Perşembe, Mayıs 31

Türk Futbolu Gemide




Kamil/Herhangi bir TFF Başkanı:  Kızı geri  götürelim. Başka türlü çözülmez. Hem herif pezevenkmiş, kimse siklemez.

Kız/Türk futbolu: Bu ibneler bakire (temiz) diyor. Bakire kız nasıl orospu olur ben anlamadım gitti.

Polis/UEFA: Demezler mi siz misiniz bu kentin zaptiyesi?

"Kusura bakmayın abi kaza oldu"

Boksör/Kravatlı abiler, futbol ailesi : Amına koduğumun boksörü neler açtı başımıza


Başka benzetmeleriniz varsa yorum kısmına alayım.

Sikiyorlar abi hepimizi sikiyorlar

Oku Lan İstikal Marşı'nı



Küçük yaşlar, eski yıllar. Mahallelerde abilerin borusu ötüyor. Bazı abiler reis takılıyor. İtiraf edin, size olmasa bile en yakın arkadaşınıza arkadaş grubunuzdan birine, jenerasyondan birine İstiklal Marşı okutmuşlardır. Hem de tersten. (Bana yapılmadı)

İlk başta kötü bir şey gibi gözükse de (aslında öyle de) abilere diş geçiremezsin. Zaten mahalle maçında oynamak istiyorsan İstiklal Marşı'nı söyleyeceksin. Marşı söyleyen, formayı kapar.

Ljayiç'in olayı buna benzemiş. Milli marş söylemedi diye milli takımdan kovulmuş. Kovan da hakikaten ağır abi. Sırbistan'ın sağ tarafının kalesi Mijhailoviç. Adem Ljayiç, adından da anlaşılabileceği gibi Müslüman. Sırbistan'ın Novi Pazar'ında doğmuş. Muhalif yer. Boşnaklar'ın ağırlıkta oldu bir kent. Sırbistan da Sırbistan milli marşı da milliyetçilik kokar. Yargılamıyorum, şaşırmıyorum. Ama Ljajiç'in bunu yeni idrak ediyor olması üzücü. Eğer daha önce de söylemiyorsa Mihailovic'in buna tepki vermesine üzülse ve şaşırması ilginç.

Sözün özü eğer o ülkede doğduysan ve milli takımda oynamak istiyorsan milli marşı okuman beklenir. Okuyacaksın o zaman. Okumazsan belki bazı zamanlarda hasır altı edilebilir ama biri gelip böyle bir karar da alabilir.

Tahminim, Ljayiç ile Mihailoviç barışır, öpüşür, Sinisa 'oku lan tersten ehehe" der, Adem marşı okur ve konu kapanır.

Yine de bilmiyoruz, Sırbistan'ın ve Balkanlar'ın dinamikleri daha farklı. Tersten istiklal marşı okumak espirisiyle hafiflemeyecek şeyler var.

Bu Adem de iyice tokat manyağı oldu. Her hoca bunu dövüyor.

Çarşamba, Mayıs 30

Sinan Erdem'de Galibiyet Serisi



- Hani sonuçta ilk maç ama Beşiktaş bu havayla götürecek gibi.

- Gerçi 2-0'dan ve 15 sayıdan dönen seriler de gördük.

- Hawkins maçın yıldızı.

- Kartal'ı atlamamak lazım. Kerem Tunçeri şut atmaya, içeri girmeye korkarken 16 yaşındaki Kartal sorumluluk alıyordu.

- Mehmet Ali bile oynadı. Bir an Adem de girecek sandım.

- Gerçi Kinsey'in kaşı patlamasaydı maç daha zor geçerdi Beşiktaş için.

- Spiker abiler, Torens diyor ya aklıma Alba geliyor.

- Arroyo'nun Akatlar'dan soktuğu basket?!

- Kerem Gönlüm ayrıl Efes'ten, gel parçalı giy.

- Zouros karizmatik ve sempatik bir adam. Ama dünkü bahanler pek yakışmadı.

- Bir Vujacic vardı ne oldu ona?

Pazartesi, Mayıs 28

Yolculuk


Amirim gidiyormuş. Benim çok diyalogum olmadı ama her zaman yakınımızdaydı, civarındaydık. Bu kadar maça gidip, ona bulaşmamış olmak, onun ızdırabından uzak kalmak mümkün değil. Acısını, sıkıntısını bizden daha fazla çekenler var. Tayini çıkmış, Batman'a gidiyormuş.  Gelen gideni aratır derler, beterin beteri var derler, e zaten kurumdaki kimsenin yok diğerinden farkı. En azından sempatik bir suratı vardı. Bir de tanıdık sima sonuçta. İnsan tuhaf oluyor. Hayırlısı olsun.

Pazar, Mayıs 27

The Elephant Man




Beğenmedim yazınca kızanlar olacak. Belki bu sefer hata ben de olabilir, kendimi vererek izlemedim. Ama konu çok klasikti. Acınası bir durumu olan biri ve onun zorlu, çileli hayatı...

Beni en çok şaşırtan bunun yaşanmış bir olay olması. Gerçi film, yaşanan olayı biraz saptırmış. Bu da şık değil. Hele böyle bir konusu ve ana fikri olan filmde hiç olmaması gereken birşeydi.

Anthony Hopkins müthiş oynuyor. Tipi de biraz 70'lerdeki Şevket Altuğ'a benzemiş sanki. Zaten kötü film değil, oyunculuk-yönetmen iyiler yani. Ama konu sarmayınca gerisinin hiç önemi kalmıyor benim için. Bana yeni bir şey anlat. Bunu 1980 yapımı bir filme söylemek de haksızlık ama yapacak birşey yok.

Şu yorum aslında tam anlatmak istediğim ve filme neden soğuk baktığımı güzel anlatmış.

Adanalı Yılmaz




Dünyanın gelmiş geçmiş en kötü futbol yazısı. Yazmayalım, etmeyelim diyoruz ama üstad zorluyor. Milletin hafıza kötü ya, salla sallayabildiğin kadar. Art niyetin var ya birilerine salla, geçir herkese. 

Gönül isterdi ki link koymayalım da tık almasın ama copy-paste yapamadık. Yazı burada.

Yeni Asır, Göztepe, Dinç Bilgin; o zamanları hatırlamayanlar var mıdır? İlla vardır. Sanki aza kanaat ederek başarılı oldu Göztepe. Olan oldu, 3.Lig'e, hatta amatöre kadar düştü. Ondan sonra küllerinden doğmuşlar. Kül dedikleri, Gaziantepli bir işadamı. Kim olduğu belli ama amacı ne belli değil.Kulübe kendi adamlarını üye yapıyor, eski Göztepeliler takımdan uzaklaşıyor. Seven yine seviyor, sevene saygımız sonsuz, taraftarın emeğine eyvallah ama küllerden doğmak? Vücudumuza sahip olabilirler ama ruhumuza asla bir itiraf zaten sanki.

Ondan sonra Adanaspor'a yamanma çabaları. Adanaspor'un rakibi Kasımpaşa ya, Kasımpaşa'nın stadının adı RTE ya, bu adam da hükümeti sevmiyor ya.. Yoksa Adanaspor'dan 2 topçu say desen Ali Asıl Balkaya bile diyemez.

Türk futbol tarihinde yazılmış en talihsiz cümle: Cem Uzan Adana'ya sahip çıktı.

Cem Uzan bile bu sabah kalktığında (artık hangi ülkedeyse) bu cümleyi okuduysa kahkaha atmıştır. Adama pazar neşesi oldu. Adanaspor'a sahip çıktığı gibi Galatasaray'a sahip çıkmasın diye 40 takla atmıştık. 2000 yılı. Uefa Kupası sonrası. O sıralar Yılmaz Özdil Star'da, İngilizlere küfür ediyordu, tek başına "Türk tabloid basını" yaratıyordu.

Cem Uzan'a yapılan kötülüklerden sonra (sanki adam Hasan Tahsin falan, devrim savaşçısı) Adanaspor da çökmüş. Amatöre kadar düşmüş sonra geri gelmiş. Küllerden doğmak. Mesele buysa, Kasımpaşa da 
 düştü en alt liglere, nedir yani. 

3 patronu bunu kovmuş diye de espiri yapıyor, işte futboldan anlamıyorlar falan filan. Sanki ödüllü, efsane spor yazarı, sanki İslam Çupi, seni kovmakla futbolun ne alakası var? 4 sene öncesine kadar futbolla ilgili ne yazdın Galatasaray'ın UEFA Kupası manşetleri dışında.

35'in kalbi 01 ile ymiş. Sanki rakip Avrupa takımı. Milli maç. Adam pazar sabahı bu kadar yazı döşüyor, biz de sinirlenip cevap veriyoruz. Neden: Adanaspor-Kasımpaşa maç yapacak diye.

Sonra bunları okuyunca millet de geriliyor. Karşıyaka tribünü ile Kasımpaşa tribünü 2009'da birbirine giriyor. Bugün Paşa hakkıyla yense "bunlar zaten başbakanın takımı" diyeneler çok olacaktır, sırf bu adamın yazısı yüzünden.

 Ulan bir gidin ya, bir boş verin şu futbolu. İş adamından, muhalif (!) gazetecisine kadar..

Acaba diyorum, Adanaspor 2-0 yenerse yarın Hürriyet Gazetesi'ne Two Size diye manşet atar mı İzmir'in çocuğu.


Foto: Cumhuriyet savaşçısı laik Mbilla / iktidar yalakası yobaz Henrique

Cumartesi, Mayıs 26

Gönlüm Yürek Koydu



-Maçın kazananına göre maçın adamı değişecekti, Lucas yerine Kerem oldu.

- Maçın kırılma anında da bu ikili vardı.

- Tribündeki Zouros çok karizmatikti. Ilias Zouros = Roberto Di Matteo

- Milyon dolarlık Efes'in finale çıkmasını başarı olarak adlandırmak bizim ayıbımız değil tabi.

- Airball Cemal

- Barış Ermiş hayal kırıklığıydı, 2 sayı 3 asist.

- Kerem T ve Kerem G bize gelse artık

- Milli takım topçusu 3 dakika oynadı.

- Efes'in galibiyeti işimize geldi de bakalım devamı gelecek mi?

- Bandrıma'ya deplasmanda giden Efes taraftarları. Üstelik son maçta göz altına alınanlar oldu. Sert tribün.

- Geçen maç Banvit geriden gelerek yendi, bu sefer nefes yetmedi.

- Uğursuz Bandırma... #Joshua


Cuma, Mayıs 25

Olmamış


Kız ne kadar güzel. Hep bir havası bu hatunun. Ağzı burnu yamuk gibi ama o kadar doğal ki insana sevdiriyor kendini. Ama o alttaki pantalon ne öyle. Hakan Usta gelse de "Bizimle değilsin" dese...

(Sezonu noktalayınca neye saracağımızı şaşırdık. Hatun fotoğrafları değil Cannes Film Festivali)

2011-12 Sezonu




Bu sezon futboldan daha çok ilgi alaka gösterecektim. Geçen seneden sonra bunun olması gerekiyordu. Basketbol dilenciliği değil, koymuşum bu spora, gelen başarı da umrumda değil ama yaratılan ve yaşanan atmosfer çok başkaydı. Futbol takımı bu sezon şampiyon oluyorsa, bunda geçen seneki Banvit serisinin tkisi yok mudur? 

İpekçi, 3-4 sene öncesinin Sami Yen'i gibi. Her yerde bir tanıdık. Tribünde, pota arkasında, tuvalette, balkonda, saha içinde, takımın içinde, basın tribününde...

Galibiyetlerin hepsi güzel ama hepsinin anlamı var. Her galibiyet fazladan maç demek. Top 16'ya kalamamak 3 maç eksik oynamak demek. Beşiktaş'a elenmek, 2-3 maç az oynamak demek. Üzüntünün kaynağı bu. Son maçımızı oynamışız 17 Mayıs'ta haberimiz yok.

Litvanya'da başladı. Sonra Cumhurbaşkanlığı. İpekçi bazı günler ağzına kadar doldu, bazı günler bomboş kaldı. Hepsinin ayrı bir tadı vardı. Barcelona köpeğine diye de bağrıldı, bizim için Mersin'e de koy da dendi. Cska'yı yendik, Tofaş'ı iki uzatmada zar zor yendik, Antalya'ya yenildik.

Takımın sorunu, tartışılacak çok noktası var. Çok kızgın ve kırgın olduğum kişiler var. Hepsi konuşulur. Ama hayal kırıklığı da var. Sezon bitti. Bu sezonun burada bitmesi çok kötü. Seneye belki Euroleague olmayacak. Bu en azından 5 maç az oynayacağız demek. Panathinaikos'u buraya getiremeyeceğiz mesela. Yoksa 11 kere eşleşip 9 kere elediğin Beşiktaş'a bir kere de elen, ne olur yani.

Bu sene şahsen biraz fazla kovaladım şubeyi. Az biraz hakkım olduğuna inanıyorum. Ufak ufak deplasmanlar, kötü saçma maçlar. Git, bağır, alkışla. Sonu böyle bitince üzülüyor insan. Hayal kırıklığının boyutu büyük oluyor. 2006'da ne kadar çok sevindiysem, bu da öyle işte. Bir yandan da aşırı kızamıyorsun. Sorumlusu yok işin. Yani vardır illa da, dile getirmek istemiyorsun her şeyi. At içine devam et. Kolay iş değil taraftar olmak.

Gerçi bir de şampiyonluk boyutu da var. Şampiyon olabilmeye en çok yaklaştığın sene bu sene. Ligin en zayıf sezonu, senin en güçlü olduğun sezon. Çifte şampiyonluk olacaktı belki de. Olmadı. Kötü oynamaman gereken 1 maçı kötü oynadın diye sezonu erken noktalıyorsun. Bir de çoluk çocuğa malzeme veriyorsun.

Hatalardan ders al seneye daha güçlü gel. Seneye daha çok var ama. Seneye her şey aynı kalacak mı?


Perşembe, Mayıs 24

Hazırlık Maçı Gibi Yarı Final


- Kasımpaşa yoluna devam ediyor.

- Bir taraftan çıksınlar istiyorum, bir yandan da kalsınlar.

- Konyaspor, gönüllerin şampiyonu. Maç sonu Metin Diyadin de haklarını verdi.

- Bu maça yedek kadroyla çıkmışlar.

- Kasımpaşa, Ankara'yı sever.

- Can, Feyyaz ve diğerleri. Tahta kapalı ama aşağısı bereketli...

- Adem Büyük topçu. Play-off'larda hat-trick yapan ilk futbolcu.

- Tabi ki adamım Dimitov. Solak.

- Stadyum dışında yanan meşaleler...


Çarşamba, Mayıs 23

Ayyaş Kılıklı

Kim bu ayyaş kılıklı adam?

Soru sormayı sevmem, cevabı verelim hemen. Marco Simone. Biraz daha yakından bakarsınız, beyaz sakalı ve dağınık saçları görülebilir. Ayyaş adamın sahaya girmiş hali gibi. Yine de karizma hala. Monaco'da FI sürücüleriyle maça çıkmış. Kendisi hala Monaco hocası. Kendisi hala Monaco efsanesi. Efsane olmak için en güzel şehirlerden biri Monaco'dur herhalde.

Sezon Sonu



- 22 Mayıs, bitiş tarihi. Geçen sene 22 Haziran'dı.

- Söylenecek şeyler çok ama bu maçla olanlar kısıtlı.

- Beğenmediğiniz Göksenin takımın en iyisi.

- Serinin en kötüsü Oktay Mahmuti.

- 0 dakika Tutku Açık. Neden abi?

- 24'te 5 üçlük

- Sanırım TBL tarihinde Beşiktaş ile 12 kere eşleştik ve 3.kere elendik.

- Beni mutlu eden tek şey Fenerbahçeliler ile Beşiktaşlılar'ın beraber sevinmesi.Ezberlerin bozulduğu sezon demiştik.

- Aslanım denilen mekan da palavraymış. Galatasaray'dan nemalanan bir mekanmış. Biz de bu kadar muhabbeti yapılınca bir şey var sandık.

- En başta söyleyeceğimizi en son söyleyelim. O tekniği çalana Allah aynı acıları yaşatsın.

Meğer Künyeyi Görmüş



İtalya'da ilk sezonum bittikten sonra Türkiye'ye gelmek istemedim. İtalyancamı geliştirmek istedim. Roma'da bir çekme kat tuttum kendime. Şükrü Gülesin de sabah kalkar kalkmaz geliyor zaten akşama kadar birlikteyiz. Salonun yanında bir balkon var, bir kat aşağıda bir pencere var,  bir de bir bakıyorum bir kadın anadan doğma yatıyor. Sonra kalkıyor , aynanın karşısına geçip kendisini seyrediyor. Biz de gözlerimizi faltaşı gibi açmış bakıyoruz.  Kadın afet ama çok beyaz, beğenmedim, huyum kurusun! O kız çıka çıka kim çıktı biliyor musunuz? Sophia Loren

Bülent Eken

Salı, Mayıs 22

Yakıştı




- Roma'da kupa Napoli'nin

- İlk yarısı çok iç açıcı değildi, ikinci yarı güzel oldu.

- 17 Mayıs nostaljisi oldu, anlatan Levent Özçelik, yorumlayan Ömer Üründül.

- Napoli, 1987'den sonra ilk defa bu kupayı kazandı.

- Yeni Maradona, Cavani önermesi için bir madde daha eklenir.

- Morgan de Sanctis için de sevindik ayrıca.

- Şampiyonlar Ligi'nde Chelsea'ye elenen Napoli'nin CL finalinden bir gün sonra kupa alması...

- Juventus bu sene ilk kez yenildi ve sezon bitti. Atari oynarken yenilince aleti kapatan çocuk gibi.

- Hoşçakal Del Piero

- Aslında Calcio'ya yazacaktım ama Göksel Kaptan sabahın köründe yazmış, bize bir şey kalmamış.

- İtalya'daki ses bombalarına şaşıran Özçelik ve Üründül

- Bu iki takım bir de Süper Kupa oynar.