Salı, Nisan 10
Muslera Hatırası

Kırk yılda bir maç izlemedik, Muslera penaltıdan atmış. Olay oldu. Millet, etikten ahlaktan bahsetmeye başladı.
Normalde şunu mesele yapacakların Galatasaraylılar olması lazım. Kendi içinde tartışılması gerek. Gerek var mı? Ya gol olmasaydı? Ya gol olmayıp dönen top gol olsa? Taraftar istedi diye herşey yapılır mı?
Fakat sıra ona gelmedi. Tertemiz Türkiye'nin tertemiz liginde etik ve ahlaktan bahsedilmeye başlandı. Kaleci penaltı attı. Rakibe tekme atsa sarı kart, çizgiye giden golü kesse kırmızı kart, penaltı kullanırssa ahlak dışı, afaroz.
Rakip ile dalga geçildiği söyleniyor. Kalecinin penaltı atması dalga geçmek ise, önce Kayserispor, sonra Bursaspor senelerdir bizimle taşak geçmiş. Yok eğer mesele kalecinin ilk kez penaltı kullanması ise, bu rakip futbolcuyu üzüyor ve yaralıyorsa ki, o zaman 80.dakikada fark açılınca oyuna altyapıdan futbolcu sokmak da o kadar yaralamalı.
Halı sahada penaltı atan kaleci sizi ne kadar yaralıyorsa, halı sahada fark açılınca oynayan elemanın kardeşi oyuna girince de içiniz acır.
Peki twitterdan 1.haftada Muslera'ya sallayan Volkan Babacan'a 34.haftada sallıyor muyuz? "Dün yediğin hurmalar" demek varken, "penaltı attı ayıp etti" deniyor.
Ama Muslera çok konuşuldu, çok incitti başkalarını. Muslera'dan Terim'e bağlandı. Asıl dertler ortaya çıktı. Herkes Terim'i sorgular, Terim'i konuşur oldu, demek ki zamanında....
Etiketler:
fernando muslera,
futbol,
Galatasaray
Pazartesi, Nisan 9
Ne olacak şimdi?
Filmin sonu Seyrantepe'de belli olur. Beraberlik Aykut Kocaman'a yetmeyecek, Fatih Terim'e yetse bile beraberliğe oynayacak hoca değil, ilk haftada bence puan farkı azalacağından gerilimi de bol olur maçın. İlk 2 maçta Fenerbahçe 6 puan alırsa, işin rengi değişir, Galatasaray 6 puan alırsa gerisi eziyet olur. Galatasaray'ın Trabzon'dan minimum 4 puan alacağını düşündüğüm zaman aynı anda Beşiktaş ile oynayacağımız maçlar için 4 puan kesin alırız diyemiyorum. Bu iş gereksizdi, dün bu sayfayı kapamalıydık. ***
Ama ligin bu senaryo ile oynanacağı 1.haftadan belli olan birşey. Yani 34 haftayı lider bitirene hiçbirşey verilmiyor. Hatta fikstür avantajı bile verilmiyor. Lig Tv'nin fikstüre müdahalesi, ilk haftadan Galatasaray'ı İnönü'ye, Trabzon'u Kadıköy'e yollamasından belli. Olay kızışsın, hemen bitmesin hesabı...
***
Kalan maçlarda böyle bir sezonu kupa ile bitirmek adına Türkiye Kupası'nı alıp, Kadıköy'de Galatasaray'ı yenersek yeteri kadar mutlu olurum. Bunun rahatlığı var. Herkes Galatasaray'ın şampiyon olacağından emin, yukarıda Allah var bizden iyi de oynuyorlar. Kadroları da sene başında malum nedenlerden dolayı güç kaybettiğimiz için bizden daha iyi halde. Şampiyon olmaları normal sonuç. Ama ya biz şampiyon olursak? Gerisi yazılmaz, yaşanır. Bekleyip göreceğiz.
Etiketler:
Derbi,
Fenerbahçe,
futbol,
Galatasaray
Bitiş

Sezonun ilk iç saha maçında (Samsunspor) maça gitme imkanım varken stadın yolunu tutmamış, hatta maçı televizyondan bile izlememiştim. Totem değil, kızgınlıktı. Geçen seneye, daha öncesine, yaşananlara, aptal yerine konmamıza. Hep böyle olur. Biri bir bok yer, insan başkasına tavır koyar. Bizimki de öyle oldu.
Ondan sonra her maçı izlemeye koyulduk. Takım karakterli, futbolcular heyecanlı, hoca hırslı... İlgi duymamak mümkün değil. Fenerbahçe maçından stadyuma da gitmeye başladık. Hatta Sivas maçında deplasmana bile gidecektik. O eski heyecan, eski coşku ufak da olsa yeniden içimize girdi.
Dün 34.haftaydı. Son hafta maçını da izlemedim. Şampiyonluk kutlayacağımız maç, play-off yüzünden gereksiz hesap maçına dönmüştü. Rakip küme düşmüş, bizim 6 maçımız daha var. Bitmiyor lig.
İstanbul'a da bahar gelmiş. Biz de eski mahallemize dönmüşüz. Eski heyecan, eski coşku içimizde. Bu maçı da izlememeye karar verdim. Maçtan haberim bile olmasın istedim. Acayip lig play-off için bir restart olsun dedik. Zaten kafamız rahat, takım güven veriyor, maç izlemesek de oluyor.
Takım 4 tane atmış, Muslera penaltıdan atmış, olay olmuş. Yine gerginlik, yine gündem, polemik. Keşke 34 haftada bitseydi bu lig. Şampiyonuz sonuçta. Gerisi TSYD tarzı bir şey. Kazanırsak çifte şampiyonluk.
Etiketler:
futbol,
Galatasaray
Pazar, Nisan 8
Diktirdik Kendisini
Melo-Riera kavgası çok fazla sarsmadı beni.
Bazen Galatasaray'da öyle olaylar oluyor ki şaşırıyorum. Olaya değil kendime. Eskiden böyle bir olay olsa 50 kere telefon açardık birbirimize, "abi ne yapacağız, ne oluyor ya" derdik. Şimdi artık yok böyle heyecanlar. Heyecanı kaybeden bizi ama niye kaybettik hiç bilmiyorum. Biz büyüdük diye mi, takımı bozdular, stadı aldılar, bizi soyutladılar diye mi, ligi bozdular diye mi... Oyunu hala izliyoruz ama taraftarlık hissi en azından futbol sahasında kayboldu.
Ama yine de bu seneki takımın yeri ayrıydı. Kavgaya biraz üzüldüm. Ama üzülme nedenim, tamamen bu seneki takımın farklı bir kimliğinin olmasındaydı. Bu kavganın o kimlikten bir şey götüreceğini düşünmüyorum. Ama biraz yaraladı. Güvendiğimiz dağlara kar yağdı. Gerçi bu da Galatasaray geleneğidir. Şaşırtan çok olur, çok olmuştur.
Galatasaray kaosla beslenir, şampiyonluklar kaosla gelir. O nedenle bu kavganın, takımın geleceği açısından kötü birşey olduğunu düşünmüyorum. Ama 1 ay önce uguruna "abi ne güzel arkadaşlar, takım tam anlamıyla takım olmuş" dediğimiz adamlar, soyunma odasında birbirine giriyorlar. Ortada kötü skor bile yokken.
Hemen ekleyelim, olay ciddi bir olaydır. "İki kişi arasında kavga, siz maç yapmıyor musunuz, halı sahada bile kavga çıkıyor" diyen adama selamlar. Bugüne kadar arkadaşlarımla çok itiştik, kapıştık, 1 ay konuşmadık, küfür bile ettik ama daha kaş patlatmadık, hastanelik olmadık.
İş yerinizde böyle bir kavga edemezsiniz. Ederseniz, tatlıya bağlayarak unutturamazsınız. Ama aslında olay çok da umrumda değil. Kavganın kendisiyle ilgili söyleyeceğim sadece bu 3 cümle, çünkü gerisini Terim halleder.
Şu videodaki konuşma çok güzel. Kavganın sevindirici tarafı, başımızda Terim'in olduğunu hatırlamak. Baştan sona çok güzel. İnce ayarlı, sert mesajlı.. Zaten, "beyler kavga var herkes öğrensin" dürüstlüğü terk başına herkese, herşeye yeter.
"Antrenmanların serbest olduğu yıllar"dan başlıyor. "Her mevkiden gözlerinizin olduğunu bildiğimden" diye devam ediyor. "Önümüzde play-off, pardon yeni ismiyle Süper Final var" diyerek başka yerlere de mesajı yolluyor.
"Ben getirirdim buraya öpüşürdük ama doğrusu bu değil. Doğrusu oldu bu olay."
"Galatasaray'ın bir disiplin talimatı var. Ama Galatasaray'ın disiplin talimatından önce Galatasaray'ın değerleri vardır." Terim'in sene başında, "ben imzayı 1972'de attım" cümlesinin devamı. Aynı paragraf.
"Şampiyonluk yürüyüşümüzde" tamlaması bizi bizden alıyor. "Buna layık olup olmayacakları" Yürüyoruz biz bu yolda. "Aslolan Galatasaraydır" diyen birinin başımızda olduğunu bilmek huzur verici.
Etiketler:
fatih terim,
futbol,
Galatasaray
Aynı Anda 5 Maç

Eskiden olsa bugünü keyifle beklerdim. Aynı anda 5 maç. Düşenler kalanlar. Normal bir lig oynasaydık, şampiyonluk yarışı, şampiyonlar ligi. Güzel bir heyecan, dün takip edenler keyif almıştır, Samsunsporlular hariç.
Fakat biz bugünü (dünü) daha farklı bekledik. İşin içine girince başka oluyor. Aynı anda 5 maç, hepsi final gibi. Hatta bir de Göztepe-Kasımpaşa. Fena yorulacağız, nasıl geçecek diyerek 1 haftayı geçirdik.
Gün başladı, maçlar başladı, hiç de tahmin ettiğim gibi olmadı. Evet yoğundu ama güzeldi de, keyif yine aynı kaldı.
Alex'in oğlu Felipe ile başladı, gideceğim, gideceğim, yok abi gideceğim, hakkınızı helal edin diyen Mesut Bakkal ile sona erdi.
Arada Bursaspor'a Bursa'da gol atan eski Bursasporlu Muhammet, Uğur Boral ve Serdar Özkan'ın kaçırdığı goller, Samsunspor tribünün yaptığı koreografi, ilk 8 dışında kalan sempatik Gençlerbirliği, 2 sene sonra ilk golünü atan Tello ve diğerleri vardı.
Demek ki herşeye rağmen hala bu oyunu ve ligi seviyoruz. Eskisi kadar ciddiye almasak da...
Cumartesi, Nisan 7
Son Maç

Bütün sezon, özellikle ikinci yarıyla birlikte çok dilendik. Bitti. Ankaragücü, Süper Lig'de son maçını oynadı. Son maçında da 5 gol yedi. Bir daha ne zaman bu seviyeye çıkarlar belli olmaz. Fakat futbolcuların emeği her zaman akıllarda kalacak. Belki onlar Ankaragücü'nden önce çıkarlar Süper Lig'e.
Etiketler:
ankaragücü,
futbol
Çile Bitmedi

- Beşiktaş'ın çilesi bitmedi. 6 maçı daha var. Nerede o eski sezonlar.
- Keyifli maç olur dedik yanıldık. İyi maçtı aslında ama biz de konsantre olamadık.
- Gereksiz maçlar serisi.
- Ateşin Melekleri.
- Ragued- Rüştü pozisyonu, ilahi adalet. Tabi ki kimse sakatlanmasın. Sağlık önemli.
- Lassa ile en sağlam defans geyiği bitmedi hala.
- Cernat-Mehmet Yıldız'ı izlemek müthiş. Ki Mehmet Yıldız'ı sevmezdim hiç.
- Ya hep Ja hiç
- Bülent Korkmaz'a tebrikler. Küçük takımın büyük hocası.
- Tayfur da başlamış hemen bahanelere. Ortada sene başında kurulan bir takım var, sorumluluğu alan yok.
- Play-Off 28
- Kırmızı kartlar işe yarar. Bize.
- Fernandes'i üzmeyin. Ya da üzün lan bana ne..
- Karabük iyi de 9 kişilik Beşiktaş'ı daha çok zorlamalıydı.
Etiketler:
beşiktaş,
futbol,
karabükspor
Cuma, Nisan 6
Siyah-Beyaz Gelenek

Carvalhal'in kovulduğunu öğrenince çok şaşırdım. Tamam , benim de çok beğendiğim bir teknik adam değil ama şurada 6 maçlık bir play-off kalmış, lig devam ediyor. Neden böyle bir şey yapılır ki?
Beşiktaş'ta bunlar oluyor. Başkan geldi mi hoca gider. Süleyman Seba'ya yaşımız yetmez, seçildiği zaman ne yapmış bilmiyorum. Ama Serdar Bilgili de böyle bir hamle yapmış, gelir gelmez Briegel'i postalamıştı. Lig devam ederken. Üstelik Brigel'in Beşiktaş'ı, 12 maç üst üste kazanarak Galatasaray'ı yakalamak üzereydi. Sene 2000.
12 haftada 2 maç kazanan Carvalhal 1 hafta kalabildi Fikret Orman ile. Bilgili-Briegel birlikteliği biraz daha uzun sürmüştü. 1 ay belki.
Yıldırım Demirören 30 Mayıs'ta geldi. Lucescu gitti gidiyordu zaten. Karışık bir dönemdi. Onu buraya katmak mümkün olmayabilir.
Peki başlık niye siyah-beyaz. Çünkü bu olay sadece Beşiktaş'ta olmadı. 2010 yılında Altay da bunu yaptı. Normal sezonun son haftasında play-off için takımın başına Güvenç Kurtar geldi. Üstelik onların play-off'unda herkes 0 (sıfır) puanla başlıyordu. Sonuç; Altay bir daha o günkü kadar yaklaşamadı Süper Lig'e. Güvenç Kurtar da sanırım takımı çıkartamadığı için 3 maçlık parasını almadı.
Orman'ın farkı, Tayfur Havutçu daha maça çıkmadan sözleşmeyi uzattı.
Diamantidis Taşıdı

- Diamantidis'den bağımsız olmaya başladı.
- Jasikevicius'u canlı izledik geçen sene.
- Bir ara telefon çaldı, bir geldim Panathinaikos öne geçmiş. Yoksa çok kötü başladılar.
- Eskiden Yunan tribünlerini "abi aralarına kız almıyorlar, herkes apaçi" diye överdik, şimdi ablalar var.
- Salonda Olympiakos'tan daha iyiler.
- Papaloukas'ın bu salonda maça çıkması, güzel hikayeler.
- Kaymakoğlu & Berberoğlu
- Panathinaikos aklıyla oynuyor. Kaymak'ın 2de sıfır atmasından önceki hücum ne güzeldi.
- Son dakikalar kaç dakika sürdü?
- Maç bitince yanan meşaleler.
- Türk hakem
- Eurolig iyi babalar.
Etiketler:
euroleague,
israil,
maccabi tel aviv,
panathinaikos,
yunanistan
Perşembe, Nisan 5
Bu Sefer İyi

Her zaman Işıl'ı kötüleyecek değiliz. Bazen hakkını da vermek lazım. Dün Kayseri Kaski'ye 14 sayı atmış. Kaski deyip geçmemek lazım, Euro Cup'ta final oynadılar. İlginç bir takım.
Işıl'ın attığı 14 sayı şu açıdan önemli, 18 Aralık 2010'dan sonra ilk defa bu kadar yüksek sayı attı. O gün İstanbul Üniversitesi'nde 15 sayı atmıştı. Tabi bu istatistikler lig için geçerli. Belki Avrupa'da(!) veya kupada daha çok attığı olmuştur.
Bu arada yazıyı bir daha okuyunca, övüyormuşum gibi olmamışım. Olsun, Işıl bizim canımız, severiz de överiz de...
Etiketler:
bayan basketbol,
Galatasaray,
ışıl alben
Tek İngiliz

- Real maçının spikerini sevmedi Londra'ya döndü.
- Bu maçı Cem Yılmaz anlattı, beğenerek izliyoruz.
- İngiltere'nin tek temsilcisi, gururu Chelsea.
- Maç öncesi Chelsea tribünleri çok güzel ve heyecanlıydı. Maça olan ilgimizi yükseltti.
- Maç 37.dakikada Maxi Pereria'nın kırmızı kartıyla ara verdi, son 5 dakika yine başladı.
- Hakem çok kötüydü.
- Bir penaltı, bir kırmızı kart.
- Benfica turu ufak farklarla kaybetti aslında.
- Maçın son 5 dakikası işte.
- Portekizi yıkan Portekizli.
- Roberto Di Matteo'nun örnekleri Türkiye'de çok fazla. Emanetçi hoca ol, başarılı ol.
- David Luiz'i sevsem mi sevmesem mi bilemedim.
- Maçtan aylar sonra aklımda kalan tek şey Ramires'in kaçırdığı gol olur.
- Torres'e çok fazla yükleniyor sanırım, çok iyi oynadı. Golü de başkası atsın.
Çarşamba, Nisan 4
"Basketbolcular Çirkin Oluyor Ya"
Etiketler:
bayan basketbol,
Fenerbahçe
Kral Gibi
"Antalya'da kral gibi yaşıyorum. Burada herşey bana açık büfe. Göt korkusundan kimse benden para alamıyor"
4-4-4 Mart 2012 Sayısı
Etiketler:
antalya,
doğaçlamalar,
sinema,
tecavüzcü coşkun
Salı, Nisan 3
My Left Foot

Film fena değil. Yani böyle filmler hakkında kötü konuşmak istemiyorum ama benim tarzım değil. Senaryodan yana bir durum. Senaryo, kitaptan uyarlama tabi ki. Adam yazar.
Ama herşey bir yana, bir yönetmen Jim Sheridan ve oyunculuk Daniel Day Lewis başarısı var. Hatta yan rollerdeki abiler kardeşler de çok iyi. Hatta bir tanes Baros'a benzeyen vardı, sempatikti.
İrlanda sinemasının şanına şan katmış bu film. Düşük bütçelinin de düşük bütçelisiymiş. The Commitments ve In the Name of the Father bundan sonra geliyor.
Tabi bu filmin adını duyup da Hagi ile Prekazi espirisi yapmayanı dövüyorlarmış. Biz de yapalım, adet yerini bulsun.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
