Perşembe, Eylül 30

Sami Yen Sarajevo


Geçen yine Kapalı'dayız, bayraklar atkılar açılmış.
Bosna Hersek'te bir maç, kimin maçı bilmiyoruz ama sahne bizim buralara yakın.

Çocuktan Al Haberi


Maç öncesi seromonide küçük çocuğun Eto'ya hayranca bakışı. Çocuk hissetmiş herhalde. Eto'o İnter tarihine geçti ve Şampiyonlar Ligi'nde hat-trick yaptı.

Son 4 sezonda 4 defa takım olarak 3 gol ve fazlasını atan bir takımdı Inter. Hatta geçen sene Şampiyonlar Ligi şampiyonu olurken bile sadece Meazza'da Barcelona'ya 3 gol atmıştı, diğer maçlarda 3 gole ulaşamamıştı.

Böyle bir takımın hat-trick yapan futbolcuları sayılıdır. Son hat-trick yapan Interli için yaklaşık 5 sene öncesine dönmemiz gerekiyor. Zaten o futbolcunun artık Inter'de oynamadığını görüyoruz.

Romalı Adriano; Inter'in Şampiyonlar Ligi'nde hat-trick yapan son futbolcusuydu. Rakip Slovakya'nın Petrzalka takımıydı. Eto'o'nun Bundesliga takımı Werder Bremen'e hat-trick yaptığını hatırlatalım. Öndeki çocuk da şanslıymış, bu tarihi günden fotoğrafı oldu.

Kupada Kuralar


Türkiye Kupası'nın gruplardan önceki son eleme maçları, son keyifli maçları. Kuralar çekildi, eşleşmeler şu şekilde;

Eskişehirspor-Denizlispor: Biri Süper Lig'de sıkıntı yaşıyor, diğeri Bank Asya 1.Lig'de doludizgin. Sıkıntı şu; iki lig arasındaki fark sanıldığından daha büyük. O nedenle 1 ay sonra oynanacak maçı Eskişehirspor kazanır diye düşünüyorum.

Ankaragücü-Tokatspor: Ankaragücü kağıt üstünde favori. Ama Tokatspor ıskalanmaz, onlar tam bir kupa takımı. 2 senedir gruplara kalıyorlar. Üstelik Süper Lig takımlarını eleyerek. 2 sene önce İstanbul BB Spor'u elemişlerdi ve gruplara kalmışlardı. Gruplarda Ankaragücü ile oynamışlardı. Ankara'daki maçı Ankaragücü son dakikalarda attığı golle kazanmıştı. Tokatspor'un kupada ne yapacağı belli olmaz.

Y.Malatyaspor-Hacettepe: Kim abi bunlar? Hacettepe daha sempatik, o da geçen seneden dolayı.

Beşiktaş-Mersin İ.Y.: Kuraya katılan bütün takımların istemediği takım Mersin İdman Yurdu'na çıktı. Yanlış olmasın sanırım iki takım en son 1983'te karşılaştı. Kupada rakip oldularsa bilemem. 27 sene sonra karşı karşıya gelecekler. Ve o sene kupa finalini Akdeniz temsilcisi oynamıştı. İlginç bir maç olacak, nostaljil bir eşleşme. Bu arada ilginç bir not, Mersin İY en son gruplara kaldığında (5 sene önce) ilk maçını İstanbul'da Galatasaray'a karşı oynamıştı. O maçın tarihi ile bu maçın tarihi aynı olabilir. (27 Ekim)

Kayseri Erciyes-Konya Torku Şekerspor: Cafercanlı takımlar genelde kupada gruplara kalıyor. Ama bu sene Erciyesspor çok güçlü. Eğer alt lig takımlarının klasik felsefesi olarak "kupa önemli değil gençlerle çıkalım" demezlerse rakiplerini yenerler. Yoksa sıkıntı olur. Erciyes 2007'de final oynamıştı ve o sezondan beri gruplara kalamıyor.

İstanbul B.B.-Dardanelspor: Çanakkale çocuğu futbol tutkunu Mustafa Özdemir'e selam. Maça gider artık. Maç hangi stadyumda olur belli olmaz.

Sivasspor-Manisaspor: İki Süper Lig takımı. Hafta sonu ligde oynanan maçta Manisaspor, Sivasspor'u yenmişti. Bence kupada da Manisaspor yener.

Orduspor- Antalyaspor: İki takımla da geçen sene kupada karşılaşmıştık. Orduspor maçında Kewell'ı, Antalyspor maçında kupayı bırakmıştık. Ömer Çakıç oynayacaksa Orduspor yensin isterim, yoksa iyi olan kazansın.
Gaziantepspor-Türk Telekomspor: Gaziantepspor geçer herhalde. Uzun yazmaya gerek yok.

Gençlerbirliği-A.Sebatspor: Gençlerbirliği yener diyeceğiz ama Ankara ekibi 2 senedir gruplara kalamıyor.

Kırıkhanspor-Bandırmaspor: Ballı kura dedikleri bu olsa gerek. İki tane gücü birbirine denk ama güçsüz takım birbirine denk geldi. İki takım ne çekse gruplara kalamazdı, birbirlerini çektiler, şans onlara geldi.Yüzde 60 Bandırmaspor alır.

Menemen Bld.-Kasımpaşa: Kasımpaşa'nın ligdeki kötü gidişine ilaç olur diye düşünüyorum. Ama Menemen gibi bir takımı kupada görmek renk katar.

Karşıyaka-Kayserispor: Karşıyaka geçen sene 2 kupa maçını da deplasmanda oynamıştı, bu sene iki maçını da İzmir'de oynayacak. Saha ve seyirci avantajı var, başka hiçbir avantajı yok. Karşıyaka gruplara en son kaldığında bir diğer Kayseri takımı Erciyespor ile eşleşmişti. 2008 kupa şampiyonu Kayserispor kazanır.

Samsunspor-Gaziantep B.B.: İki aynı lig takımı. Gaziantep BB böyle maçları sever.

Konyaspor-Bucaspor: Geçen sene BA 1.Lig'den beraber yükselen iki takım. Biri kupaya veda edecek. Konya şehrinin diğer takımı Şekerspor, bir önceki turda İzmir takımı Altay'ı elemişti. Konya halkı İzmir galibiyetlerine alışık.
Beypazarı Şeker-K.Karabükspor: Kariyerinde hiç Türkiye Kupası maçı oynamamış olan Emenike istatistiklerini çoğaltır.

İyi Başladık




Basketbol takımımız dün ST.Petersburg'u 11 sayıyla yendi. Maça gidemedik, maçı izlemedik. Ama maçtan olan bitenden haeberlerimiz olmaya başladı ve hepsi sevindirici gelişmeler.

3 basketbolcumuz 12 sayı atmış, skor eşit dağıtılmış. Sakatlıktan çıkan Shipp, Trabzonspor'dan dönen Evren, yeni transfer Ermal.. Evren'in Domercant'ı savunması galibiyette etkili olmuş. Tutku-Ermal'ın ikili oyunları ve Schumpert'in tecrübesi de ışık saçmış.

Başkan Polat ve futbol takımı kaptanı Arda maça gelmiş. Tribünler biraz boş kalmış ama kesinlikle ilerleyen maçlarda dolacaktır. Yavaş yavaş.

Evren'in maç öncesi hafif bir kulağı çekilmiş, maç sonrası üçlü çektirilmiş. Cem Akdağ için açılan muhteşem pankart gecenin en güzel hareketi olmuş.

Bu arada dün sahaya çıkan Karşıyaka ve Beşiktaş da maçlarını kazanmışlar. Karşıyaka 22 sayıyla, Beşiktaş 7 sayıyla kazandı. İki takım da rövanşı iç sahada oynayacak.




İş Zora Girdi


- Bursaspor'un hedef maçıydı yazık oldu.

- Rangers'ı Bursa'da yenmek bile artık yetmeyebilir, en azından ekstra 1 puan almak lazım.

- Bursaspor'un sıkıntısı yabancılarda olabilir. Çok etkisizler. Insua saman alevi, Ergiç ve Batalla (geçen sezondan beğensek de) çok güçsüz, Nunez durgun, Svensson çok yabancı.

- Hatta Svensson o kadar yabancı ki, bazen onu rakip takım topçusu sanıyorum.

- Bursaspor 2 maçta da aynı dakikalarda gol yedi. 15-20 arası. Kilit bu bölümde çözülüyor.

- Wederson bence takımın iyisiydi ama o kadar da iyi değildi.

- Rangers hiç iyi top oynamadı.

- Rangers kaptanı David Weir; 40 yaşında. Tipine bakınca akla şu geliyor: Glasgow'da şehir merkezine uzak bir yerde yaşıyor. Evli ve 3 çocuk babası. Gündüzleri fabrikada çalışıyor, akşamları maça geliyor. En büyük hobisi mahallenin pubında arkadaşlarıyla 2 bira yuvarlamak.

- Bursaspor'un grubunda toplam atılan gol sayısı 6. Dün birçok grupta atılan gol sayısı bile bu sayıdan fazla. Buradan ne çıkarabiliriz. Sanırım tek bir gol çok şeyi belirler diyebiliriz ve Bursaspor dün o golü yedi.

- Gol tam Türk takımının Britanya'da yiyeceği gol.

- Volkan Şen bir önceki Valencia maçından daha verimliydi bence. Ama fiziksel olarak yetersiz kaldığını düşünüyorum.
- Turgay Bahadır bu takımda adı ilk yazılacak isim olmalı.

Çarşamba, Eylül 29

Tamer Tuna


Tamer Tuna'yı bizim ligi çok takip edenler çok iyi bilir, az takip edenler adını bile bilmez. Bu nedenle kendine has bir hayran kitlesi olan bir topçudur. Yorumcu deyimiyle "kumaşı iyidir". Galatasaray altyapısından yetişmiştir. Dardanelspor'da parladı, Beşiktaş'ta oynadı. Klas goller ve seri çalımlar attı.

İngiltere Ligi'nde oynayabilecek bir kalitesi vardı ama başke eksikleri de vardı. Ama Tamer Tuna'nın adını İngiltere çimlerinde yaşatan bir çocuk var. Fotoğrafta top sektiren kardeşimiz.

Onun da adı Tamer Tuna. 1991 Bexley doğumlu. Charlton takımında forma giyiyor. İlk maçında geçen yıl Blackpool karşısında çıktı.

Kendisi dönem dönem U-19 milli takımına çağrılıyor ama hiçbir bilgim yok. Yetenekli Tamer Tuna abisine yakışan bir bileği vardır diye tahmin ediyorum. Gerçi genç Tamer, diğeri gibi kanat adamı değil, santrfor oynuyor.

Sezonun İlk Maçı / Evren Büker


Geçen sene sıkıntılı bir sezondu. Galatasaray Basketbol Takımı bunu atlatmayı başardı. O kötü günlerden bugün gelinen nokta; bu akşam oynanacak bir Avrupa Kupası maçı. Galatasaray, Rusya'nın Petersburg takımıyla İstanbul'da karşılaşacak.

Maça gider miyim bilmiyorum, belirsizliğini koruyor. Geçen sene aldatıldığını düşünüp olaylı Nalga'lı meşhur Fenerbahçe derbisinden sonra hiçbir maça gitmedim. Bu sene ise tersi olacak, daha fazla basketbol maçı izlemeyi düşünüyorum. Buna rağmen sezonun ilk maçında istemesem de yok yazılabilirim. Biraz hayat şartları biraz da bizim kaytarmamız yüzünden. Eskiden olsa biliyorum ki illa bir yolunu ve giderdim bu maça.

Maça gideceği belli olmayan birinin "maça gidin" demesi abes olur belki ama siz yine de gidebilecek durumdaysanız gidin. Bu takım bunu hak ediyor.

Konu basketbol takımından açılmışken, Evren Büker'e de değinelim. Geçen sene yıldızımızdı, yaz döneminde Trabzonspor'a transfer oldu. Şimdi ise yeni takımıyla parasal konularda sıkıntı yaşadı ve Galatasaray'a geri döndü.

Hikaye biraz rahatsız edici gibi durabilir. Evren yerine başka bir isim, mesela bir futbolcu onageri dönüşünde çok soğuk bakardık. Fakat bu hikayede adı geçen isim 2009-2010 sezonunun basketbol takımının bir oyuncusuysa durup düşünmek gerek. Hatta düşünmeye de gerek yok; Evren ve diğerlerinin sınırsızdan biraz az kredisi vardır. O takımdan herhangi bir isme kızmak, bozulmak içimizden gelmiyor.

Evren geri döndü, taraftar da dönerse bu sezon güzel şeyler yaşanır. Son cümle keşkeli bir cümle olsun. Keşke Jasaitis ve Cem Akdağ da bu sezon takımda olsaydı.





Baş Ağrısı



Bir insanı nasıl hem sevabı hem günahıyla sevmek gerekirse, bir takımı da hem zaferleri hem hezimetleriyle sevmek makbuldur. Galatasaray'ın son yıllardaki en büyük facialarından biridir bu maç. Bir 29 Eylül günü oynanan Tromso maçının üzerinden tam 5 yıl geçti.


Nereden geldi aklıma? Bugün çok kötü bir şekilde başım ağrıdı. Eskiden üniversite yıllarında pazartesi günleri olurdu bu ağrı. Bugün pazartesi değil, zaten biz de artık üniversitede değiliz. Salı günü bu baş ağrısı nedir diye düşünürken, bu ağrının benzerini bir perşembe günü bir kez daha yaşadığımı anımsadım.


Tromso'yü yenemediğimiz o gün eve nasıl geldiğimi hatırlamıyorum. Ama evin önünde inanılmaz bir sancıyla oturmuştum saatlerce (Belki de dakikalarcadır sadece; biz abartıyoruz o yıkım anını). O maçtan 3-4 saat sonra, Peru'da U-17 takımımız o efsane Türkiye-Brezilya maçını oynamıştı. İlk yarısı 3-0 Brezilya galibiyetiyle sonlanınca, baş ağrıma dayanamadım ve yatmıştım. Sabah skor 4-3 olmuştu. Kazanan biz olsaydık çok daha efsanevi olurdu.


Tromso maçına dönelim. Gerets döneminin özeti olan bir maçtır. O 2 seneye dair aklımızda ne varsa bu maçta da vardır. Erken çıkan genç topçu, Hakan Şükür'e şişirilen toplar, Hakan Şükür'ün attığı gol, rakip sahadaki şuursuz baskı, yönetime taşmalar, kavgalar, son dakikaya kadar yaşanan heyecan.


Bir aksiyon takımıydı o Galatasaray. Zaten Tromso maçının da etkisi çoktur, 8 ay sonra gelen şampiyonlukta da; o şampiyonluğu getiren Galatasaray takımında da.


Bazen ortamda gergin bir sessizlik olur, o esnada bir bardak veya cam kırılır herkes kendine gelir. Tromso maçı 2005-2006 sezonunun kırılan bardağıydı. Herkesi kendine getiren bir tokattı. Fakat şu da var; evin büfesinden de bir bardak eksilmişti.


Bir taraftar her zaman 17 Mayıs 2000'ler, 14 Mayıs 2006'ları hatırlamamalı. Bazen 29 Eylül'ü de anmak lazım. Mayıslar da bizim, eylüller de. Yılın 12 ayı Galatasaray olsun, baş ağrıları elbet geçer.

Salı, Eylül 28

Plaza


Bugün yeni bir yerde işe başladım. Kalabalık bir plaza ortamında. Dışarıdan bakınca çok komik geliyor. Belki herkese komik geliyordur ama mecburen herkes o ortamın içine giriyordur, bilemeyiz. Belki de sırf bu açıdan tirajikomik. Belki benim gibi ölümü bile çok fazla korkutucu bulmayan biri için komiktir, diğerleri için değil.

Olay enteresan, sonuçta daha ilk gün, daha çok gözlem yaparız. Plaza içinde, akşam güneşi vurduğu esnada servise binen kadının onlarca "güçlü" erkeğin yanından kasılıp kasılıp yürümesi ve 1 saat sonra hava kararırdıktan sonra Bostancı Köprüsü'nde servisten indiği an otobüs bekleyen insanların arasından kafasını öne eğip hızlı adımlarla yürümesi komik bence. Ama bir o kadar da dramatik.

Bu tarz birçok şey var. Farklı bir ortam. Eskiden olsa çok tırsabilirdim. Bizim ortamımız değil burası, çok yapay der kaçardım. Artık hem kaçacak yerim yok, hem de olan biten (ve olacak bitecek) hiçbirşey beni ilgilendirmiyor. Sonunda ölüm yok ya, hatta ölüm olsa bile ne olur vurdumduymazlığı.

Sonuçta, cennette kimse plazalarda yaşamıyor. Bence hiçbir insanın cennet tasvirinde, cennet hayalinde böyle bir ortam yok. İnsanoğlunun buna rağmen kendisine böyle bir ortam yaratmış olması. İşte bu baya korkutucu. Ölümden sonrasını bile düşündürebilir bu konu. Ama bunların farkında olmamalı, sorgulamaya gerek yok. Hiçbirşeyin farkında olmadan, Bostancı Köprüsü'nde inen kadının güzel bacaklarına (pardon çantasına) bakmak yetebilir.

Günün Maçı

Şampiyonlar Ligi kazanmış iki kulüp bugün Amsterdam'da karşılaşıyor. Evde izlemek mümkün değil, kahveye gidersek belki..



Pazartesi, Eylül 27

O Ayak


Bu ayak daha önce böyleydi şimdi böyle duruyor. İyi durumda, göreve hazır gibi.

Kartalspor'dan İlk Galibiyet


Bu aralar çok Kartalspor yazıyoruz. Bu hafta yine ilginç bir maç oynadılar. Zaten ilginç eşleşmeli bir maçtı.

Galatasaray'ın 2000 kupalarını kazandıran futbolculardan ikisi; Ergün Penbe ve Suat Kaya, karşı karşıya geliyordu. Suat Kaya geçtiğimiz günlerde AKP mitingine katılmıştı. Egün Penbe'nin yardımcısı ise solcu olduğunu açıkladığı için afaroz edilen eski Fenerbahçeli futbolcu Kemalettin Şentürk. Bu da bir diğer eşleşme.

Şentürk soyadlı bir diğer isim; Galatasaray altyapısından Erhan Şentürk Kartalspor forması giyiyor ama daha önce Diyarbakırspor için ter dökmüş hatta yeşil-kırmızı takımın son büyük başarısında, Süper Lig'e çıkaran kadroda yer almıştı. Eski takımına karşı sahaya çıkmıştı.

İki takım da sezon başından beri gol sıkıntısı yaşıyordu. Diyarbakırspor daha önce 1 gol atmıştı. Kartalspor ise oynadığı 3 maçtan 0-0'lık beraberlikle ayrıldı. Az gollü hatta belki de golsüz maç bekliyorduk. Öyle olmadı.

Kartalspor Mehmet Kahriman'ın penaltı golüyle öne geçti. Daha önce Diyarbakırspor'da oynamış olan bir diğer Kartalsporlu Şadi farkı ikiye çıkardı. İlk yarı bu sonuçla bitti. İkinci yarı Diyarbakırspor geri dönüşe imza attı. Önce Engin Öztonga, sonra Suat Mutlu, 5 dakıkada beraberliği getirdi.

Diyarbakır Atatürk Stadı'nda 2 sezon önce son dakika golleriyle kahraman olan Erhan Şentürk, bu sefer ev sahibi takımın puanını elinden aldı.

Kazanan Kartalspor, Ergün Penbe, Kemalettin Şentürk ve Erhan Şentürk. Kartalspor 4 maçta 6 puan topladı, ligde yenilgisiz. Haftaya galibiyeti olmayan Karşıyaka ile iç sahada maçı var. Büyük ihtimal orada olacağız. Diyarbakırspor ise sıkıntılı günler yaşamaya devam ediyor.

Yeri gelmişken alt ligden bahsetmeye devam edelim. Boluspor, Samsun deplasmanında tek golle 3 puan kazandı. Gol Brezilyalı Fabiano'dan. Lider Denizlispor, geçen hafta derbi kazanan Altay'ı 4 golle bozguna uğrattı ve bu ligin üstünde olduğunu bir kez daha kanıtladı. Denizlipor, Altay'a Denizli'de hiç yenilmedi. Seri bozulmadı.

Karşıyaka'da sıkıntı büyük. Nagalip bir şekilde Süper Lig hedefi devam ediyor. Ligin 2 tehlikeli takımı Güngören ve Gaziantep BB 2-2 berabere kaldı. Karadeniz derbisinde Ordu ile Rize berabere kaldı, benim beğendiğim isimlerden biri olan Mehmet Al yine golünü attı.



Seriye Bağlandı


- Sami Yen'in son ayları ve bu sezon gitmediğim 2.maç. Çok arayacağım bu günleri, bu yılları.

- Bütün sezon gideriz, takım yenilir veya zor yener, biz gitmeyince rahat maç olur. Nasip işte.

- Baros'un Galatasaray'a geldiğinden beri 4.hat-trick'i. 4'ü de Ali Sami Yen'de.

- Baros'un müthiş bir golü daha vardır Sami Yen'de. O maçta da golden sonra Alpaslan Dikmen diye bağrılmıştı, bundan 2 sene önce.

- Şu dünyada mutlu olmamı sağlayan insanları sıralasam Baros ile Kewell ilk 10'a girer. Birçok kan bağını geride bırakır.

- Misimoviç koşmuyor diyen abiniz maç istatistiklerine baktı mı acaba? En çok koşan 2.futbolcu çünkü.

- Cana'ya ayrı bir satır... LORIK CANA

- Efsane pankart "KONSANTRASYON" geri dönmüş, güzel olmuş.

- Baros'un hat-trick yaptığı 2 maçta protesto, bir maçta anma, bir maç derbi.. Özel günler zamanında Baros.

- Baros'un attığı 3.golün ilk hamlesi Bergkamp'ın Newcastle' a attığı golden, ikinci hamlesi, 2003-04 sezonunda Sergen'in Adanaspor'a attığı golden..

- Çok Baros yazdım ama Lucas Neill o golü atsaydı, bugün Baros'u konuşmazdık.

- Aferin Serkan Kurtuluş.

- Can Arat, çok garip bir kariyer.

Cumartesi, Eylül 25

Sinyor

Geçen gün İhsan Topaloğlu'nun sunduğu Futbol Zirvesi'nde gördüm Can Bartu'yu. Haftanın maçlarını, takımların son durumunu değerlendirdi. Rijkaard için "O çocuğun kafasındaki sistemi Galatasaray topçusu yapamıyor, bir uyuşmazlık var" dedi. Rijkaard için çocuk demesi çok hoşuma gitti. Öte yandan yorum da doğru bence.

Cuma, Eylül 24

Sen Yarattın Sen Kurtar

Bulgaristan efsanesini yaratan isimlerden değil tabi Matthaus ama payı var sayılır. Stoichkov'un New York'da attığı o müthiş golünde barajdaki 6 isimden biri. Hatta kendisine barajbaşı diyebiliriz. O güne tanıklık eden isimlerden biri olarak şimdiki görevi, o günleri Bulgar halkına yeniden yaratmak.

Elinde Kostadinov, Letchkov, Ivanov, Balakov yok. Hatta canlı kanlı Berbatov var ama o da yok. İşi zor. Zaten çok da güvenilebilecek bir hoca değil Matthaus. Yine de 16 yıl aradan sonra böyle bir buluşma hoş oldu.

Perşembe, Eylül 23

Kupa Notları

Türkiye Kupası'nı 3'e ayrımak mümkün. Gruplardan öncesi, gruplardan sonrası ve gruplar. Tartışmasız en zevksizi, en keyifsizi, en heyecansızı, en gereksizi grup aşaması. Ondan sonrasında yaşanan heyecan ve adrenalin çok fazla. Ama gruplardan önceki aşamalarda çıkan sürpriz sonuçlar kupa formatına daha uygun. Adı Türkiye olan kupa için en uygun maçlar bu aşamada gerçekeleşiyor.

Dün oynanan maçlardan sadece 1 tanesi penaltılara kaldı. 2 BA 1.Lig takımı Karşıyaka ve Kartalspor İzmir'de karşılaştı. Kartalspor ligdeki ilk 3 maçını 0-0 noktalamıştı. Karşıyaka ise önce Akhisar'a, sonra da derbide Altay'a gol atamamıştı. Kısır bir maç bekliyorduk, tersi oldu. Normal süre 2-2 sona erdi. Kazanan penaltılarda Karşıyaka oldu.

İki takım geçen sene de kupada karşılaşmış, o maç İstanbul'da oynanmış kazanan yine Karşıyaka olmuştu. Maçı izlemedik ama anlatılanlara göre bu sefer çok daha heyecanlı bir maç olmuş. Kartalspor sezonun ilk gollerini bu maçta buldu. 1989 doğumlular; Kartalspor altyapısından Oktay ve Galatasaray altyapısından Erhan Şentürk İzmir'de gol atan isimler oldu. (Galatasaray altyapısından Oğuz Sabankay, penaltılarda atışı kaçıran isimlerden biriydi).
Kartalspor iki kez öne geçti ama tur Karşıyaka'nın oldu. Bunda en büyük pay sahibi beraberlik gollerini atan Barış Memiş ve Tiago. İkisi de oynadıkları futbolla Karşıyakalı taraftarlara umut saçmış. Karşıyaka, ikinci 45 dakikayı ve uzatmaları kalecisi Necati'nin kırmızı kart görmesi yüzünden eksik oynadı, buna rağmen kazandı. Karşıyaka'nın sıradan bir galibiyete değil, böyle bir galibiyete ihtiyacı vardı.

Diğer İzmir takımı Altay, uzatmalara giden maçta Konya Şekerspor'a yenildi. İlk golü atan takım bu eşleşmede de elendi. Bu sefer İzmir takımı üzüldü. Konya Şekerspor, rakibini 3-1 mağlup etti. Galatasaray altyapısından bir diğer isim Cafercan gol atan isimlerden oldu.

İlk golü atanın kaybettiği bir diğer maç Adanaspor, 1-0 öne geçtiği maçta Gaziantep BB Spor'a uzatmalarda mağlup oldu. Bu maçı ilginç kılan yaklaşık 1 hafta önce Gaziantep BB Spor'dan ayrılan teknik direktör Cemal Gürsel Menteşe'nin Adanaspor'un başında sahaya çıkmasıydı. Adanaspor 9.dakikada Ahmet Dursun ile öne geçti. Ama 65.dakikadan itibaren 10 kişi oynayan Gaziantep BB Spor, ikinci yarının başında beraberliği, ikinci uzatmanın bitmesine 3 dakika kala da galibiyeti buldu.

İki BA 1.Lig takımını karşı karşıya getiren diğer maçta Ç.Rizespor, Erciyesspor'a 1-0 yenildi.

Giresunspor ve Boluspor, iki BA 1.Lig takımı, kendilerinden bir alt ligde yer alan rakiplerine mağlup oldu. Boluspor, Hacettepe'ye 2-1, Giresunspor ise sezonun flaş takımlarından Bandırmaspor'a 1-0 mağlup oldu.

Bandırmaspor'un ezeli rakibi Balıkesirspor, Beypazarı Şekerspor'a 2-0 mağlup olarak kupaya veda etti.

Kupanın diğer sonuçları:

Kocaelispor-Kırıkhanspor 1 - 2
Denizlispor-Anadolu Üsküdar 1908 2 - 1
Diyarbakırspor-Yeni Malatyaspor 0 - 1
Karşıyaka-Kartalspor 6 - 4
Adanaspor-Gaziantep BŞ. Belediyespor 1 - 2
Akçabaat Sebatspor-Keçiörengücü 4 - 0
Hacettepe-Boluspor 2 - 1
Giresunspor-Bandırmaspor 0 - 1
Mersin İdmanyurdu-Torbalıspor 3 - 2
Darıca Gençlerbirliği-Dardanelspor 0 - 1
Kayseri Erciyesspor-Çaykur Rizespor 1 - 0
Beypazarı Şekerspor-Balıkesirspor 2 - 0
Menemen Belediyespor-Belediye Vanspor 1 - 0
1461 Trabzonspor-Samsunspor 1 - 2
Türk Telekomspor-Güngören Belediyespor 4 - 2
Orduspor-İskenderun Demirçelikspor 2 - 0
Konya Torku Şekerspor-Altay 3 - 1

Dortmund İnandı

Her sezon başı aynı haber: Dortmund kulübü şu kadar kombine satarak rekor kırdı.
Her sezon sonu aynı haber: Dortmund'un Westfallen Stadı, doluluk oranıyla rekor kırdı.
Her sezon ortası aynı haber: Dortmund lige erken havlu attı.
Bu sezon ortası aynı haber çıkmayacak gibi.

Dortmund taraftarı şampiyonluğa inanıyor. 90'ların Avrupa Şampiyonu, bu sezon bambaşka. Zevk veren takım. Üründül tabiriyle "kollektif takım", Dilmen tabiriyle "saldıran takım", Erman tabiriyle "ısıran takım", Şansal tabiriyle "şampiyonluğun en büyük adayı".. Dortmund şehri bekliyor, uyumaz...
Bu takımın mimarı Jurgen Klopp. Klopp'u bize defalarca anlatan Borges için sağ tarafı tıklayın, illa birşeyler bulursunuz.
Dünkü 5-0'lık galibiyetten sonra bir Dortmund geleneği. Futbolcular yere çöker, tribünle kaynaşır. Bizim burada, takımı 5 dakika boyunca çağırırsın maçtan sonra; 5 kişi gelirse ne mutlu. Dortmund'da bir ritüel, bir gelenek.

Dünkü maçın açılışını ve kapanışını yapan golcü Lucas Barrios. Seviyorum kendisini.

Atletico'nun Belası Aduriz


-Forlan'ı izlemek büyük zevk.

-Bursaspor'u 4'leyen Valencia ile Galatasaray'ı eleyen Atletico Madrid. Sonuç berabere.

- Mata'ya gol atacaktı ya dayak yiyecekti. O kadar gol kaçar mı? Neyse ki Aduriz kurtardı bir nebze.

- Mehmet Topal'ı izlemek isterdim.

- Bu Aduriz ile FM 2005'te büyük işler yapmıştım. Llorente ile beraber. Hey gidi yıllar.

- Soldado'da genç Semih tipi yok mu?

- Galatasaray'ın Avrupa futboluna kazandırdığı isimlerden bir De Gea. Carew'i kazandıran Beşiktaş, Rooney'i kazandıran Fenerbahçe gibi.

- 16-20 arası gol olur dedim 18'de gol oldu. Bazen golü dakikasıyla biliyoruz, bazen 4-6 gol olur diyoruz 0-0 bitiyor. İlginç.

- Simao geçen sezon ligde 2 gol attı, bu sezon şimdiden aynı sayıya ulaştı.

- Geçen sene eylül ayında aynı stadyumda yine karşılaştı iki takım; yine berabere bitmişti.

- Aduriz, son 3 sezonda A.Madrid'e 3.golünü attı. Her sene atıyor adam.

- Herşey bir yana, yatakta yarı uykulu halde maç izlemeyi özlemişim baya.

Salı, Eylül 21

Boluspor ve Ferhat Kiraz



Alt ligin ilk 4 haftasında en dikkat çeken takım ama aslında her zaman sahip olduğu ilgiden en uzak kalan takım Boluspor. Süper Lig'den gelen bir takım olan Denizlispor, flaş transferler yapan Adanaspor, İzmir'in köklüleri Altay ve Karşıyaka, maddi gücü üst düzeyde olan Ç.Rizespor en çok konuşulan takımlar. Boluspor bu ilginin dışında.

Sebebi sanırım geçmiş senelere dayanıyor. Necip Çarıkçı başkanlığında, yapılan transferler, konulan hedefler, verilen demeçler Boluspor'u hep gündemde tutmuştu. Buna rağmen 2 sezon yaşanan Play-Off dramı, en son olarak da geçen sezon açık ara şampiyonluk beklenirken, ligi 9.sırada bitirmek; Boluspor camiasına yeni bir anlayışı getirmiş.

Boluspor, yine flaş transferlere imza atsa da, bu sefer gündem oluşturan takım değil. Sessiz sessiz ilerleyen bir kadro var. Kaleci Atacan, sağbek Erdem, stoper Cemil ve yetenekli ortasaha Erman Ergin dışında geçen seneden kalan futbolcu yok. Oluşan kadroya ise "Bank Asya 1.Lig'in en iyi 11'i" olarak yazılsa kimse itiraz etmez.

Karabükspor ile şampiyonluk yaşayanlar, sol bek Ömer Ateş ve santrfor Burak Akdiş (ikisinin de Galatasaray geçmişi var), teknik direktör Levent Eriş'in eski takımı Giresunspor'dan getirdiği stoper Özgür Bayer, santrfor Fabiano Oliveria, Kartalspor'da oynarken tribünlerin sevgilisi olan, Kartalspor'dan istemeyerek ayrılan defansif orta saga "holigan"lakaplı Gökhan Güney, Karşıyaka'nın son 3 sezondaki kadrosundaki en iyi futbolcu olmasına rağmen; Rıdvan, Cihan gibi Süper Lig takımlarına kapağı atamayan Ferhat Kiraz (yaşı hala 21), Mersin İdman Yurdu'nun geçen sene ayakta kalan tek ismi Caner Ağca, Bursaspor'dan kiralık gelen stoper Ramazan Sal (geçen sene o da Giresunspor'daydı), Sakaryaspor ve Konyaspor ile iki sezon boyunca ligde rakip savunmalara toz yutturan ama kaçırdığı gollerle saç baş yolduran Ferdi Başoda....

Sonuç olarak ortada çok iyi oluşmuş bir takım ve başlarında Levent Eriş var. Bu takım ilk hafta Giresunspor deplasmanında kötü başlayınca herkes, "yine aynı şeyler mi yaşanacak" diye bekledi. Ama önce Adana deplasmanında, sonra da Tavşanlı karşısında alınan galibiyetler takımın iyi yolda olduğunun işareti.

Tavşanlı maçı ölçü olmaz diyenlere hatırlatalım; ilk hafta Altay'dan, 3.haftada da Kartalspor'dan gol yemediler. Dirençli bir takım izlenimleri vardı ama Boluspor karşısında tutunamadılar ve 5 gol yediler.

3 golü atan Ferhat'a özel yakınlık gösteriyorum. Karşıyaka yılı çok iyidi ama atılım sağlayamadı. Hacettepe'nin/Gençlerbirliği'nin topçusuydu; bir orada bir diğerinde geziyordu. Boluspor'da sabitlik sağlayınca başarısını sürdürecek. Defalarca alt kategorilerde milli olmuş bir futbolcu, yaşı da henüz 21. Bu hafta 3 gol atmasa, bu yazı da yazılmazdı.

Pazartesi, Eylül 20

Bu Sefer Guti Kullandı


- Kötü Galatasaray'a ilaç olan bir sonuç.

- İki ezeli rakibin maç yapması ve onu dışardan izlemek. Çok rahat.

- Bu sene ilk defa Beşiktaş'ı izledim ve beğendim. Ama şu iyi maçta 1 puanı bile penaltı golüyle kurtardılar. İyi oynarken kazanamamak can sıkar.

- "Adama bak Kadıköy'de puan göreli 10 sene olmuş, hala Beşiktaş'ın puan kurtarmasından bahsediyor."

- Guti Süper Lig'de oynuyor.

- Sol bekin sağ bekte oynaması çok da şaşılacak bir durum olmamalı. Bir futbolcunun sağ ayağını hiç kullanaması daha şaşırtıcı. Gerçi o sağ ayağı bize kullandı zamanında.

- Fenerbahçe'nin attığı gol ilginç, normalde o gol bize atılırdı.

- Quaresma'yı beğendim, Beşiktaşlı arkadaşlar "bugün durgundu" dedi. Yuh.

- Eğer Quaresma böyle oynamaya devam ederse, İstanbul gece hayatının notu düşer. Londra ve Milano İstanbul'un çok üstündeymiş.

- İki takım da iyidi. İki tribün de iyidi. Ama Beşiktaş takımı ve tribünü bir adım daha önde.

- Fenerbahçe tribününe ağır eleştiriler var ama son yıllarda yaşananlardan sonra düşününce kötü değildi. Baya sıkıntı var o tribünlerde, yine de fena değil gibiydi. Tabi televizyondan dinliyoruz.

- Gecenin sesi; "gücüne güç katmaya geldik."

- O penaltıyı Bobo atsaydı.

- Guti'nin saçını kesen berbere de yazıklar olsun. 20 yıllık efsaneyi, ilkokul çocuğuna döndürmüş. Kesin traştan sonra "uzayınca güzel olacak" diye yemiştir.

- Nihat misyonunu doldurmuş belli ki.

- D-Smart'ları kıçında patlayan Caddebostan mekanları, acısını yine bizden çıkarmaya çalıştı. 15 lira maç ücreti nedir? Haram zıkkım olsun.

- Canlı bahis oynayanlar; Emre oyundan çıktığı an "Fenerbahçe gol yer"e oynayın, kazanın.

- Aykut Kocaman: "Tahmin ettiğimizden fazla pozisyon yakaladık." Ankaraspor-Beşiktaş maçı olsaydı haklıydı.

- Bilica (içinden): "Her sene sizi ben mi kurtaracağım, kazmıyorum ulan."

- Solaklar penaltı atamaz yalanı. Kaçırıyordu ama.

- Dün güzel bir maç izledik. Ama yine de; Cüneyt Çakır maç zevkimizin içine etmeye, rol çalmaya yeltendi. Cüneyt Çakır, Bünyamin Gezer, Tolga Özkalfa veya o veya öbürü. Farketmiyor. Bu ligi izleme zevkimizi çalmaya yelteniyorsunuz. Sizi sevmiyoruz. Tek eğlencemizi, en büyük zevkimizi egolarınız uğruna yok ediyorsunuz. O yüzden yediğiniz küfürlerden değil, yediğiniz beddualardan korkun.

Kartalspor 0-0 Samsunspor


Maçın başlamasına 20 dakika kala Kartal Meydanı'ndan stada doğru yürürken kendimizi Samsun'da sandık. Samsunspor taraftarları maça çok büyük ilgi göstermişlerdi. Geçen sene Giresunspor maçında da deplasman tribünü bu kadar kalabalıktı. İstanbul'da yaşayan Karadenizliler kendi takımlarını buldukları zaman yalnız bırakmıyorlar.

Yine de maçın ev sahibi takımı Kartalspor'du ve Samsunspor klasik Hüseyin Kalpar anlayışına uygun oynadı. Kontra atağa yatkın bir futbol Samsunspor'un son 1 senedeki kimliği. Buna uygun futbolcular da yok değil. Akeem Agbetu ve Zenke bu tarz futbolcular. Ama belki de ligin en iyi takım savunmalarından biri Kartalspor'da. Geri dörtlü ve önlerindeki defansif oyuncuların hepsi Kartal barlarında bodyguard olarak işe alınabilirler. İri fizikli Hamza, Mehmet, Serkan, Erhan, Muhammed, kolay kolay adam geçirecek futbolcular değil.

Yine de Agbetu'nun Kartalspor savunmasını yıprattığını, özellikle ikinci yarıda Kartalspor'un sağ tarafını felç ettiğini söylemek lazım. Bu dakikalarda fatura sağ kanat oynayan Aydın'a patladı. Bek Hamza'nın açıklarını kapatmaya çalışan ama pek de paşaramayan Aydın, tribünden baya tepki yedi. Oysa Aydın'ın işi bu değildi. Ergün Penbe'de yorulan ve dağılan Aydın'ı oyundan aldı. Agbetu'nun tek eksiği ise kaleye gitmeyi fazla düşünmemesi. Kenarlarda çok takılıyor. Biraz dik oynasa daha fazla tehlike yaratırdı.

Geçen sene kasım ayında kadro dışı kalan Sercan Temizyürek yaklaşık 1 sene sonra (geçen hafta yarıda kalan Mersin İY maçını saymazsak) ilk defa Samsunspor forması giydi. 10 numaralı formayı sırtına geçiren Sercan takımını da 10 kişi oynattı diyebiliriz. Hiçbir etkisi yoktu. Sadece ilk yarıda, sol çizgide topla buluşunca yapmaya çalıştığı Celil ortası tribünleri güldürdü, nostalji yaşattı. Kartal halkı bile "ulan o çocuk Celil mi yoksa" sorusunu birbirine sormaya başladı. Celil etkisi Samsunspor'da hala var demek ki, genç futbolcular Celil'den, Serkan Aykut'tan etkileniyorlar Ve belki de o kuşağın en başarılı ve tek aktif futbolcusu Cenk İşler yeniden Samsunspor'da. Buna rağmen Hüseyin Kalpar bu maçta ona şans vermedi.

Maçta fazla pozisyon olmadı. Galibiyete çok yaklaşan bir takım olmadı. Samsunspor'un iki tane fırsatı vardı, ikisinde de kaleci Kaya başarılıydı. Kritik kurtarışlarla kaza kurşununa izin vermedi. Bu sonuçla Samsunspor oynadığı 3 maçta da gol yememiş oldu. Tek golünü Altay'a attı. Kartalspor'un ise ilk 3 maçını 0-0 noktalamış oldu. Samsunspor hücum yollarında daha potansiyelli futbolculara sahip. Kartalspor'un ise bu konuda sıkıntısı var. Geçen sezon oynadığı futbolla göz kamaştıran Okan Yıldız'ın A2 takımda oynaması sıkıntı. Yakubu, Efecan ve hatta Tayfun Seven takımdan ayrılmışken takıma hücum anlamında kan yapabilecek futbolcu Okan olabilirdi. Kartalspor bir sonraki iç saha maçını büyük hedefli Karşıyaka'ya karşı oynayacak. Bu maçta Kartalspor'un bu sezonki hedefini daha iyi anlayabiliriz.

Son 3 sezonu da Apertura-Clasura gibi 2 farklı sezon olarak geçiren, ilk yarılarda yükselen, ikinci yarıda çöken Kartalspor bu sene çok heyecan vermeyecek belki ama çok fazla da sıkıntı çekmeyecek. Ergün Penbe'nin ilk etapta katkısı bu olmuş.

Bu arada Ergün Penbe hatrına mı bilinmez ama takım her sahaya çıkışında I will survive çalması da hoş oldu. "Galatasaray'ımızın golü 67 numaralı formasıyla Penbeee....."

Pazar, Eylül 19

İzmir Ağası Ayhan


- Haftalardır iyi futbol oynayan ve takdir görmeyen Ayhan Akman, bu hafta konuşulmak onun hakkı.

- Ayhan, Sarp, Sabri, Barış, eskilerden Cihan, rakiplerden Selçuk, Üzülmez, Umut.. Ağızlarıyla kuş tutsalar, ahkam kesmeyi seven adamlar tarafından yerin dibine sokulmaya devam.. Eksikleri çoktur. İyi oldukları zaman övmenizi beklemiyoruz ama o gün bile yerin dibine sokmayın.

- Pino son dakikada topu Sarp'a atsa, 2-0 kazanacaktık; goller Ayhan ve Sarp olacaktı. İronik.

- Şunu unutmayalım, en az ocak ayına kadar bu takımla devam ediyoruz. Sevabıyla-günahıyla, iyisiyle-kötüsüyle ocağa kadar bu takım oynayacak. Ayhan yerine Nedved, Sarp yerine Gattuso, Sabri yerine Dani Alves falan gelmeyecek. Bu topçularla oynayacağız, taraftar olarak bu topçulara güvenmekten, inanmaktan başka bir vazifemiz yok. Galatasaray taraftarı, tarihinin en sıkıntılı kadrolarından birine Kadıköy'den 4 yedikten sonra "size inanıyoruz" pankartları açmış, şampiyonluğun simgesi olmuştur. Unutulmasın.

- Rijkard'ı seviyorsak, onun çıkarttığı kadroyu da sevmeliyiz.

- Yine de Cana ve Elano? Yabancı sınırlaması demesin kimse. Neyse, bu zeminde oynamasınlar zaten.

- Şu maçı yerinde izlemek vardı. En güzel deplasman dönüşleri, zor kazanılan maçlardan sonra yaşanır.

- Galatasaray kadrosunda İzmirli çok adam var. Ufuk, Batdal. Bunlardan sadece Ufuk oynadı. Türkiye'nin en iyi 35 numaraYekta ise İstanbul'un başka takımında. Alsak güzel olur aslında.

- Ayhan'ın Rijkard'a sarılması, öpmesi, atışmaları.. Golden daha güzel.

- Sivasspor'a gol atan Ayhan Akman. Rakip hoca Bülent Uygun, şampiyon Galatasaray. Bucaspor'a gol atan Ayhan Akman. Rakip hoca Bülent Uygun, şampiyon .....

- Bu zeminde futbol oynamak... Oysa Buca Stadı'nın zemini çok daha güzel. Bucaspor'un para kazanma isteği sanırım. Türkiye şartları diyelim.

- Kewell çok sinirliydi. Kart görmesin de...

- Son dakikalarda İbrahim Dağaşan'ı deli eden Milan Baros.

- Geçen seneki fırtına Bucaspor'dan eser yok. Şu maçta yenileceğimizi 1 dakika bile düşünmedim. Atarsak atardık, yoksa golsüz biterdi. Oysa geçen sene Sami Yen'de bizi dağıtan bir Bucaspor vardı.

- Bir sıkıntısı olabilir belki, çok bilmiyoruz ama Bucasporlu Sercan Kaya çok rahat forma giyer bu takımda.

Cuma, Eylül 17

Adam Atıyor Aslında

Şimdi bu çocuk Avrupa Kupası'nda hem oynuyor hem gol atıyor ya, acaba diyorum devre arasında bize gelir mi yine kiralık. Avrupa'da oynamaması da sorun olmaz bu sefer.

Bizden uzak olsun, biz izleyelim...

Sarı-Siyah-Beyaz


Sarı-siyah renkli Aris tribünleri, bir 3.renk eklemişler; beyazı da koymuşlar stadyuma. Konfetinin siftahçısı sayılan Arjantin'in bayrağı da dalgalanıyor bu esnada. Tabi ki konfeti kültürüne bir saygı olsun diye değil; tahminim hocaları Hector Cuper için. Cuper onlara dün gece bir A.Madrid zaferi yaşattı.

Sebep-Sonuç İlişkisi

Soru: Bir duran topun başına Guti geçerse ne olur?

Cevap:Bu olur

Ceza sahası içindekilerden biri tribüne doğru koşmaya başlar.

Perşembe, Eylül 16

Kazanan Srna


Gönül isterdi ki, Mehmet Topal'dan sonra bir başka eski Galatasaraylı, güzel adam İliç de Şampiyonlar Ligi'nde maç kazansın. Ama olmadı.

Partizan deplasmanda iyi direndi. Ama tek golle yenildi. Gol bir duran toptan geldi. Srna o meşhur serbest vuruşlarından birini kaleye yolladı. Golden sonra İliç'in bir pozisyonu vardı ama top kaleye girmedi.

Hırvat Srna'nın golüyle Sırplar kaybetti. Partizan bu grupta 3.olur, bu grupta 3.olsun.

Salı, Eylül 14

Bursaspor Arenaya Çıktı


- Sonuç ne olursa olsun; Şampiyonlar Ligi Bursaspor'a hayırlı olsun.

- Bursaspor çok durgun, tribün çok durgun.

- Ertuğrul Sağlam: "Cezayı kestiler."

- Volkan Şen çok büyük hayalkırklığı.

- 6.dakikada Ankaragücü'nün adının bağrılması şaşırtıcı değil tabi ama Şampiyonlar Ligi'nde Ankaragücü'nün adını duymak ilginç oldu.

- Bursaspor'un kilidini açan gol de 16.dakikada geldi. Kısmetsizlik.

- Mehmet Topal ilk Şampiyonlar Ligi galibiyetini Türkiye'de almış oldu.

- Ivankov kötüydü.

- Bursaspor çok yeni takım, Svensson, Nunez, Insua, Stepanov.. Hepsi yeni. Daha vakit var. Hedef maçı zaten Rangers maçları.

- Grubun gol yiyen tek takımı Bursapor.

- Bütün yıldızlarını satan Valencia için özgüven yükselten bir deplasman galibiyeti oldu.

- Ertuğrul Sağlam'ın kısa bir Avrupa Kupası karnesi var ama farklı yenilgi sayısı çok fazla.

- Savunma yapmakla rakibi beklemek arasında ince bir fark var.

- Ömer Erdoğan son Avrupa Kupası maçında yine bir İspanyol'a karşı oynamıştı. Villareal deplasmanında 3 gol yemiştik. Kaptan 5.5 sene sonra farklı bir mağlubiyetle Avrupa arenasına geri döndü.

- Tino Costa; yeni Jaja Coelho

Sen Hürriyet Ağabey misin?


Bir futbolcunun anlatacak ilk anısının aşağıdaki satırlar olması ne kadar güzel. 4-4-2 dergisinde Hilal Gülyurt sormuş, Ankaragücü kaptanı Hürriyet cevaplamış. Soru; "futbolla ilgili en güzel anın hangisi?". Buna verilen cevap yüzde 99, ilk atılan gol, ilk çıkılan maç veya saha içinden bir diyalog, belki alınan bir kupadır. Oysa Hürriyet'in futbol anısında ne bir gol ne bir kupa ne bir forma var:

" Bir gün koşarak okulda sınava giderken çocuklar önümü kesip "Sen Hürriyet ağabey misin?" deyip, "Maç yapalım" diye etrafımı sardılar. Söz verip ellerinden kurtuldum. Sınavım bitene kadar 7 kişi olmuşlar. Yanıma verdikleri çömezlerle beni 10-9 yendiler. Betonun üzerinde beni mahvettilerHer tarafımı çürük içinde bıraktılar. Bir de "Ağabey sana birşey olmaz" diyor keratalar. Onlar bile mimlemiş beni!"
Süper Lig'in çocuklarla maç yapan bir takım kaptanı var. Ve bunu en güzel anısı olarak sayıyor.

Bir Gün Herkes Bursasporlu Olmuştu

Bu takımı hatırlıyordur herkes. Özellikle doğum tarihi 1987 ve öncesi olanlar çok iyi hatırlar. Çıtır haliyle Baliç, Stallone tarzıyla Gançev, timsah Mususi, Kubilay Türkyılmaz'ın bir ufağı Ercüment, kıvırcık Selim....

Bursasporlular o takımı, o sezonu, o heyecanı daha iyi anlatır , anlatmış da zaten. Bizim için önemi şudur;sanırım herkesin hep birlikte rakibini yenmesini istediği son Türk takımı bu takımdır. Üzerinden 15 sene geçince futbol algısı değişiyor. Bursaspor, ülkeye bir yaz sezonu rüyası yaşatmıştı. Bütün millet Bursaspor'u desteklemiş, onlarla gülmüş, Karlsruhe maçında onlarla birlikte yıkılmıştı. Bizim kuşağın içinde ufak bir Bursaspor sevgisi, sevgi yoksa da saygısı, varsa payın büyük kısmı bu takımdaydı.

Bugün, Bursaspor, Valencia ile karşılaşacak. Muhakkak 15 sene önceki gibi olmayacak. Şampiyonlar Ligi ile İnter-toto'nun havası çok farklı. Inter Toto o yaz çok fazla ilgi görmüştü Türkiye'de.

Kral Anıldı


10 numaralı formanın sahibi dün 19.defa anıldı.

Anılırken iki tane parçalı forma Alpaslan Dikmen Tribünü'ne çekildi.

Formanın şu andaki sahibi, 10 numarayı giyen kaptan, tribünde maçı izledi.

19.ölüm yıldönümünde maçın tek golünü, geçen sene 19 numarayı giyen cool topçu attı.

Bir sonraki 13 Eylül'de, maçımızı forma sponsorunun adını taşıyan stadyumda oynayacağız.

Galatasaray 1-0 Gaziantepspor


Dün maçtan çıkarken hepimizin dilindeydi; 1-0 yetmez ama evet. Bugün Fanatik'in bu manşetle çıkması tesadüf değil. Galatasaray futboluyla tat vermiyor ama bu futbolla alınan 3 puanlar değerli. Fenerbahçe ile aynı puandayız, Beşiktaş'ın 3 puan gerisinde. Rakiplerimiz bunlar oldukları için değil, hafta sonu derbi oynanacağı için olumlu bir tablo var.

Tablolar, skorlar olumlu ama sahada olumsuzluklar daha fazla. Futbolcu ve hoca eleştirmeyi bir kenara bırakarak olumlu tarafları saymakta fayda var.

Neill, Kewell ve Baros üçlüsünün bu takımda olması çok büyük şans. Bu futbolcuların futbol kalitesi bir kenara, lider karakterleri, sahaya bakmak için bir neden haline geliyor.

Bir diğer yabancı, en yeni yabancı Misimoviç ilk maçında soğuk ve durgun değildi. Fakat bir Galatasaray klasiği olarak, gelen yabancının ilk maçında gol atması gerekirdi.

Insua ise haftalardır çekilen Hakan Balta çilesinden sonra, çok daha iyi bir sol bek izlettirdi. Üstelik sağ tarafta da Ali Turan olunca takımın açık ara en iyi beki oldu ilk maçında. Yine de eksikleri göze çarptı, arkasına çok adam kaçırdı ve fiziksel olarak bir çok pozisyonda zayıf kaldı.

Bir başka iyi şey, maçı izlemeyenler belki inanmayacak ama, Aydın Yılmaz'ın oyuna girişiyle takımın hareket kazanması. Aydın, belki de son 2-3 yılın en etkili futbolunu oynadı. Gerçi geçen sene Netenya maçında da iyidi ama devamı gelmemişti.

Bir diğer güzellik, Servet'in haftalar sonra top oynaması. Bu sefer gerçekten iyidi, 2008'de şampiyonluğu getiren Servet'e yaklaştığı maçlardan biri oldu.

Bazı sıkıntılar olduğunu hissediyoruz ama bunları yazmak içimden gelmiyor şu an. Dün keyifsiz bir maçı gülerek-eğlenerek izledik. Artık maç atmosferine kendimizi fazla kaptırmayınca, takımın olumsuzlukları da gözümüze pek çarpmıyor. Fakat takımın "Arda'sız oynayabilmeyi becerebilme" çabası içinde olmasını isterdim, bu pek gerçekleşmedi.

Tribün, bir pazartesi günü, bayram dönüşü referandum sonrası ağzına kadar doluydu. Buna rağmen biliyoruz ki, 2-3 hafta sonra, "ortalama 12.000 seyirciye oynayan Galatasaray" haberleri çıkacaktır.

Taraftarın takıma katkısının ise artık tartışılacak bir tarafı kalmadı, çünkü sonuç alınacak bir noktada değiliz. Yeni stada geçen kadar bazı aksaklılar olacaktır.

Gaziantepspor'u tıpkı geçen sene olduğu gibi, yeni yabancılarımızın kadroya girdiği bir maçta, tek golle, zar-zor yendik. 3 puan güzeldir.

Pazartesi, Eylül 13

Bizim Takım


Şimdi diyeceksiniz, "ey birader takım dün final oynadı sen hala yarı final maçından bahsediyorsun" haklı olabilirsiniz. Ama bu maç çok daha önemlidir.

Yazılacak çok şey var ama çoğunu es geçip 1999'a dönelim. Sırbistan maçını Bodrum'da izledim. 1999 yılında yine Bodrum'daydık. Haziran ayında Eurobasket oynanıyordu, rakip İtalya'ydı. Bütün turnuva boyunca müthiş bir basketbol oynayan Kerem Tunçeri (20 yaşında henüz), İtalya maçının son saniyesinde bir top kaptırmıştı ve kazanan İtalya olmuştu. O maçtan sonra İtalya şampiyonluğa ilerlerken Türkiye daha fazla ilerleyemedi. O İtalya'nın başında Tanjeviç vardı.

2001, bu sefer bizim ülkemizde, bu sefer eylülde. İnanılmaz bir sinerji. İtiraf etmek gerekir ki 2010'dan daha coşkuluydu. İspanya maçından, Almanya maçına her maçın bir hikayesi var, bizi yıkan maç final maçı. Tutuk, renksiz, ve durgun bir maçta Sırplar bizi yenip şampiyon olmuştu.

2006'da bu sefer ümitler, Semihler, Ersanlar, Cenkler çıktı Sırplar'ın karşısına yine finalde. Yine yenildik. O takımdan çok umutluyduk, umutlu olmakta ne kadar haklı olduğumuz bu yaz ortaya çıktı.

Yıllardır ego savaşlarıyla ve iç çekişmelerle kendini sevdirmekten uzaklaşan bir takım, 2010'da (aslında 2009'da) kendini tekrar sevdirmeye başladı. Ve tekrar sevilirken bu sefer Sırplar'ı da yendi. Önemli olan buydu. Makus talih kırıldı.

Bu turnuvada çok büyük sürpriz olmazsa ABD final oynayacak diyorlardı, öyle oldu. Önemli olan ABD'nin karşısına kimin çıkacağıydı. Biz çıktık. "Ötekiler"in en iyisi biz olduk.

Biz kavramı da önemli. Bakmayın öyle dolu Sinan Erdem tribünlerine. Türk basketbolunu kovalayan insanlar biziz. Belki baya ukalaca bir laf olacak ama bu başarıda küçük de olsa bizim de payımız var. Ya da şöyle diyelim, bu başarıya sevinme hakkımız var.

Ömer Aşık ismini ağustos sonu Sinan Erdem'de öğrenenler ile Ömer Aşık'ı Alpella ile Caferağa'da izleyenler arasında fark olacaktır.

Semih Erden'in adını Murathanoğlu remixinden öğrenenler ile İpekçi'de yıllar önce oyananan derbide 17 ribaund alıp maç kopardığınıı hatırlayanlar arasında fark olacaktır.

Üstelik şahsen benim için futbol, basketbolun önündedir. Bazıları gerçekten basketbol emekçisidir. İstanbul'un en kuytu yerlerine yapılan salonlara her hafta gidenler onlar, altyapı maçlarını takip edenler onlar. Birçoğu bu turnuvada Sinan Erdem'de maç izleyemedi ama kesinlikle o "biz" hazzını yaşıyorlar.

İkincilik güzeldir, candır. Turnuva hoştu.Umarım devamlarını yaşarız.


Pazartesi, Eylül 6

Artist Takımı


Bir Trabzonsporlu arkadaş yaklaşık 4-5 ay önce Tribündergi'de yazmış, şimdi tekrar hatırladık, ekleyelim dedim. Umut Sarıkaya tasvirleri gibi:

"galatasaray da tam artist takımı oldu ha

lucas neill , harry kewell , milan baros , frank rijkard , arda turan , elano blumer , leo franco , emre aşık , kader keita , shabani nonda

yöneticileri haldun bile bir artist , atkılar kıyafetler saçlar filan. yok efendim burcu esmersoy'la muhabbeti olmuş bilmemne. twitter'da yazmış hakkında..

hep böyle marka marka adamlar , isimlerde bir canlılık.. biri bana gelip dörtbinbeşyüz liraya milano'dan lucas neill marka saat aldım dese yerim yani.. magazin magazin yakışıklı adamlar ve onların seksi pozları , kız arkadaşları filan yani , lucas neill be abi. bir almitu bekele değil.

bizim yöneticiler de necmettin aytekin , yok hacıosmanoğlu , yok ilyas emice..

oyuncular

razundura tjikuzu. karısını döven umut. efendime söyliyim ben , silah , tüfek ve bilimum mühimmat koleksiyoncusu egemen. şişman sevgilisi olan sınıfın pısırık çocuğu cale.

cengiz kurtoğlu fanatiği tayfun cora."

Az Kaldı


- Yengem, İbrahim Kutluay ve Hidayet Türkoğlı dışında basketbolcuyu bilmez. Belki Mehmet Okur ve Efe Aydan. O bile dün bütün günü; "bizim çocuklar ne yapacak acaba, Allah güç versin" diyerek geçirdi. Bir milli takımın asıl görevi budur aslında ve bu milli takım bunu başardı.

- Hele bir de kenarda futbol milli takımını görünce, basketbol takımımızın değerini daha iyi anladım.. Esenler Tayfa eşorfmanları giyip gelmiş Sinan Erdem'e.

- Takımında Sinan Güler gibi sporcun olsun, derdin kalmaz.

- Alpella Ömer.

- Burası biraz ergenlik kokacak; şimdi birçok kişi maçlara gidiyor, bilet arıyor. Bu insanların çoğu ilk defa basketbol maçına gidiyor. İlgi artsın tabi, hoş olur. Ama şöyle de bir gerçek var, 500 kişilik Galatasaray - Banvit, Fenerbahçe - Oyak maçlarına yine biz gideceğiz. Sonra bizim adımız "apaçi"ye çıkacak. Ömer Aşık'ı NBA'e gitme arefesinde tanıyanlarla ona "Alpella Ömer" diyenler arasında fark olacaktır.

- Son yazdığım; Kadıköy öncesi UA'dan kardeşelerimizin bize; "biz deplasmana giderken siz yoktunuz, herhalde Kadıköy biletleri bizimdir" demesine benziyor aslında.

- Sinan Erdem güzel olmuş gözüküyor. İstanbul'da bir salon değil de sanki bir Euroleague salonu gibi.

- Başbakan Ömer Onan: "Hesap yapanlar gidiyor."

- Dün iyi rotasyon yaptık.

- 47-56-65-77-40-77. Bu rakamlara bakarsak, 80 sayı atarsak kazanırız.

- Fakat şu da var; Fransa dışarıdan yüzde 50 ile oynadı. Slovenya onlardan daha şutör bir takım (şutör takım). Tehlikeli olabilir.

- Kerem korkuttu. Bundan 3-4 sene önce Kerem'in bir milli maçta yer düşüp bizi korkutacağını düşünmezdim.

Cumartesi, Eylül 4

Hırvatlar Dönüyor, Sırplar Devam


- İstanbul'da arka arkaya Hırvat ve Sırp marşları çaldı. Balkan atmosferini hissettik.

- Yorumcu olarak Caner Eler'i tercih ederdim. Bayülken bizim maçlar için, Caner Eler bu tip hikayeli maçlar için ideal aslında.

- İhsan Bayülken'e baktığımız zaman...

- Sırp takımında da Partizanlı'dan çok Olympiakoslu var nerdeyse.

- Teodosiç saçı sakalı hayat felsefesi olmalı. Hiçbir düzgünlüğü yok. Salmış adam, rahat..

- İlk periyottan sonra maç üst biter dedim ama alt bitti. Sınır 155,5'tu.

- Tribünler boştu. En azından biz ekran başında öyle gördük. Dolu ve ateşli tribünler beklerdik.

- Nenad Kristiç Trabzonlu olabilir.

- Popoviç'in yaptıkları bizi şaşırtmadı.
- Son 2 sdakikada maç 3-4 defa gitti geldi.

Cuma, Eylül 3

3 Puan


- Ukranya formasıyla sahaya çıkan Kazakistan.

- Arda, Ömer'in golünü yemiş. Ömer dediğin adamın Kadıköy'de Fenerbahçe'ye golü var, milli takımda da olmalıydı.

- Bu ses- görüntü farklılığını televizyonlar ayarlamalı. Sene olmuş 2010, hala Levent Özçelik golü bize önceden söylüyor.

- Hamit ne çaktı be.

- Maçı ofiste izlediğim. Ofiste izlediğim son maçta Galatasaray, Belgrad'ı 5-1 yenmişti. Uğurlu geliyor.

- Klasik olsun: 3 puanla başlamak her zaman iyidir.

- Arda da maşallah her milli maçta yazıyor.

- Tuncay hiç yoktu.

- Bu maçlar sevimsiz geliyor bana. Neden bilmiyorum. San Marino düşse bizim gruba zayıf takım kontejanından. Renkli olur San Marino maçları. Ama Kazakistan'a falan alışamadım. Asya onlar.

Perşembe, Eylül 2

İzmirli'nin İzmir'e Yaptığı

2004-2005 sezonu: Karşıyaka - Bursaspor 1-3
2004-2005 sezonu: Bursaspor - Karşıyaka 3-2
2005-2006 sezonu: Bursaspor - Karşıyaka 3-1
2006-2007 sezonu: Karşıyaka - Eskişehirspor 1-2
2008-2009 sezonu: Kartalspor - Karşıyaka 1-0
2009-2010 sezonu: Kayseri Erciyesspor - Karşıyaka 2-2
2010-2011 sezonu: Ç.Rizespor - Karşıyaka 3-0

Arada tek eksik 2007-2008 sezonu. Geride kalan 6 sezonda atılan 7 gol. Golleri yiyen aynı takım; Karşıyaka, golleri atan aynı isim; Mehmet Al. Mehmet Al İzmir doğumlu, memleketinin takımının canını acıtıyor. Bugüne kadar hiç İzmir takımlarında oynamadı, Bursaspor alt yapısından çıktı. Bu sezona da iyi başladı.

Çılgın Türkler / Çılgın Porto Rikolular


- Birbirine benzeyen iki takım. Bir günü diğerlerine uymuyor. İki taıkım da yenebilirdi, biz yendik. Biz bu sene daha bir sakin ve akıllıyız.

- Ömer Onan diyorum yine. Saygı.

- Ömer Aşık o serbest atışları atsa çok rahat bir maç izlerdik.

- Barea'nın maç başında attığı üçlük ne kadar güzeldi.

- Ersan iyi güzel de o laubali atış yakışmadı.

- Murathanoğlu ne zaman "Semih Erden" dese biz de "Semi Semi Erden" diyoruz içimizden. Bilinçaltına yerleşmiş.

Çarşamba, Eylül 1

13 Numara Lula


Brezilya Devlet Başkanı Lula'nın elinde tuttuğu forma Corinthians takımına ait. Uğursuz numarayı başkana vermişler. Takım, bu sezon 100.yılını kutluyor. Taraftar şampiyonluk bekliyor.

Brezilya'daki çoğu takım 1920'lerde kurulduğundan 100.yılını ilk kutlayan takımlardan biri siyah-beyazlılar. 100.yılda şampiyon olarak tarihe geçebilirler. Ya da Brezilyalılar'ın hiç umrunda değil, çok bilmiyorum.

1998 Sahaya İndi


Fransa'nın dünya şampiyonu olan kadrosunun kalecisi, kaptanı ve yıldızı sahaya indi, idmanlara başladı.

Tanjevic'in Günü


- Tanjeviç'i kimse sevmiyor. Hataları muhakkak vardır ama şu bir gerçek, Tanjeviç, 6 senedir burada ve 6 senedir bugünü bekliyordu. Hem milli takımda hem Fenerbahçe'de bugünü hazırlıyordu. Fenerbahçe'de saçma gözüken o mağlubiyetlerin hepsi bu gün içindi. Dün sahada yer alan kadroyu o yarattı. Fenerbahçe'nin İpekçi'de boş tribünler önünde oynadığı maçlarda bile bu takım için, bu sene için, bu ay için uğraştı. Denedi, üzerine titredi, uğraştı, oldu olmadı sırf bu nedenle maç bile kaybetti. Semih, 2 Ömer, Oğuz.. Hoca çok şey kattı onlara.. Ve sanırım yavaş yavaş meyvelerini alıyor. Kaybederken yerin dibine sokulan Tanjeviç'ın bunda emeği yok demek çok üzücü.

- Hatta şu da var, dün NTV'de yorum yapan İhsan Bayülgen ve Çetin Yılmaz gibi hocalar, Tanjeviç'e hak veren açıklamalar yapmış, e o zaman biz daha ne diyeceğiz.

- Ersan güzel adam. 2006 İzmir takımından, Ömer Aşık, Oguz, Ersan, Semih sahada, Cenk Akyol kenarda havlu sallıyor.

- Dağ başını duman almış, tam zor zamanlarda söylenecek bir tezahürat, marş. 17 Mayıs 2000'de billinçaltımıza oturdu.

- Bütün bir devre çok iyi oynayıp, soyunma odasına sadece 2 sayı farkla girmek büyük talihsizlikti, neyse ki devamı gelmedi.

- Hakemler iyi değildi ama çok da kötü değildi. Murathanoğlu'nu çok severiz ama her milli maç hakemleri ön plana çıkarması en azından benim için rahatsız edici.

- Kaç tane smaç yaptı bizim çocuklar öyle.

- Yunanistan'ı içeriye hiç sokmadık. Çok iyi savunma var. Çocuklar savunmayı kendi yapıyor zaten, hocanın bildiği bir şey değil(!).

- Takım, takım olmuş. O eskiden "ben saçımı sarıya boyamam" diyenler, "o varsa ben yokum" diyenler yok artık. Futbol milli takımı koptu gitti bizden, bu takım tam koparken tekrar kalbimize girdi.

- Mücadele sonundaki sahneler güzeldi.

- Yunanistan'ı 29 sene sonra ilk defa yenmişiz.

- Başbakan Ömer Onan...

- Spanoulis sakalı.