Ali Tanrıyar / Galatasaray'ın eski başkanı
Çarşamba, Haziran 21
İmzayı Görmeden İnanma
Pazartesi, Ocak 30
Gut
Cumartesi, Ocak 7
Döngü
Salı, Aralık 13
Şampiyonlar Ligi'nin Başladığı Gün
Dünya Kupası heyecanı devam ederken bir yandan da Şampiyonlar Ligi'ni unutmayalım.
Gerçi şimdi güncel Şampiyonlar Ligi sezonundan bahsetmek de biraz yersiz olur. O zaman tam da bugün oynanan bir maçtan bahsedelim. 13 Aralık 1954'te oynanan bir karşılaşmadan...
1954 yılı, kafanızı karıştırabilir. Zira o yıllarda değil Şampiyonlar Ligi, Şampiyon Kulüpler Kupası bile yoktu. Fakat işte o gün oynanan bir maç; Avrupa futbolunun zire organizasyonun doğmasına neden oldu.
Maçın tarafları İngiltere'den Wolverhampton ve Macaristan'dan Honved'di.
Bugünlerde bir Portekiz takımına dönüşen ve Portekiz takımı olmadan önceleri alt liglerde gezinen Wolves, aslında 1950'lerin iyi takımıydı. 1953-54 sezonunda İngiltere Ligi'nde şampiyon olmuştu. 1954 yılının Aralık ayına gelindiğinde de ligde liderdi. Diğer tarafta ise Honved kendi ligini uzun yıllardır domine ediyordu. Yani iki şampiyon karşı karşıyaydı.
Bir İngiliz ve bir Macar takımının karşı karşıya gelmesi, İngilizlerin rövanş isteğini daha da körükledi. Zira bir sene önce karizmayı fena çizdirmişlerdi. Avrupa'ya ve dünyaya futbolu öğreten İngilizler'in milli takımı, 1953 yılında Wembley'de Macaristan Milli Takımı'na 6-3 yenilmiş, rövanşı almak için gittiği Macaristan'da ise 7-1 mağlup olmuştu.
Haliyle Macarları yenmeleri gerekiyordu. Milli takımla bunu başaramayacaklarını anlayınca (veya bir totem denemek isteyince) bu sefer kulüp takımlarını çarpıştırmayı düşündüler.
Aslında baktığımız zaman Honved, Macaristan Milli Takımı'nın iskeletini oluşturduğu için daha kuvvetli bir takım gibi duruyordu. Fakat Wolverhampton da boş bir takım olmadığını son dönemle kanıtlamıştı. Yabancı takımlarla oynadıkları hazırlık maçlarını kazanmışlardı. Celtic'ten Spartak Moskova'ya; birçok takımı yenmişlerdi. Bu da İngilizleri galibiyet için iştahlandıran bir nedendi. İntikamı bir kulüp takımı ile, özellikle de Wolverhampton ile alabilirlerdi.
Tam da düşündükleri gibi oldu. Hatta daha da şiirseli. 15 dakikada 2-0 öne geçen Honved, ikinci yarıda yediği gollerle (iki tanesi son 15 dakikada) 3-2 mağlup oldu. Hemen hemen altı ay önceki Dünya Kupası finali gibiydi. Tek fark yazın Almanlara yenişmişlerdi, şimdi de İngilizlere...
Almanlar o galibiyeti, savaştan çıkan ulusun inşası için kullanırken, İngilizlerin amacı daha farklıydı. Gazeteler Wolverhampton'un muhteşemliğinden bahsederken, duayen gazeteciler de 'kurtların', Avrupa'nın en iyisi olduğunu iddia etmeye başlamıştı.
Teknik direktör Stan Cullis de kendilerinin dünya şampiyonu olduğunu söyledi. Tabi bunu test edecek bir organizasyon ortada yoktu. Sadece Honved'i yenmişler, öncesinde de birkaç maç kazanmışlardı. NBA'i veya MLB'i kazanan dünya şampiyonu olduğunu söylemesi gibi değildi ama sonuçta ortaya bir iddia konmuştu.
Ballon d'Or, Fransa Bisiklet Turu, Dünya Kupası, olimpiyatlar gibi organizasyonların fikir babası olan Fransızlar bu tartışmaya kayıtsız kalmadı. Jacques de Ryswick, Avrupa'nın en iyi takımını belirleyecek bir turnuva önerisinden bahsetti. Gabriel Hanot, Wolverhampton'ın bir unvan elde etmek için Budapeşte deplasmanına gitmesi veya Milan ve Real Madrid ile karşılaşması gerektiğini savundu.
Fransızların daha önce tutan fikirleri, yeni yeni emekleme döneminden çıkan UEFA'yı heyecanlandırdı. Hemen ertesi sezon bir turnuva düzenlendi. 16 takım yer aldı. Real Madrid, Milan, PSV, Anderlecht, Partizan, Rapid Wien, Sporting gibi takımlar tarihi organizasyonun ilk parçası oldular. İşin ilginç yanı bir İngiliz takımı yoktu. Daha doğrusu önce vardı. İngiltere'nin şampiyonu Chelsea, turnuvaya ilk turdan katılmış ama sonrasında devam eden lige konsantre olamayacağını düşünerek katılmaktan vazgeçmişti.
Cumartesi, Ekim 8
Çalışkan Öğrenci
Cumartesi, Temmuz 23
Türk Takımı
Perşembe, Temmuz 21
Van Kampı
Pazar, Mayıs 1
Çarşamba, Aralık 22
Çarşamba, Kasım 24
İki Solak Bir Araya Gelmemeliydik
"Harika bir insandı ve onunla oynamış tek Hırvat futbolcu olmaktan gurur duyuyorum. Oyununu izlemek, onunla antrenman yapmak, aynı sahaya çıkmak, otobüse binmek, şakalaşmak... Hepsi bana keyif verirdi. Vücudunun herhangi bir yeriyle topu istop ettiren ve onuna istediğini yapabilen bir insandı.
Bir gün bana şöyle demişti: 'Davor, sağı solu izleme, koş! Ben topu senin önüne atacağım.'
Cidden, -sanırım Valencia maçıydı- sadece topu bana doğru itti... Aramızdaki büyünün güzel bir örneği; ben diğer partnerimle oynarken biraz egoist bir oyuncuydum ama Maradona ile oynarken öyle olmadım."
Davor Suker / Socrates Ekim 2021
Blogger notu: Videoda Valencia'ya atılan iki gol var. Birincisi 1.37'de başlıyor. Bence Suker'in bahsettiği gol o olabilir. Bir de 4.32'de başlayan gol var. İki gol de aynı maçtan. Maradona'nın asistleri ve Suker'in golleri.. Kırmızı formalı bir Valencia görmek de ilginç oldu.
Cumartesi, Aralık 26
Bire Karşı
Cumartesi, Haziran 8
Cumartesi, Nisan 20
Oy Değil Gol
Eski futbolcular son dönemde bir furyaya kapıldı. Röportaj veriyorlar, röportajlarında takım içinden bilinmeyen anıları komik bir dille anlatıyorlar. Serhat Akın'ın Twitch'i ile başladı, Atakan Kurt'un programıyla hızlanarak devam ediyor. Biz de gülerek dinliyoruz. Takım içinde olan bitenler onları bağlar ama tribünlerde yaşananları, ya da tribünlerin tepkilerini biraz yanlış anlamış olabilirler.