Pazar, Nisan 8

Aynı Anda 5 Maç




Eskiden olsa bugünü keyifle beklerdim. Aynı anda 5 maç. Düşenler kalanlar. Normal bir lig oynasaydık, şampiyonluk yarışı, şampiyonlar ligi. Güzel bir heyecan, dün takip edenler keyif almıştır, Samsunsporlular hariç.

Fakat biz bugünü (dünü) daha farklı bekledik. İşin içine girince başka oluyor. Aynı anda 5 maç, hepsi final gibi. Hatta bir de Göztepe-Kasımpaşa. Fena yorulacağız, nasıl geçecek diyerek 1 haftayı geçirdik.

Gün başladı, maçlar başladı, hiç de tahmin ettiğim gibi olmadı. Evet yoğundu ama güzeldi de, keyif yine aynı kaldı.

Alex'in oğlu Felipe ile başladı, gideceğim, gideceğim, yok abi gideceğim, hakkınızı helal edin diyen Mesut Bakkal ile sona erdi.

Arada Bursaspor'a Bursa'da gol atan eski Bursasporlu Muhammet, Uğur Boral ve Serdar Özkan'ın kaçırdığı goller, Samsunspor tribünün yaptığı koreografi, ilk 8 dışında kalan sempatik Gençlerbirliği, 2 sene sonra ilk golünü atan Tello ve diğerleri vardı.

Demek ki herşeye rağmen hala bu oyunu ve ligi seviyoruz. Eskisi kadar ciddiye almasak da...

Cumartesi, Nisan 7

Son Maç


Bütün sezon, özellikle ikinci yarıyla birlikte çok dilendik. Bitti. Ankaragücü, Süper Lig'de son maçını oynadı. Son maçında da 5 gol yedi. Bir daha ne zaman bu seviyeye çıkarlar belli olmaz. Fakat futbolcuların emeği her zaman akıllarda kalacak. Belki onlar Ankaragücü'nden önce çıkarlar Süper Lig'e.

Çile Bitmedi



- Beşiktaş'ın çilesi bitmedi. 6 maçı daha var. Nerede o eski sezonlar.

-
Karabük'ün kale arkası , 2001'deki Saraçoğlu.

- Keyifli maç olur dedik yanıldık. İyi maçtı aslında ama biz de konsantre olamadık.

- Gereksiz maçlar serisi.

- Ateşin Melekleri.

- Ragued- Rüştü pozisyonu, ilahi adalet. Tabi ki kimse sakatlanmasın. Sağlık önemli.

- Lassa ile en sağlam defans geyiği bitmedi hala.

- Cernat-Mehmet Yıldız'ı izlemek müthiş. Ki Mehmet Yıldız'ı sevmezdim hiç.

- Ya hep Ja hiç

- Bülent Korkmaz'a tebrikler. Küçük takımın büyük hocası.

- Tayfur da başlamış hemen bahanelere. Ortada sene başında kurulan bir takım var, sorumluluğu alan yok.



- Play-Off 28

- Kırmızı kartlar işe yarar. Bize.

- Fernandes'i üzmeyin. Ya da üzün lan bana ne..

- Karabük iyi de 9 kişilik Beşiktaş'ı daha çok zorlamalıydı.

Cuma, Nisan 6

Siyah-Beyaz Gelenek




Carvalhal'in kovulduğunu öğrenince çok şaşırdım. Tamam , benim de çok beğendiğim bir teknik adam değil ama şurada 6 maçlık bir play-off kalmış, lig devam ediyor. Neden böyle bir şey yapılır ki?

Beşiktaş'ta bunlar oluyor. Başkan geldi mi hoca gider. Süleyman Seba'ya yaşımız yetmez, seçildiği zaman ne yapmış bilmiyorum. Ama Serdar Bilgili de böyle bir hamle yapmış, gelir gelmez Briegel'i postalamıştı. Lig devam ederken. Üstelik Brigel'in Beşiktaş'ı, 12 maç üst üste kazanarak Galatasaray'ı yakalamak üzereydi. Sene 2000.

12 haftada 2 maç kazanan Carvalhal 1 hafta kalabildi Fikret Orman ile. Bilgili-Briegel birlikteliği biraz daha uzun sürmüştü. 1 ay belki.

Yıldırım Demirören 30 Mayıs'ta geldi. Lucescu gitti gidiyordu zaten. Karışık bir dönemdi. Onu buraya katmak mümkün olmayabilir.

Peki başlık niye siyah-beyaz. Çünkü bu olay sadece Beşiktaş'ta olmadı. 2010 yılında Altay da bunu yaptı. Normal sezonun son haftasında play-off için takımın başına Güvenç Kurtar geldi. Üstelik onların play-off'unda herkes 0 (sıfır) puanla başlıyordu. Sonuç; Altay bir daha o günkü kadar yaklaşamadı Süper Lig'e. Güvenç Kurtar da sanırım takımı çıkartamadığı için 3 maçlık parasını almadı.

Orman'ın farkı, Tayfur Havutçu daha maça çıkmadan sözleşmeyi uzattı.

Diamantidis Taşıdı






- Panathinaikos sempatim her geçen sene artıyor.

- Diamantidis'den bağımsız olmaya başladı.

- Jasikevicius'u canlı izledik geçen sene.

- Bir ara telefon çaldı, bir geldim Panathinaikos öne geçmiş. Yoksa çok kötü başladılar.

- Eskiden Yunan tribünlerini "abi aralarına kız almıyorlar, herkes apaçi" diye överdik, şimdi ablalar var.

- Salonda Olympiakos'tan daha iyiler.

- Papaloukas'ın bu salonda maça çıkması, güzel hikayeler.

- Kaymakoğlu & Berberoğlu

- Panathinaikos aklıyla oynuyor. Kaymak'ın 2de sıfır atmasından önceki hücum ne güzeldi.

- Son dakikalar kaç dakika sürdü?

- Maç bitince yanan meşaleler.

- Türk hakem

- Eurolig iyi babalar.



Perşembe, Nisan 5

Bu Sefer İyi


Her zaman Işıl'ı kötüleyecek değiliz. Bazen hakkını da vermek lazım. Dün Kayseri Kaski'ye 14 sayı atmış. Kaski deyip geçmemek lazım, Euro Cup'ta final oynadılar. İlginç bir takım.

Işıl'ın attığı 14 sayı şu açıdan önemli, 18 Aralık 2010'dan sonra ilk defa bu kadar yüksek sayı attı. O gün İstanbul Üniversitesi'nde 15 sayı atmıştı. Tabi bu istatistikler lig için geçerli. Belki Avrupa'da(!) veya kupada daha çok attığı olmuştur.

Bu arada yazıyı bir daha okuyunca, övüyormuşum gibi olmamışım. Olsun, Işıl bizim canımız, severiz de överiz de...


Tek İngiliz




- Maç tercihi İlker Yılmaz kardeşimden.

- Real maçının spikerini sevmedi Londra'ya döndü.

- Bu maçı Cem Yılmaz anlattı, beğenerek izliyoruz.

- İngiltere'nin tek temsilcisi, gururu Chelsea.

- Maç öncesi Chelsea tribünleri çok güzel ve heyecanlıydı. Maça olan ilgimizi yükseltti.

- Maç 37.dakikada Maxi Pereria'nın kırmızı kartıyla ara verdi, son 5 dakika yine başladı.

- Hakem çok kötüydü.

- Bir penaltı, bir kırmızı kart.

- Benfica turu ufak farklarla kaybetti aslında.

- Maçın son 5 dakikası işte.

- Portekizi yıkan Portekizli.

- Roberto Di Matteo'nun örnekleri Türkiye'de çok fazla. Emanetçi hoca ol, başarılı ol.

- David Luiz'i sevsem mi sevmesem mi bilemedim.

- Maçtan aylar sonra aklımda kalan tek şey Ramires'in kaçırdığı gol olur.

- Torres'e çok fazla yükleniyor sanırım, çok iyi oynadı. Golü de başkası atsın.

Çarşamba, Nisan 4

"Basketbolcular Çirkin Oluyor Ya"

Babkina, tanımıyorum, Taylor... Sivil kıyafet ile Caferağa'dalar.

Kral Gibi




"Antalya'da kral gibi yaşıyorum. Burada herşey bana açık büfe. Göt korkusundan kimse benden para alamıyor"

4-4-4 Mart 2012 Sayısı

Salı, Nisan 3

My Left Foot




Film fena değil. Yani böyle filmler hakkında kötü konuşmak istemiyorum ama benim tarzım değil. Senaryodan yana bir durum. Senaryo, kitaptan uyarlama tabi ki. Adam yazar.

Ama herşey bir yana, bir yönetmen Jim Sheridan ve oyunculuk Daniel Day Lewis başarısı var. Hatta yan rollerdeki abiler kardeşler de çok iyi. Hatta bir tanes Baros'a benzeyen vardı, sempatikti.

İrlanda sinemasının şanına şan katmış bu film. Düşük bütçelinin de düşük bütçelisiymiş. The Commitments ve In the Name of the Father bundan sonra geliyor.

Tabi bu filmin adını duyup da Hagi ile Prekazi espirisi yapmayanı dövüyorlarmış. Biz de yapalım, adet yerini bulsun.


Galatasaray 92-81 Beşiktaş




Salonun önüne geldiğimde rahatlıyorum. Bazen maça gelememe ihtimallerim oluyor. O yüzden maç öncesinden kestiremiyorum salona gelip gelemeyeceğimi. Uzun koşturmalı süreçlerden sonra kendimi İpekçi'nin avlusunda bulunca huzur dolu oluyorum.

Artık maç saatleri gündüze denk geliyor. Daha doğrusu gündüz saatlerinde, hava güneşliyken, güneş batarken salon yolunda oluyoruz. Ne güzel. Yakında kısa kolllularla da maça gideceğiz. Maçı izlediğimiz yerin kapalı alan olması hoş değil aslında ya neyse. Seviyorum İpekçi'yi.

Seviyorum İpekçi'ye geleni, İpekçi'de oynayanı. İnsanların ayağı iyice alıştı. İnsanlar bu takım için gelmeye başladı. Pazartesi günü normal sezon maçına kim gelirdi eskiden? Derbi mi? Geçen sene Beşiktaş ile oynanan play-off maçında bu kadar insan yoktu.

Artık keyif olmaya başladı. Herhalde son zamanlardaki en rahat maçımızdı. Şutlar beklediğimizden daha yüzdeliydi. Savunma güzeldi. Ship'i özlerken, Göksenin'i ararken sahada Nihat'ı gördük. Ben önce kim olduğunu anlayamadım. Maça da garip başladı. Takımı hiç bilmiyor tamam ama kendisini de bilmiyor gibiydi. Sonradan toparladı. Maçın en skoreri oldu. Takıma alışınca ne olacak? Müthiş olacak.

Mehmet Yağmur yine bir Galatasaray maçında azdı. Cevher de yine bir Galatasaray-Beşiktaş maçında azdı. Neyse ki bu sefer forması sarı-kırmızıydı.

Yalnız sahadaki takıma pek alışamadım. Tutku, Andriç, Furkan kenarda. Cevher ile Dedo baya süre aldı. Bu arada Shumpert abim, topu 6 kere eline aldı herhalde, üçünü dışarıdan, ikisini içeriden soktu birinde de müthiş bir asist yaptı.

Dışarıdan 27'de 17 atmışız. Beşiktaş da 25'te 13. Aslında onlar da fena atmıyor ama biz öyle yüzdeli oynadık ki Beşiktaş'ın iyi yüzdesi eridi. Galatasaray yüzde 54 ikilik atmış, yüzde 62 üçlük. Beşiktaş yüzde 50 ikilik atmış, yüzde 52 üçlük. İki takımın da dış atışları daha iyi. Gerçekten ilginç bir maç.

Maçı uzun uzun yazayım diyorum. Hakediyor çünkü. Güzel maç oldu. Ama bir yandan da bende kalsın diyorum. Gelenler anlar. Nispet gibi olacak ama olsun. Burada olmayı seviyorum. Antalya maçında "bu takımın yenilgisi de güzel" demiştik. Beşiktaş maçında derbi galibiyeti de gördük. En son geçen sene play-off'ta yaşamıştık derbi galibiyeti. Şimdiden play-off heycanı sardı. Güneşli havalarda, kısa kollularla...

Pazartesi, Nisan 2

Ahkam




Çok biliyoruz ya. Ahkam kesmekte üstümüze yok. Mesela en çok bildiğimizi sandığımız şey; futbol.

- Türkiye'de futbolcular çok para kazanıyor, o yüzden yurt dışına gitmiyorlar.

- Salak abi bunlar, çok parayı düşünmeyeceksin, kariyerin önemli. Avrupa'da oynamak varken...

- Abi bir de bunlar en ufak sorunda takımdan ayrılıyor. Bak mesela Ergin Keleş, Ankaragücü'nden ayrıldı Karabük'te yedek. 3 ay oyna Ankaragücü'nde ilk 11'de ne olur yani. Çalış çabala, geliştir kendini

Bunları diyen biz (ben) kendi hayatımızda bunları gram uygulamıyoruz. Nerede rahatlık, nerede boşluk, ciddiyetsizlik orası daha cazip. Kariyer sikimizde değil. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın. Yedek kulübesinde oturayım, paramı alayım yeter.

Ya da zora girip kendimi kanıtlayacağıma, alışılmışa devam ederim, bir de hakettiğimden çok kazanıyorsam zaten yeter. Ortada çok para varsa, kaliteli işten cayarız, mesele değil. Bana ne abi, para kazanmak lazım.

İki yüzlülükte, riyada sınır tanımıyoruz. Futbolculya dediğimizi kendimize hayatta uygulamayız. Bilgin Gökberk dinleyerek olmuyor.

Bir de mesela, "kaçalım gidelim, yolda olalım" diyoruz, yazıyoruz. Hassiktir lan nereye gidiyorsun. 1 hafta sosyal hayatından vazgeç deseler, nasıl ya diyorsun. Kaytarmanın yolunu arıyorsun.

Abi haftaya maç var, play-off başlıyor, ama arkadaşlarla içecektik.

Daha; her zaman yaptığın, defalarca yapacağın şeylerden feragat edemeyen, bunlardan geçici süre vazgeçemeyen birisin. Nereye gidiyorsun amk...

Kendimizi güzel kandırıyoruz.

Değişiklik iyidir. Arada farklı şeyler yapmak lazım. İnzivaya çekilmek zaten zor ama geçici kaçış yolları bulunabilir. Hayatını durdurabilirsin. Ömrünün çok ufak bir kısmını herşeyden soyutlanmış şekilde geçirebilirsin ve bunun için dağ evine çıkmana da gerek yok. Güzel olur. Kafayı boşaltır, rahatlatır, aydınlanırsın. Herhalde.

Bahardan önce, yazdan önce, birçok yeni şeyden önce güzel olur. Keşke kışın yapabilseydim. Kışı çok saçma geçirdik. Yorulduk. Hem fiziksel hem ruhani olarak. Senelerdir olmayan şeyler oldu.

Ama bazı şeyleri de oturttuk bu kış. Şimdi ufak tefek şeyler kaldı. Uğruna beklemenin de güzel olduğu günler. Son anlar artık. Bu kış yorulduk baya. Ruhu da, kafayı da dinlendirmek lazım ama süre az. Güneşli günler geliyor.

Son 10 senede, 15 senede yanında olan insanların, geçmişini-yaşadıklarını bilenlerin, seninle gurur duymaya başladığını göreceğin günler. O eşsiz haz geliyor. Kariyer, para, rahatlık çekişmesinden, haz ve gurura geçen bir yazı. Hangileri daha önemli?

Nereden nereye bağlıyorum. Böyle işte. Yapacak bir şey yok.

Kupanın Sahibi


Biz daha farklı senaryo bekliyorduk ama olsun. 2012'de İstanbul'da düzenlenen turnuvada kupayı alan takımı alkışlıyoruz. Seneler sonra anlatırız. Gerçi kız basketbol ne kadar anlatırız, kime anlatırız...

Pazar, Nisan 1

Kahraman Bakkal




- Güzel maç oldu. Ekstradan bir de unutulmaz oldu.

- Murat Yıldırım güzel gol attı.

- Bank Asya'da son hafta kümede kalınırken de takımdaydı, Süper Lig'e çıkarken de. Murat Yıldırım, bayrak adam olmuştur herhalde.

- Samsunspor ligde kalırsa bu maç efsane olur.

- Antalya yine böyle sinsi sinsi küme düşmüştü, 2007'de. Onların da bir Beşiktaş maçı vardı İnönü'de, Murat Şahin'in devleştiği maç.

- Maçın başında Beşiktaş taraftarının "yönetim istifa" şakası. Güldürür.

- Maçın sonunda Antalyaspor'un 7 yabancıyla oynadığı şakası. Öldürür.

- Ekihgo ile Anıl az daha "Samsun'u küme düşüran futbolcular" sıfatını kazanıyorlardı.

- Quaresma'nın herkesi geçip çok kötü vurduğu top, Hasn Şaş'ın efsane Göztepe maçı pozisyonu.

- Play-off olmasa bugün Samsun düşerdi.

- Ertuğrul da kritik oynadı.

- Samsunsporlu Ertuğrul Sağlam.


Altın Kızlar > Altın Set

Ağlayan kız görmeyeli çok olmuştu. En son yarı final serisinde Ayhan Şahenk'te Fenerbahçe'ye yenilen kız basket takımını hatırlıyorum. 2009'du sanırım. O takım eridi gitti. O ruhu kaybettiler. Şimdi yeni gözdemiz kız voleybol takımı.

Final maçını izlemeye gerek duymadım. O kadar saçma bir sistem var ki, maçı izlemeye gerek yok. Altın seti beklemek lazım. Son iki set iyi oynadık. Niye oynadık? Boşuna kendimizi kastık sanki, yorulduk. Biraz diş gösterince, altın sette rakip uyandı. Sinsi sinsi 3-0 yenilsek, sonra bir anda tüm gücümüzle altın seti oynasak daha iyi olurdu sanki.

Sağlık olsun. Sistemin kurbanı olduk. İlk defa Avrupa Kupası'nda final kaybediyoruz. Biz de ne diyeceğimizi, nasıl reaksiyon göstereceğimizi bilmiyoruz. Her zaman final kazanamazsın, final kaybetmek sporun doğasında var.

Maç sonu törenine taraftar damga vurdu. Avrupalılar. Kızları onlar ağlattı. Önce re re re ra ra ra ile salonu inlettiler. Sonra madalyalar takılırken Nevizade. Benim bile gözlerim doldu. Kızların ağlaması normal. Bütün salon alkışladı.

Bu sene ilk defa Burhan Felek'te Galatasaray maçı izlemedim, takım final oynadı. Fenerbahçe'nin bir maçına gitmiştim onlar da kupayı aldı. Bu da böyle bir istatistik işte.