Perşembe, Ağustos 2

No Country for Old Men


No Country for Old Men vizyona girdiği 2008 yılında çok dikkat çekmişti. Kadro da çok sağlamdı. Coen kardeşlerin imzası zaten yeterli bir referanstı. Javier Bardem, Woody Harrelson, Tommy Lee Jones kadrosu da göz alıcıydı. Yaklaşık 10 sene boyunca beklettiğim film, her geçen sürede beklentimi yükseltti, merakımı arttırdı.

En sonunda izledim. Beklentimin altında kaldığını itiraf etmem lazım. Fakat yine de sağlam bir film buldum. Temposu çok yavaştı. Oysa heyecanlı bir kurguya sahip olduğu için izleyeni daha yukarıda tutabilirdi. Bazı dönemlerde uyumamak elde değildi.

Filme bir tür bulmak oldukça zor. Suç filmleri listesinde yer alabilir. Fakat ne kadar modern zamanlarda geçse de bir Western tarzı var. Post-modern Western. Haydut Chigurh rolünde Javier Bardem sınırları zorluyor. Sinema tarihinin en pasif-agresif/psikopat karakterlerinden birini izliyoruz. Zaten Coen sineması, bu tip karakterlere çok fazla yer veriyor. Bütün replikleri, tavırları, eylemleri bir yana o saç tarzıyla gereken korkuyu salıyor. Fakat saç konusunda filmin yıldızı Josh Brolin. Onu buradaki saç tarzıyla çok fazla filmde görmemiştim. Orta-uzun saç yakışmış. Film boyunca kafasında yer alan şapkayla da bu post-modern Western'in kovboyu... Bir de yaşlı şerifimiz var.

Yine de Coen'lerin filmlerini sıralarsam ortalarda yer bulur. Roman uyarlaması olduğunu öğrenmem de ekstra üzüntü yarattı. Keşke kendileri yazmış olsaydı. Fakat yine de standart üstü bir film olduğunu kabul etmek gerek. Filmdeki üç ana karakterin de yan yana sahnelerinin olmaması muazzam bir iş mesela. Filmin bir 'kovalamaca' senaryosuna sahip olduğunu düşününce hayretimiz artıyor.

Birbirinden farklı bu üç karakterin, bazı kavramları temsil ettiğini düşününce film büyük bir anlam kazanıyor. Tabi bu temsiliyeti seyirci karakterlere kendi veriyor. Bir varsayım, çıkarım. Yoksa filmin bir temsil kaygısı bulunmuyor. Varsa da göze sokmuyorlar ve yönetmenler çoğu sahnenin çekim tekniğinde tarafsız bir anlatım sunuyor. Düşünmeyi seyirciye bırakıyorlar. Belki de temponun düşüklüğü de bu çekimlerden geliyor. Fakat kurgu ilerledikçe, daha doğrusu karakterlerin zaafları veya alışkanlıkları ortaya çıkınca seyirci ister istemez bazı kavramları onlara aftediyor. Bu da çatışmayı-kovalamacayı daha felsefik bir hale getiriyor. Zaten seyirci bunu yapamazsa filmden hiç tat alamaz, zira klasik bir 'suç' filmi olmadığını en başından hissediyoruz. Üstelik bir western filmi ezberine de sahip değil. Üç karakter de türün klasik tanımlarına uymuyor. Şerif yaşlı ve  pısırık, kötü adam aslında tutarlı,, ilkeli ama biraz da psikopat, başkahraman ise zaaflarıyla dolu... 

Yani her şekilde izlemesi zor bir film. Fakat derin bir yapısı var. Yine de sinemanın tek amacının derin bir anlatım sunmak olduğunu düşünmüyorum. Bu da bir tarzdır ama izleyeni koltuğa mıhlamak da gerekiyor. O nedenle No Country for Old Men'in bazı eksikleri var ve puanı düşük. Düşükten kasıt ise birçok filmin ulaşamayacağı seviyede...


Hiç yorum yok: