Perşembe, Şubat 5

Witness for the Prosecution



2005'teki Beşiktaş -  Fenerbahçe maçı gibi film... Son dakika golü oluyor, hem de bir çok defa. Zaten filmin sonu açık edilmesin diye, yapım aşamasında çok detaylı önlemler alınmış. Oyuncular bile senaryonun sonu, film çekimleri esnasında öğrenebilmiş. Filmin sonunda da izleyiciye "Bu filmin yapımcıları henüz izlememiş dostlarınızın da zevk alabilmeleri için filmin sonundaki sırrı kimeye açıklamamanızı önerir" notu çıkar.

"Mahkeme filmi" diye bir olgu varsa -ki varmış-  bu film, o türün en iyilerinden.  Zaten birçok listede adı üst sıralarda anılıyor. Kurgu çok iyi, oyuncular harika. Charles Laughton muhteşem... Agatha Christie romanından uyarlanma, referans sağlam. Yönetmen koltuğunda yine Billy Wilder. Muazzam bir sinema adamı ve ben onu bu sene farkettim.

1957 yapımı film. Aynı sene 12 Angry Man de çekiliyor. Büyük ve anlamlı bir tesadüf. İkisinin arasında ufak (hatta büyük) bir bağ kurulabilir ama özellikle bu filmi izlemeyenler için herhangi bir cümle kuramıyorum. Tabi o bağı sadece iki film arasında değil, adalet ve hukuk arasında kurmak da mümkün, hatta daha faydalı olabilir.

Öte yandan 1957 yılı, yani bundan nerdeyse 60 sene öncesi, muhteşem bir sene olmuş sinema için. Yazıda adı geçen iki filmin de Oscar alamadığını, Oscar'ı da hakedenlerden biririnin, The Bridge of River Kwai'nin kazandığını görüyoruz. Kazanamayan adayların her biri, herhangi bir sene çekilseydi yüzde 90'ında Oscar kazanırdı. 

1957 diyoruz, 60 sene öncesinden. Geçen gün tam bu muhabbetleri yaparken, bu filmlerden bahsederken Cihat dedi "Adamlar sinemayı 50 sene önce bitirmiş".. Aynen öyle, şu an başka bir şey izliyoruz. Seveni, sevmeyeni anlaşılır ama başka bir şey...

Hiç yorum yok: