Perşembe, Ağustos 3

Playing God



Uzun yıllar boyunca dizi oyunculuğu yapmak büyük bir lanet gibi. Aynı anda hem popüler oluyorsunuz hem para kazanıyorsunuz ama sinemadan uzak kalıyorsunuz. Oysa bu işin asıl sahnesi orasıdır. David Duchovny, 90'lı yıllarda X-Files ile daha sonrasında da Californication ile yüksek izlenme oranlarına, geniş kitleler tarafından tanınırlığa ulaştı. Fakat bir yandan da; Mulder dendiği zaman her zihinde beliriyor ama ismi duyulduğunda çoğu kişiye bir şey çağrıştırmıyor. Çünkü özellikle 90lı yıllarda çok az sinema filminde yer aldı. Bunlardan biri de Playing God...

David Duchovny dışında Timothy Hutton ve Angelina Jolie'yi barındıran film, düşük IMDB (5.6) puanına rağmen benim barajımı geçti. Aksiyon filmlerinde aranan daha çok hızlı takip sahneleri, heyecanlı çatışmalar, patlayan variller, dövüş teknikleri gibi şeyler oluyor. Bunlar oldu mu puanlar yükseliyor ama diğer yandan ben sıkılıyorum. Konunun hızlı bir şekilde akması, olayların hızla değişmesi, ufak tefek sürprizler benim için yeterli. Diğer versiyonlar video klip gibi geliyor. 

Playing God bu bağlamda beklentilerimi karşıladı. Aynı zamanda Duchovny'i bir sinema filminde görmek, Timothy Hutton gibi enteresan rollerin altından kalkabilen oyunculardan birini izlemek ve henüz 22 yaşında rol fakiri gibi duran ama en güzel halleriyle dolanan Angelina Jolie'yi seyretmek de filmin artı puanları oldu. Ayrıca mekan olarak Los Angeles şehrinin kullanılması da önemliydi. Bu tarz filmler ya LA'de ya Miami'de çekilmeli. Güneşi hissetmek lazım. Daha derin bir suç filmi için New York gibi geniş, kalabalık, karamsar ve kaotik bir şehir güzel adres olabilir ama derbeder karakterlerin birbirlerine üstünlük sağlama savaşına gireceği en güzel yer sıcak bir okyanus şehridir. Hem şehrin hızlı yapısı o karakterlere ve onların hızlı hayatlarına uyuyor hem de izleyici bir yandan güzel bir şehir görüp muhteşem bir iklim hissediyor. 

Okyanusu geçmemiş biri olarak, tabi ki oralara dair de bilgimiz var; kimse bizi hafife almasın...

Hiç yorum yok: