Pazar, Ocak 28

Judgment At Nuremberg



Ülkenin her yerinde ateş vardı. Ezilmişlik, küçük düşmüşlük, açlık vardı. Demokrasimiz vardı, evet ama ilgili kişiler tarafında yıpratılmıştı. Hepsinden önemlisi, korku vardı. Bugünden korku, yarından korku, komşulardan korku ve kendimizden korku... Ancak bunu anladığınızda Hitler'in bizim için ne ifade ettiğini anlayabilirsiniz. Çünkü o bize demişti ki; "Başınızı dik tutun. Alman olduğunuz için gurur duyun. İçimizde şeytanlar var. Komünistler, liberaller, Yahudiler, çingeneler... Bu şeytanlar yok edilir edilmez, mutsuzluğunuz da yok olacak!"

Hepimizin bildiği günah keçisi masalı. Peki ya içimizdeki bilgililer ne yaptı? Tüm bunların yalan, yalandan da beter olduğunu bilenler ne yaptı? Neden sessiz kaldık? Neden bu işlere bulaştık? Çünkü ülkemizi seviyorduk. Birkaç politik fanatik haklarını kaybetmiş ne yazar? Azınlıktaki birkaç ırk haklarını kaybetmiş ne yazar? Bu sadece bir geçiş süreciydi. Sadece içinde bulunduğumuz bir aşamaydı. Eninde sonunda nasıl olsa bitecekti. Hitler'in kendisi de eninde sonunda bitecekti. "Ülke tehlikede. Karanlıkları aşmak için yürüyoruz. İleri yürüyeceğiz!"

'İleri' çok önemli bir paroladır. Ne kadar başarılı olduğumuzu tarih söylüyor, sayın hakimler. En vahşi düşlerimizi sınırların dışına taşıdık. Hitler'in Almanya'yı saran öfkesi ve gücü tüm dünyayı sardı. Yanımızda bir çok güçlü müttefik bulduk. Bize demokratik olarak verilmeyen şeyler, şimdi elimizdeydi. Dünya, "Devam edin, alın, alın!" dedi. "Sudetenland'ı alın. Rhineland'ı alın. Askerinizi yığın. Tüm Avusturya'yı alın. Alın!"

Ve bir gün etrafımıza baktık. Kendimizi çok daha büyük bir tehlikenin içinde bulduk. Bu mahkemede başlayan tören, salgın ve amansız bir hastalık gibi tüm ülkeyi süpürdü. Bir geçiş dönemi olması gereken olaylar, yaşam tarzı haline gelmişti.
...
Hitler Reichstag'ta öfkesini kusmaya başladığında neredeydik? Ya gecenin bir yarısında komşularımız Dachau'ya sürüklenirken neredeydik? Almanya'nın her yerindeki istasyonlarda çocuklar vagonlara bindirilip yok edilmeye götürülürken neredeydik? Geceleri çocuklar bize bağırırken neredeydik? Sağır mıydık? Dilsiz miydik? Kör müydük?

Avukatım milyonlarca insanın yok edildiğinin farkında olmadığımızı söyledi. Bir bakımdan haklı olabilir, biz sadece yüzlerce kişinin katledildiğini biliyorduk. Bu suçumuzu azaltır mı? Belki detayları bilmiyorduk. Ama eğer bilmiyorsak, bu bilmeyi istemediğimizdendi. 

Hiç yorum yok: