Çarşamba, Temmuz 5

Kapat Siteyi Artık Be Adam



Hafta sonu gündemine bomba gibi düşen Twitter limit konusu ne oldu şimdi?

Gerçekten bilmiyorum. Çok da detaylara girmek istemedim. Önce görüntülenme kotası geldi denildi, ardından o kotanın arttığı söylendi. Şimdi de tamamen kalktığı konuşuluyor. Açıkçası çok da ilgilenmedim. Bayram tatilinde telefonu sadece Whatsapp ağırlıklı kullanınca tartışmalara da çok hakim değildim. Bayram dönüşünde de kota konusunda bir sorun yaşamadım. Fakat arkadaş sohbetlerinde sık konuşulan bir konu olmaya devam ediyor.

Ben bir problemle karşılaşmadım ama bir yandan da keşke karşılaşsaydım!

Zira Twitter, artık bizim 2009-2010'larda adım attığımız yer olmaktan çok uzaklaştı. Bir alışkanlık olarak kullanıyoruz ve ne yazık ki sevmesek de bu alışkanlıktan kurtulamıyoruz. Tabi artık kullanım ezberlerimiz değişti. O eskiden her haltı yazdığımız, herkesin tweet'ine salça olduğumuz, siteyi ahkam kesip had bildirmekten ziyade forum gibi kullanıp sohbet ettiğimiz, güldüğümüz, eğlendiğimiz günler çok uzaklarda kaldı. 

Artık daha çok kızıyoruz, daha çok kavga ediyoruz. Haliyle; gün içinde okunan daha az saçma cümle; iyi olabilir. Günün belli bir saatinden sonra sitenin hiç güncellenmemesi işimize yarayabilir. 

Fakat insan yine de hayret ediyor. Elon Musk gibi, yıllardır "dahi" olarak pazarlanan bu adam nasıl böyle saçma kararlar alıyor anlamıyorum. Twitter'ın daha kaliteli bir yer olacağını mı zannediyor? Kendisini forum admini olarak mı görüyor? Zira eskiden forumlarda böyle uygulamalar getirilirdi. Daha nitelikli yazılar için kısıtlamalar olurdu. Mesela, "aynen, tabi, katılıyorum renktaş" gibi kısa cümleler yasaklanırdı. Fakat Musk'ın düşüncesi böyle bir nitelik havuzu yaratmak olmasa gerek. Eğer öyle olsaydı; görüntüleme kotası değil, yazma kotası getirirdi.

Fakat tabi dolaylı yoldan biz o kotayı sağlayabiliriz. Yani artık bomboş tweet atanları takipten çıkarmak kolaylaşır.

Mesela bir dönem; arkadaşlarımızı takipten çıkaramazdık. Alınırlardı unfollow etmeye.... Sonradan mute özelliği gelince, insanları kandırmayı başardık. Fakat içimiz, vicdanımız bu yalanın parçası olmaya zor katlandı. "Kardeşim tabi takipteyim ya, yazıyorsun yine çok sert" diyerek selamlar verdik eşe dosta. Şimdi ise bu sayede takipten çıkarıp, "Kankam kota doluyor be, kusura bakma. Ulan Musk, yaptı yine yapacağını" diyerek sıvışabiliriz.

Bir avantaj daha; maruz kaldığımız AKP trollerinden kurtulmak da olabilir. Biliyorsunuz bu trollerin tweet'leri en çok muhalif cenah tarafından dolaşıma sokuluyor. Zaten tweet'lerin tonları da kendi taraflarından alkış almak üzerine şekillenmiyor, tam tersi "muhalifleri nasıl kızdırırım?" politikası üzerinden kuruyor boş beleş cümlelerini. Bizimkiler de hemen oltaya düşüyor. Otobüste cümle kursa, anında kulaklık takacak bizler de o tweet'leri devamlı paylaşıyoruz birbirimizle. "Bak bak, ne demiş gerizekalı" diye önümüze düşüyor o cümleler. Sanırım şimdi kota nedeniyle; günde 200 tweet atan bu boşçular da piyasadan, ya da en azından gözümüzün önünden silinir.

Bir de son yıllarda çok rahatsız olduğum bir kesim var. Uzun makalelerini Twitter'da zincir haline getirenler. 20, 30 tweet'lik zincirler... Oku oku bitmiyor. 2-3 dakika nefes almak için girdiğimiz yerde, Bilim Teknik yazısı yazdığını sananlar... Zaten onları pek okumuyordum ama en azından böyle bir kota sayesinde önümüze de düşmez diye tahmin ediyorum. 

Hocam bu kadar uzun uzun yazıyorsan; aç bir blog sayfası okut insanlara. İlla takipçi kasmakla uğraşma. Bak biz yazıyoruz, başımıza bir iş gelmedi. Hem bu sayede daha okunaklı, daha bütünlüklü bir yazı yazmış olursun, biz de boş vaktimizde seve seve senden istifade ederiz. Şimdi 600'lük kotanın yüzde 10'unu sana harcamayalım. Dünyayı kurtarmıyorsun zaten, sal bizi...

Tabi tüm bu düşünceler sanırım şimdilik rafa kalktı. Musk kararını güncellemiş. Fakat yeniden olmayacağının bir garantisi yok. Olursa da üzülecek değiliz.

Yine de anlamıyorum. 3-5 lira daha fazla kazanacağını zannederek; elindeki ürününün daha az tüketilmesini göze almak nasıl bir ticari anlayıştır? Bana biraz Türk esnafını hatırlatıyor.

Özellikle yazlık yerlerde hem turizmi baltalayan hem kendini yakan muhteşem esnafımız... Ne olur mesela? Cennet vatanımıza turistler gelir. Bu turistler para harcamaktan korkmaz. Bunu gören esnaf, ertesi yaz malını biraz daha pahalıya satar. Sonra bakar bu adamlar para veriyor, ertesi yaz biraz daha pahalıya satar. Sonra biraz daha... En sonunda turist şunu der: "Ulan ben zenginim de salak değilim! Neden sana daha fazla para vereyim? Gidiyorum Yunanistan'a, İspanya'ya, Hırvatistan'a..."

Sonra ana haber bülteninde, üzüntülü bir müzik eşliğinde "Esnaf kan ağlıyor" haberleri...

Pandemide de benzer bir durum olmuştu. Çin'de üretim yapmak imkansız hale gelince, Türkiye merkez olmuştu. Çin'de 1 liraya maliyet varken, Türkiye'nin 1.5-2 liralık maliyetleri daha cazip gelmişti Batı'ya. Zira Türkiye'de sıkıntı yoktu. Çin'de üretim yoktu, Türkiye'de daha maliyetli de olsa en azından ürerim vardı. Fakat bu mecburiyeti gören Türkler; "Ulan bu salaklar bize muhtaç oldu, hadi 3 lira 4 lira yapalım" dediler. Bir dönem öyle iş de yaptılar. Fakat Çin tekrar açılınca, hatta dünya komple rahatlayınca müşteri yine Çin'e ve başka yerlere geri döndü. Oysa "Ben işimi Çin'den daha iyi yapıyorum, fiyatım da o kadar uçuk değil. Gel benle devam et" politikası benimsenseydi, uzun vadede daha çok kâr edilirdi.

Nereden nereye atladık?! Boşuna değil, Musk'ın son dönemde özellikle Twitter üzerinde yaptığı işler bana bunu hatırlatıyor. Kendisi de zaten Şoray Uzun'a çok benziyor. Bir Türklük çıkabilir bunda...

Umarım bu sayede Twitter'ı da zarardan zarara sokar da kafamızı rahatlatır. O potansiyel var kendisinde.... 

Hiç yorum yok: