buz hokeyi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
buz hokeyi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Kasım 28

Efesli Elmander




"Küçükken futbolda Göteborg'u desteklerdim. Ama buz hokeyinde Brynas taraftarıyım. Çok başarılı bir mazisi var."

Burada da vardır ya bazıları, özellikle biz ilkokuldayken; Galatasaraylıyım ama baskette Efesliyim derlerdi. İyi afferin, Elmander de sizdenmiş. İsveçli'ye eksi puan

Çarşamba, Mayıs 5

Stad Buz Kesti


Schalke 04, hafta sonunda Bremen'e puan kaptırarak şampiyonluğu kaybetti. Şampiyonluğu kaybedince, dramatik maçlardan sonra burada bir tabir kullanılır: Stadyum buz kesti. Gelsenkirchen Auf Arena da 3 gün sonra da olsa buz kesti.

Bu buz hokeyi sahasının nedeni 7-23 Mayıs'ta yapılacak Buz Hokeyi Dünya Şampiyonası;

Grup A : Rusya, Belarus, Slovakya, Kazakistan.
Grup B : Kanada, İsviçre, Litvanya, Italya.
Grup C : İsveç Çek Cum., Norveç, Fransa.
Grup D : Finlandiya, ABD, Almanya, Danimarka.

Pazartesi, Ocak 11

Australis


Bazı şeylere, olaylara, hatta basit tesadüflere çok büyük anlamlar yüklüyorum. Dün de böyle bir aydınlanma yaşadım. Berbat biten 2009 ve daha berbat başlayan 2010, radikal kararlar almak ve kaçık hayaller kurmak için zemin hazırlıyor. O saçma tesadüfler ise o planların şeklini belirliyor.

Eylem planı hazırlarken, dün sona eren U-20 Dünya Buz Hokeyi Şampiyonası imdadıma yetişti. Kewell sayesinde şampiyon olmalarını istediğim Avustralya takımı şampiyon oldu. Onlar şampiyonluğu kutlarken ben kaçık hayalimin yolunu, kaçış yolumu oraya çizsem mi diye düşünmeye başladım. Keza, takıma olan sempati Kewell ile başlasa da kafilenin rahat tavırları orası hakkında ufak bir fikre de neden oldu.

Güney'e kaçmak herkesin, özellikle bizim biraz daha büyüklerimizin en büyük hayali. Çoğunun da gerçekleştirmediği planı. Babam hariç. Geçen gün Zafer ile bunu konuşmuştuk. Madem güneye gideceğiz, en güneye gidelim. Güney Yarımküre bu iş için olabilirdi. Sadece şehir, bölge hatta ülke değiştirmek değil, artık yarımküreyi bile değiştirmek lazım.

İlk (hatta tek) Arjantin dedik o nedenle. Buenos Aires akla yattı. Ama dün Avustralya daha cazip geldi. Bir anda, nedensiz. Daha zor tabi orası ama hayal ulan bu işte, karışmayın.

Zafer'in blogunun ismi Los Lunes al Sol filmindeki bir replikten gelir. Aynı zamanda oradaki kahraman Santa'nın da hayalidir Avustralya.

Hem Avustralya için dünyanın en büyük adası demek mümkün. Ada fantazisi de Mediterraneo'dan geçti bana.

Avustralya kelimesinin kökü Australis'den geliyor. O da güney demek. Her genç, babasını geçmek ister. Güneyse bu da güney. Adaysa bu da ada. Gitmekse bu da gitmek. Hem de en büyüğünden. Neden olmasın?

Büyük ihtimal olmaz zaten, Arjantin olur belki ama. Neyse ben düşündüm, şimdi artık onlar düşünsün. g-e-l-i-y-o-r-u-z.. (Küçük harfle yazdım, kolpadan geliyoruz çünkü)

Pazar, Ocak 10

Avustralya 4-3 Kuzey Kore

Şampiyonanın en güzel maçı bugun oynandı. Yarı final maçında, Avustralya ile Kuzey Kore karşılaştı. Uzun uzun bir şeyler yazacak konumda değilim. Kısa geçelim.

Avustralya 1-0 öne geçti Kore arka arkaya 2 golle 2-1 yaptı, sonra Avustralya son periyoda girilirken 3-2 yaptı. Özellikle 2.periyot çok sert geçti. Gerginlik arttı.

Son periyotta Kuzey Kore beraberliği yakaladı. Maç uzatmaya gitti. Biz, penaştıları görmek isterdik, keza buz hokeyinin en heyecanlı ve izlenilir kısmı o an. Fakat altın gollü uzatma sadece 1.5 dakika sürdü. Avustaralya finale yükseldi.

Kuzey Kore ve Avustarlya takımları aslında sanırım spor kültürlerine uyan bir şekilde oynuyorlar. Her branşta bu tarzları var sanırım. Futbol takımlarıyla parallelik kurabiliriz. Avustralya Kewell'dan da sıkça gördüğümüz gibi üst düzey bir fundementala sahip. Kuzey Kore ise tam bir takım. Disiplin en önemli özellikleri. Sanırım bu hokey maçı bizler için, yazın düzenlenecek futbol organizasyonuna hazırlık gibi oldu.

Avustralya, Kewell'ın hatrı sayesinde turnuvadaki ikinci takımımdı. Finale çıktılar. Rakipleri yarın İzlanda. Harika bir maç olacak kesinlikle.

Turnuvadaki asıl takımımız Türkiye, bugün Bulgaristan'ı yendi ve Tayvan ile 5.lik maçı oynamaya hak kazandı.

3.lük maçında ise Yeni Zellanda ile Kuzey Kore karşılaşacak.

Not: Bugunden kasır cumartesidir.

Cuma, Ocak 8

Buz Hokeyi İçin


Buz Hokeyi güzel spor. Bu sporun ülkemizde gelişimi için en önemli adım 3 büyüklerin, bu branşa ilgi göstermesi. Lokomotif bu kulüplerdir. Buz da Galatasaray - Fenerbahçe maçı izlemek çok büyük bir heyecan olur.

Fakat taraftarların bu sert spora nasıl katılacağı da merak konusu olur. Sertlikten sertlik doğar, tribünde taşkınlıklar artabilir. Fakat, bu 3 kulübün bu spora çok şey katacağı kesin.

Sahada kaleciden başak 5 oyuncu daha bulunuyor. Hadi bir fantazi yaratalım. Mesela bir TSYD olsa..

Galatasaray: Sabri-Ayhan-Mustafa Sarp- Nonda - Emre Aşık
Fenerbahçe: Lugano - Baroni -Emre B. - Kazım - Bilica
Beşiktaş: İbrahim Üzülmez - Ferrari - Holosko - Ernst - Batuhan

Sahada, soyunma odası koridorlarında, kapalı tribün önünde, kale arkasında, stadyumda, otoparkta, maçtan sonra içeri girerken, maçtan önce ısınırken; her şekilde kavga edenlerin tek eksiği buz kalmıştı.

Türkiye 2-8 İzlanda


Dün Buz Hokeyi Şampiyonası için yine Silivrikapı'daydık. Aynı anda Efes Pilsen maçı vardı ve yolda trafik sorunu yaşandı. Tabi o trafiğin hiç biri buz hokeyi için değildi. Surlarının yanından 10 dakika yürümek güzel oldu. Hava da güzeldi.

Buz hokeyi de güzeldi. Rakip İzlanda. Buzun içinde doğan, yaşayan ülke. Bizi yeneceklerini tahmin etmek çok zor değildi. Üstelik ilk 2 maçını kaybetmiş bir ülke vardı karşılarında. 20 yaş altındaki çocukların ciddiyeti de gözden kaçmadı. İzlanda baya önem veriyor bu spora belli. Takım elbiseyle gelen tek ülke(miş).

Maçın başında İzlandalılar üstünlüğü yakaladı. 3-0 oldu. İkinci devrede bizim çocuklar 2 gol attı. Bir anda 3-2 oldu. Bu arada 2 tanede direkten dönen atağımız var. 10 numaralı formayı giyen Serkan, biraz fazla kendisi oynasa da takımın teknik anlamda en iyisi. Direkten dönen ataklar onun eseriydi.

Fakat skorun 3-2'ye gelmesinden sonra İzlanda yine arayı açtı. İzlanda'yı baya sinirlendirdi bizim çocuklar. Sert oynayarak maçı oraya getirmiştik. Dev gibi İzlandalılar fark kapanınca daha sert oynamaya başlayınca skor 8-2 oldu.

Özellikle son devre çok sertti. Benim de hoşuma gitti. Maçın kazananı belli gibiydi o dakikalarda. Ama kıran kırana bir mücadele vardı. Tamamen amatör spor işte. Mahalle maçı işte. Yenildik ama maç bitmedi. Sahada kaldığımız sürece yapaılacak birçok şey var. Skoru değiştirmek önemli değil.

Oyuncularımızı ele alırsak, 8 numaralı Batın forma numarasıyla tam bir Gattuso. Cüneyt ve Yusuf en sert oynayan iki oyunucumuz. Boyları ise 1.70 ve 1.65. Bu 3 maçı kaybetmemizin en önemli nedeni.

Bana göre güzel bir dayak yedik. Çocuklar dayak yedikten sonra sineye de çekilmediler. Bu turnuvanın çok şey katmış olacağını tahmin ediyorum. Ben de farklı takımlara karşı halı saha maçı yapmayı özledim.

Çatır çatır oynardık biz de eskiden, hey gidi gençlik.

Bu arada İzlandalı her çocuğa Noi diye seslenesim vardı. Buzdan Hayaller faktörü işte. İzlanda aklımıza ilk onu çağrıştırıyor.

Perşembe, Ocak 7

Türkiye 7-4 Tayvan


Dün hayatımda ilk defa canlı canlı bir buz hokeyi maçı izledim. Türkiye'de organize edilen, maçları Silivrikapı Salonu'nda oynanan U-20 Dünya Buz Hokeyi Şampiyonası sayesinde dün bu ilki yaşadık.

Buz hokeyi hakkında çok bilgim olmadı hiç bir zaman ama her zaman bir ilgim vardı. Ortaokul yıllarındayken, biri (kim olduğu önemli değil), dünyanın en hızlı sporu diyerek kapıyı açımıştı. Asker arkadaşımlarımdan birinin Kocaeli'de oynamış olması, tekrar ilgimi yükseltmişti. Fakat her zaman televizyondan izledik. Arada öylesine oynanan maçlar izledim. Bizim, futbolun halı saha maçları kıvamında maçlar.

Bu sefer ciddi bir maç izledim. Yenildik. Fazla yazacak bir şeyim yok. Ama halı saha tabir ettiğim maçlar daha güzeldi, daha sertti. Bizim takımın üzerinde forma olmasına gerek yok. Çünkü tam Türk gibi oynuyorlar. Futbol takımı, basketbol takımı nasıl oynuyorsa hokey takımı da aynı. Futbol takımı gibi ileriye uzun, top(pak) benden gitsin havası, basketbol takımı gibi, biri çıksın kurtarsın mantığı. Bunla ilgili bir sokak maçı anım da var ama blogda herşeyimi yazıyorum, bu sefer bunu da yazmıyım.

Bugün saat 20.00'de İzlanda ile karşılaşacak milli takım. Sanıyorum ki İzlanda bu işi en iyi bilen ülkelerden. Onları izlemek güzel olabilir. Salonun 5 dakika uzağında, Türk takımının maçının başlamasından 15 dakika sonrasında Efes Pilsen-Olympiakos maçı da başlayacak.