Pazartesi, Mayıs 1

The Town



Ben Affleck'e haksızlık yapılıyor. Tamam; kendisi dünyanın en ünlü oyuncularından biri olacak yeteneğe sahip değil ve özellikle 90'ların sonunda çok rezil bir durumdaydı ama artık eskisi kadar da basiretsiz değil. İnsanlar; geçmişten gelen algılarıyla adamın üzerine gidiyor. Adam, en azından iyi-kötü her şekilde sinemada bir şey üretmeye çalışıyor. Bazen oynuyor, bazen yazıyor, bazen de yönetiyor. Oynarken de eskisi kadar kötü değil. Böyle tanımlayınca Özcan Deniz gibi oldu ama değil. Bu arada The Town'da üçünü birden yapıyor ve ortaya kötü bir iş çıkmıyor. 

The Town fena olmayan bir soygun filmi. Vasat oyuncu Affleck de sırıtmıyor. Hatta hiç sevemediğim Rebecca Hall; ondan daha çok rahatsız ediyor. Blake Lively ondan da feciydi. Filmin oyunculuk anlamında yıldızının Jon Hamm olması çok şaşırtmıyor. 

Senaryo da çok akıl uçuran bir tarzda değil. Ama zaten soygun filmleri için önemli olan tempoyu iyi yakalamak ve ayarlamak. Yoksa zaten olay belli; adamlar soyuyor! Sulu bir aşk girmesin (burada sınırın altında kalıyor), soygun sahneleri ve kovalamacalar vs iyi çekilsin (bu kısım başarılı), bir de birkaç tane sağlam replik çıksın (bu da var gibi) iş akar.

Sonuçta bir gişe filmi. Onu da beceriyor. Hikaye Boston'da geçiyor. Boston vurgusu çok fazla. Ama şu da bir gerçek ki; konu dünyanın neresinde olursa olsun aynı şekilde uyarlanabilir. Bir de çok uzun; 90 dakikaya sığabilirdi.

Hiç yorum yok: