Pazar, Mart 1

Efes Pilsen 79-75 Galatasaray


Haftada en azından bir maç canlı izlemek lazım. Onun için çabaliyoruz. Bu hafta basketbol ligine verdik cumartesi akşamımızı. Bir yerde hata yapıyorum galiba. Cumartesi akşamını niye bir lisenin spor salonunda geçiriyorum çözemiyorum.

Bugün şubat bitti. Yılın ilk iki ayında gittiğimiz tüm maçlar 3 farklı yerde oynandı. Sami Yen, Akatlar, Şahenk üçgeninden çıkamadım. Yine Şahenk'e gittim bu akşam. Ama bu sefer farklıydı. Bütün bir sezon ev sahibi olarak kullandığımız salon bu sefer deplasman olmuştu bizim için. Efes'i ve diğer müessese kulüplerini sevmeme nedenlerini bir kez daha gördük. Galatasaray taraftarı içeri girmesin diye 17 TL''ye bilet satmak ve çoluk çocuğu maça getirip tribün oluşturmak. Yıllardır maçlara giderim gelirim. Gürültüden yanımdakini duyamadığım atmosferler yaşadım. Ama hiçbirinde beynim bu kadar s.kilmedi. Bir Ülker Play-Off maçı vardı 2006 yılında İpekçi'de. Bu iki maç birbiriyle kapışacak vaziyette. Hala başım ağrıyor. Sadece Efes değil, Galatasaraylı ailelerde ilgi gösterince salon çocuk parkına dönüştü. Otobüste ağlayan çocuk sesinden daha kötü olan bir şey varsa o da spor salonda bağıran çocukların sesidir herhalde. Ayriyeten insanların çocuklarıya Galatasaray maçlarına geldiğini görmek 20li yaşların ortasındaki bir erkek için baya moral bozucuydu. Hayallere daldım bir süre.

Maçın skoru, iki takımın ligdeki konumu ve sahadaki basketbolcuların isimleri çok zevkli ve kaliteli bir maç izlediğimizi gösterebilir. Ama bunlara kanmamak lazım. İlk yarı takıma destek verdik kendi çapımızda. Ama organizasyon bozukluğu yaşayan ve bütünlükten yoksun bir halde olan Galatasaray tribünü bizim de şevkimizi kırdı. Protesto varmış zaten birşeye ama neye olduğunu çoğu kimse bilmiyordu. ABİ'ler de olmayınca soracak kimse bulamadık.

İkinci yarıyı oturararak izledik. Fakat maça konsantre olamadık. Çok uyuşuk bir basketbol vardı. Galatasaray iyi değildi, Efes Pilsen hiç iyi değildi. Maçı kazandıran fark Galatasaray'ın hızlı hucumlarda kaptırdığı toplar sayesinde oluştu. İki takım da sanki ligi bitirmiş gibiydiler. Play-Off'ta kurulacak üstünlük için oynadılar gerisi önemli değildi. Yeri gelmişken hatırlatalım, olası eşleşmede Efes 1-0 önde başlayacak.

Galatasaray'ın yeni yabancılar gayet etkiliydi. Hüseyin 23 sayı attı, ardından gelen isim "efessever" Hosley oldu,16 sayıyla. İki yeni Amerikalı iyi oynadı ama eskiler pek kötüydü. Özellikle Avrupalılar. Guroviç yine isteksiz oyunuyla saç baş yoldurttu. Bu da yıllardır "Avrupalı basketbolcular alalım Amerikalılar'dan hayır gelmez" diyen bana kapak olsun.

İspanya'da ilk 2 karşılaşsa, İtalyâ'da veya Yunanistan'da olsa böyle bir maç ne olurdu acaba? Bugün basketbolumuzun önemli sorunlarını veya konuları diyelim gözler önüne serildi. Bütün hepsinin çözümü için iddia önemli bir adım olacaktır. O da haftaiçinde başlayacak.
Basketboldan sıkıldığım bir gün olarak tarihe geçecek bu akşam. Play-Off'a kadar salonlara ara veriyorum. Belki Beşiktaş derbisi.

Hiç yorum yok: