüm en ağır takım.

- Bursaspor bu grupta gol atarsa, o golü Wederson atar herhalde. En çok kaleye o vuruyor.

- Smalling, Bebe.. İlk maçını Galatasaray'a karşı oynayan Beckham, ilk gollerini Fenerbahçe'ye atan Rooney..

- Scholes varken niye Vidiç kaptan?

- Ama Vidiç iyidir, severiz.

- Bursaspor tribünü 70'den sonra çok iyidi ama Star bir dakika tribün çekimi yapmadı. Yazık.

Salı, Kasım 2

Van Der Sar Bursa'da

Hollandalı kaleci Edwin Van Der Sar.. Yıllardır top oynuyor, bir çok ülkeye, birçok şehre gitti, birçok stadyumda maç yaptı. Bugün Bursa'da. Bursa'ya daha önce de gelmişti. 13 sene önce. Bir nisan akşamında Hollandalı arkadaşlarıyla favori olarak çıkmıştı sahaya. Sonuç aşağıdaki gazete sayfasında. O maçı hala hatırlar mı bilmiyorum ama biz hiç unutmadık. Güzel günlerdi.


Darbe


Cana, Sunderland'e gider gitmez kaptan olmuştu şimdi de aynı mevkii için kaptanlara gider yapıyor. Önce Sabri'den başlamış, sırada Ayhan ve Arda var. Balkan desteği gözden kaçmıyor. Cana'nın darbesini Commondante görmezden geliyor.

Pazartesi, Kasım 1

Gente Di Roma


1993 yapımı bu filmi, 3 hafta önce izledim. Bugün buraya koyalım, malum hafta sonu Roma derbisi var. Bu hafta sık sık Roma eksenli yazılar yazarız. Görmek istediğimiz, yaşamak istediğimiz şehirlerden biri.

Filmin içeriğini pek anlatmayalım. Belgesel tadında. Güzel dialoglarla, hoş görüntülerle Roma ve Roma insanları anlatılıyor. Faşist zihniyetlerden Roma tarihine, boşanmalardan yaşlılığa kadar bir çok konuya vurgu var. Futbola olan vurugulardan bazılarını buraya taşıyalım ki, filmin hoşluğu ortaya çıksın..
Otobüste, genç kıza sarkıntılık etmeye çalışan ve bunun için konuşan ama boş konuşan İtalyan gencin Giovanni Trapattoni alıntısı yapması...

Otobüste ukalaca çevresine bilgi vermeye çalışan adamın; Roma'da duvar yazıları önemli mesajlar içerir, haberleşme kaynağıdır. En çok yazan duvar yazısı; Forza Roma, en çok yazan 2.duvar yazısı Forza Lazio" demesi...

Siyah aşçı ile beyaz garsonun "siz şöylesiniz, biz böyleyiz" diyerek bir anda iteleşmeye başlaması ve sonra birinin Juventuslu diğerinin Romalı olduğunu ve o yüzden itiştiklerini öğrenmemiz...

Topluca izlenen Roma maçı..

Avrupa sinemasında futbolun yeri çok fazla, biz de bu kadar yer bulmaması da ayrı bir konu.İtalya'dan örnek verelim Karşı Pencere gibi bir filmde bile genç adam yaşlı adamla futbol üzerinden muhabbet kurmaya çalışıyordu. Bizim filmlerimizde pek rastlamıyoruz.
Sonuç olarak güzel şehrin güzel filmi.. Bu filmin İstanbul versiyonu da güzel olurdu.

Yaşa Varol Kaf-Sin-Kaf


Son 2-3 senede büyük bir sempati beslemeye başladım Karşıyaka'ya. Bugün de onların doğum günü. 1 Kasım 1912'de başladılar, 2010'a geldiler. 100.yıla az kaldı. Belki Real Madrid orada olmaz ama biz orada oluruz, belli olmaz bu işler..

Sinerji


Eller kenetlendi, Bolton deplasmanından 3 puan geldi. Dakika 86 gol Maxi Rodriguez. Bu arada bahisseverlere bir not; Liverpool bu sezon ligde oynadığı 10 maçın sadece 1 tanesinin ilk yarısında gol atabildi. Hodgson hoca kondüsyonu iyi yüklemiş, sorun başka yerlerde demek ki.. Haftaya Anfield'da Chelsea maçı..