Salı, Haziran 19

Selçuk İnan'ın Antrenörü




Ersun Yanal onu 10 numaradan ön liberoya çekti. Şenol Güneş sorumluluk verdi. Fatih Terim liderlik. 2012 yılında ligin en iyi futbolcusu oldu. Herkes onu konuşuyor. Milli takımın starlarından biri. Bu noktaya gelmesinde onunla çalışan her teknik direktörün payı var. Yaklaşık 3-4 senedir futbol yazılarında, konuşmalarında geçiyor; "Selçuk tipi orta saha". Box to box, merkez orta saha.. Yaz, çiz, ok çıkar, yorumla. Önünde Selçuk var, izle. Xelçuk yazıp Xavi'ye gönderme yap.

Ama burası Türkiye. Bu işler öyle olmuyor aslında. Four Four Two'da Selçuk İnan'ın kariyer adımlarını okudum. Benzer hikayeler çoktur ama gelinen nokta itibariyle en anlamlısıdır belki de. Hakan Şükür'ü babası çok itelemiştir futbolcu olsun diye. Sergen, Arda, Emre şanslı, çünkü İstanbul'un çocukları onlar, 3 büyükler yanlarında, Fatih Tekke hemen hemen herkesin futbolcu olduğu topraklarda yetişmiştir. Burak Yılmaz, babadan futbolcu...

Selçuk İnan'ın hikayesi, Ya Ya Ya Şa Şa Şa'daki İlyas'a çok benziyor. Bu hikayedeki İhsan Yüce ise İskenderun'daki Karağaçspor'un antrenörlerinden Recep Altun

Altun aileye, özelikle babaya çok direnmiş. (İlginçtir Selçuk İnan'ın babasının adı da Münir). Baba "bu işte gelecek yok" diyor, tek erkek çocuğunun futbol oynamasını istemiyor. Baba esnaf, bakkal. Çocuğunun bakkal dükkanının başına geçmesini istiyor. Selçuk, bakkal dükkanında çalışıyor, işten sonra top oynamaya gidiyor. Babası onu engellemeye çalışıyor. Recep Hoca, inat ediyor eve gidip "Selçuk bende kalsın" diyor, "Onu futbolcu yapayım". Anne terliğini yiyor mu bilinmez ama aile çıldırıyor. Kolay değil aileden evladı ayırmak. 

Selçuk, Karağaçspor Kulübü'nün her şeyiyle ilgileniyor o yaşta. Tıpkı İnönü'ye top toplamaya giden İlyas gibi. Onu evinden koparmayan Recep Hoca, bu sefer ona yol açıyor ve ülkenin diğer ucuna gitmesine teşvik ediyor. İnat hikayesi işte burada. Kim uğraşır? Aile istemiyor. Niye başına bela alırsın? 14 yaşındaki bir çocuğu İskenderun'dan Çanakkale'ye gönderiyorsun. Ya başaramazsa? Yeteneğini görüyorsun, belki çok yetenekli ama en ufak şanssızlıkta (sakatlıkta) bütün bir aile sana düşman olacak. Zaten ailenin yanına gidince , "oğlunu alıyorum yarın götürüyorum" dediğinde kıyamet kopuyor. Recep Altun, olaya belediye başkanını bile dahil ediyor. Sırf bir cevheri gördü diye. 

Sene 2000, 2001 falan herhalde. Büyük ihtimal siz o sıralar CM oynuyorsunuz evinizde. Leyton Orient'i 3.ligden alıp şampiyonlar ligi yapıyorsunuz. Futbola dair kurduğunuz cümleler şekil değiştiryor, çocukluktaki gibi değil. "Futbolun gerçekleri" kavramı zamanla size çok daha başka şeyler ifade etmeye başlıyor. Sonra oyunun yeni sürümlerinden birinde Manisaspor'da oynayan bir genç görüyorsunuz. Adı Selçuk. Onu Galatasaray'a çok ucuza transfer edip 20 milyon Euro'ya Real Zaragoza'ya satıyorsun. Dost sohbetlerindeki yeni futbol cümlelerini onun üzerinden kuruyorsun. Sonra o Selçuk geliyor, Süper Lig'de oynuyor. 

Onu ilk sen keşfetmiştin değil mi? Bu gurur senin. Doya doya yorumla Selçuk'un yeni pozisyonunu, ama oyunu save etmeyi unutma.

5 yorum:

ihsanka dedi ki...

Selçuk'un hikayesini okumayanlar veya bulup, okumaya üşenenler şuraya kulak verebilir. http://www.galatasaray.org/files/gsdergi-ses-dosyalari/SELCUK-INAN.mp3

Hakan Özkan dedi ki...

Four four two 'nun bu ayki sayısında Selçuk İnan röportajı vardı. Ersun Yanal onu ön liberoya çekmemiş. Ben kendim gidip Ersun Yanal'a artık ben bir ön liberoyum dedim diyor Selçuk. Ersun hocanın aklında onu 10 numara olarak kullanmak varmış hep.

kutay dedi ki...

abi sonuçta onu orada oynatan ersun yanal değil mi? "de get lan git 10 numara oyna" deseydi, selçuk mecburen 10 numara oynayacaktı veya yedek oturacaktı.

Adsız dedi ki...

Kaç tane insan tanıyorsun? 1000 mi? işte o 1000 kişiden Selçuk'u top sahadasında ilk seyreden adam benimdir. Çanakkale'de...

Herkes haddini bilecek.

17.

Hakan Özkan dedi ki...

@Kutay : :) Haklısın yazının ilk cümlesi okur okumaz gelip yazdım o yorumu, sonra bir baktım ki sende zaten aynı röportajdan bahsediyormuşsun.