Cuma, Mayıs 7

98 Gençliği

Fransa'da Lyon hanedanlığı yıkıldı. Önce Bordeux, bu sezon da Marsilya sezonu şampiyon olarak tamamladılar. İki takımı da Fransa 98'de Dünya Kupası'nı kaldıran isimler çalıştırdı. Laurent Blanc ve Didier Deschamps son iki sezona damga vurdular.

Rekor

Karabükspor, bu sezon 1.Lig'de rekor kırdı. Süper Lig'e çıkmayı haftalar önce garantileyen Karabükspor, pazartesi günü ezeli rakibi, komşu şehri Boluspor'u 2-1 mağlup ederek puanını bitime 1 hafta kala 77'e çıkardı.

Arka bahçe, 2001-02 sezonundan itibaren tek lig halinde oynanıyor. Daha önce hatırlanacağı gibi mücadeleleler 10 takımlı 5 grupta yapılıyordu. 9 senedir ise tek lig halinde yapılıyordu ve bu 9 senede 77 puana ulaşan olmadı.

İlk sezonda yani 2001-02'de Altay ve Elazığspor takımları 75 puanla ligi noktaladılar ve o günden beri onları geçen olmadı. Altay ve Elazığspor'un avantajları o sezon ligin 20 takımla oynanmasıydı. Karabükspor'un 17 rakibinden topladığı (şimdilik)77 puan, mavi-kırmızı formalı takımının başarısına ışık tutan bir rakam.

Ligin 18 takımla oynanmaya başlandığı 2002-03 sezonundan itibaren ise en çok gol atan takım, 2005-06'da 68 gol atan Antalyaspor'du. Karabükspor bu sezon 73 gol atarak o rekoru da geliştimiş oldu.

Bir ufak not; Elazığspor'un 75 puanlık sezonunda takımın formasını giyen Bülent Bal, bu sezon Karabükspor'un kaptanlığını yapıyordu (aşağıdaki fotoda işçilerle birlikte olan). Aynı sezon yine 75 puan toplayan Altay'ın o yıllarda pek oynamasa da alt yapıdan yeni yeni çıkan yıldız adayı Yasin Avcı ise bu sene Karabükspor formasıyla gol krallığı yaşamak üzere.


Fenerbahçe 57-51 Galatasaray


Fenerbahçe ile Galatasaray arasında oynanan basketbol maçlarının hiçbir farkı yok aslında. Galatasaray maça başlar, önde götürür. Sonra Fenerbahçe asılır, Galatasaray heyecan ve panik yapar, Fenerbahçe maçı alır.

Bu maçın da kısa hikayesi budur. Yine son periyotta verilen bir maç. Daha doğrusu 3.periyotta 8 sayı atılarak verildi. Ama maçın kırılma anları hep son periyotta yaşandı.

Yabancılar sayesinde WNBA kokan bir maçtı. Catchings, Douglas, Hoffmann, Sutto-Brown ve Penny Taylor, 8-9 ay önce WNBA finalinde oynamış oyunculardı. Bir başka ifadeyle, Caferağa'da evimizin dibinde, ilçemizde WNBA finali izledik diyebiliriz. Bu ufak çaplı WNBA finalini anlamlı kılan Fenerbahçe ve Galatasaray'ın oynaması muhakkak.

Bu güzel eşleşmeye Türk basketbolcular da ayak uydurdu. Fakat ayak uyduranların çoğunun hatta Tuğba dışında hepsinin çubuklu giymesi maçı Fenerbahçe'ye getirdi. Özellikle en çok çekindiğim isim olan Birsel maçı kopardı. Esmeral'ın en kritik zamandaki sayıları Fenerbahçe'ye can verdi. Nevriye takıma katkı bakımından Alex gibi. En kötü maçında bile iş yapıyor. Gerçi Galatasaray pota altı diye bir kavram olmadığından Nevriye orada çok yalnız kaldı.

Takımın ablası, ABD filmlerindeki; evde yemek pişirirken mahallede ağlayan kızların yardımına koşan Harlemli 7 çocuklu anne gibi bir sempatisi olan Young yine yardıma koştu ama yetmedi. İlk yarıda 14 sayı atan Sophia, daha sonra her işe koşturamayınca takım da çöktü. Young'a katkı yapamayan Esra'yı, Nilay'ı anlamak mümkün ama Katie Douglas bu maçın hayal kırıklığı olmuş. Olmuş diyorum çünkü izlerken en azından 1-2 tane atmıştır diye düşünüyordum oysa sıfır çekmiş.

Esra'yı anlamak mümkün değil. 2008'de bizi yedi herhalde. Caferağa'da attığı 20 sayınının ona getirisi çok fazla oldu. Tribünde Işıl 1 ise Esra 2'dir. 2 senedir Esra'nın bir katkısını göremiyoruz. Geçen seneki seride maskesi falan vardı ama bu sene bahane de yok, arada bir iki üçlük yeter bize.

Hakemlerin sertliğe fazla izin vermesi ortak düşüncemiz. Bu da sert oynamayı seven Fenerbahçe'nin artısı oldu.

Sonuçta seri 1-0 oldu. Bu seriyi kazanmak için Caferağa'da maç kazanmak gerek. Alınması gereken maçın son maç olmayacağı, olamayacağı ezeli rekabetin yazılı kuralı. Bu da cumartesi günü oynanacak maçın şampiyonluk maçı olduğunun göstergesi. Bu maç kaybedilirse Abdi İpekçi'de kaybedilecek bir maç, Fenerbahçe'ye kupa vermek demektir. Geçen sene yine iç saha maçıyla seriye son vermiştik ama o en azından bir yarı final maçıydı. Bunları konuşmak için erken diyelim.

Dünkü tribünler geçen seneden daha etkisizdi. Geçen sene salondan çıktığım zaman Fenerbahçe antipatisi içime iyice işlemişti. Dün ise aşırı tezahürat olmadığı gibi, taşkınlık ve küfür de yoktu. Aslında tam Galatasaray'ın kazanabilmesi için gereken bir hava vardı. Aynı saatlerde Fenerbahçe bayan voleybol takımının maçının olması tribünü etkilemiş. Yine de Adnan Polat'ın maça gelme nedeni budur diye tahmin ediyorum. Normal sezonda Ayhan Şahenk'te oynanan maça Aziz Yıldırım'ın gelmesi Fenerbahçe'nin artısı olmuştu.

Caferağa Salonu, sanırım Ali Sami Yen'den sonra en sevdiğim spor tesisi. İnönü ile çekişirler. Öyle bir yer ki tuvalette karşınıza Adnan Polat ve Haldun Üstünel çıkabiliyor. Yiğit ve Yücel'e de Demir ile beni iyi ağırladıkları için teşekkür ediyoruz.

Galatasaray için ampiyonluk parolası; cumartesi 1-1, perşembe kupa töreni.

Perşembe, Mayıs 6

Inter İçin Hasat Vakti


- Sezonun ilk kupası geldi. Önce lig, 22'sinde Şampiyonlar Ligi finali. Geçen sene Barcelona'nın yaptığını bu sene İnter de yapabilir.

- Toni'nin hayatı film olsun adı da Ofsayt Luca olsun.

- Son dakikalardaki olaylar aslında maçın başından belliydi.

- İtalyan otoriteler: "Avrupa'da bunlar olmuyor, insanlar eğlenmek için maça geliyor, futbol kültürümüz yok. Bu arada Burdisso maçı satmış olabilir."

- Milito altın yılını yaşıyor belki ama Cambiasso'yu es geçmemek lazım. Bu sezon zirve yapanlardan.

- Totti'nin tekmesi için bir anlık sinir, futbolda olur böyle şeyler demek isterim.

- Özetle, hoşuma giden maçlardan biriydi.

- Ortamın bu kadar gerilmesinde Lazio tribünün payı büyük. O "Game Over"lı pankart da bir daha açıldı.

- Seneye İtalya Kupası'nda maç yapılmasın, doğrudan Roma -İnter final oynasın. Takvim boşalır en azından.

- Juan onu atamazsan, neyi atacaksın.

- Bir kupon daha son maçta yattı. Ah Roma, vah Roma.

Çarşamba, Mayıs 5

Kupa Klasiği


- Gündüz maçları istiyorum.

- Beşiktaş, Galatasaray, Gençlerbirliği, Galatasaray, Beşiktaş, Beşiktaş, Trabzonspor

- Colman güzel adam.

- İnönü, Saraçoğlu, Kayseri, Olimpiyat, İzmir, İzmir, Şanlıurfa

- Umut Bulut ve Guiza çok gol kaçırıyor. İkisi de çok çalışıyor. Herkesin futbol anlayışı farklı, birşey diyemem. Kimisi bu tip futbolcuları beğenir, kimisi "bana gol atan forvet lazım." der. İkisine de saygım var. Fakat bir adam (Ömer Üründül), her zaman olduğu gibi yine bu maçta da Guiza'yı yerin dibine sokup, Umut Bulut'a çok çalışkan adam sahanın en iyisi diyorsa, o adamın objektifliğinden kuşku duyarım. Adam kayırmanın örneğidir.

- Ferdinand, Saunders, Mbayo, Ribery, Gökhan Güleç, Bobo, Colman

- Kupa törenlerinin tribünde yapılmasını çok seviyorum.

- 1989, 1996, 2001, 2005, 2006, 2009, 2010

- Cüneyt Çakır'ın Trabzon yarı sahasında Volkan'dan pas istemesi.

- Gordon Milne, Greame Souness, Samet Aybaba, Gheorghe Hagi, Tigana, Mustafa Denizli, Şenol Güneş

- Fenerbahçe beni golden sonra şaşırttı. Son haftaların aman vermeyen presine başlayacaklar sandım. Yapmadılar. Ya sıcaktan etkilendiler, ya da ligi hakikaten çok istiyorlar.

- En büyük korkum federasyonun bundan sonra bütün finalleri Urfa'da oynatmasıdır. İzmir'i de böyle yapmışlardı.

- Bilica'nın bir İstanbul takımında oynaması her gün beni şaşırtmaya devam ediyor.

- Trabzonspor'a tebrikler. Sanırım Fenerbahçe artık ligi de bırakmaz. Süper Kupa oynarlar Urfa'da.

- Çok fazla geyik, makara yapılabilir ama fazla yapmayalım. Ara satırlarda kupa finallerine yapılan gönderme yeter. Gerisi Facebook muhabbetine girer, hiç de hazetmem.

Stad Buz Kesti


Schalke 04, hafta sonunda Bremen'e puan kaptırarak şampiyonluğu kaybetti. Şampiyonluğu kaybedince, dramatik maçlardan sonra burada bir tabir kullanılır: Stadyum buz kesti. Gelsenkirchen Auf Arena da 3 gün sonra da olsa buz kesti.

Bu buz hokeyi sahasının nedeni 7-23 Mayıs'ta yapılacak Buz Hokeyi Dünya Şampiyonası;

Grup A : Rusya, Belarus, Slovakya, Kazakistan.
Grup B : Kanada, İsviçre, Litvanya, Italya.
Grup C : İsveç Çek Cum., Norveç, Fransa.
Grup D : Finlandiya, ABD, Almanya, Danimarka.

Aleyküm Selam

Akhisar Belediye ve Gençlikspor 1.Lig'e yükseldi. Şampiyonluk maçındaki fotoğraflar, bayraklar, pankartlar güzeldi.



Salı, Mayıs 4

Quaresma vs Tello


Beşiktaş, Quaresma ile ilgili temaslarını hızlandırdı. Ya da şöyle diyelim, Portekizli ile ilgili transfer haberleri artık dedikodu olmaktan çıktı. Yalnız Beşiktaş'ın yabancı sorunu apayrı bir konu. Sadece takımda olanlar deil, Bursaspor'da olanlar, yurtdışında olanlar, sözleşmesi dondurulanlar. Birçok yabancı var Beşiktaş'ta.

Quaresma gelirse ilk kim gider? Bu sezon kimler gider. Portolu Quaresma ile Lizbonlu Tello br kez daha karşı karşıya.

Coppa Italia 2010


İtalya Kupası yarın sahibini buluyor. Son yılların klasiği haline gelen İnter-Roma finali bir kez daha oynanacak. İki takım geçen sezona kadar üst üste 4 defa finalde karşılaşmıştı. Geçen sezon iki takım çeyrek finalde karşılaşmış kazanan 2-1 ile Inter olmuştu. Finali ise İnter'i eleyen Sampdoria ile bir diğer Roma takımı Lazio oynamıştı.

İşin ilginç tarafı 2005'te başlayan Roma - Inter finalleri iki takım arasında oynanan ilk finaller. Daha önce finalde hiç karşılaşamyan iki takım, bir kalsik haline geldiler. O 4 finalin ilk ikisini İnter kazanırken, son ikisini Roma kazandı.

61 kez oynanan İtalya Kupası'nı en çok kazanan iki takımdan biri Roma. Eğer Roma, bu sezon Inter'i elerse en çok kazanan takım ünvanına tek başına sahip olacak. Şu anda rekoru paylaştığı takım ise Juventus. Juventus'un 1995'den beri kupayı kazanamadığını not düşelim. Juventus o sezon, Parma'yı 1-0 ve 2-0'lık sonuçlarla yenmiş ve kupaya uzanmıştı.

İtalya'da bugüne kadar kupayı üst üste 3.kez kazanan takım olmadı. Buna en çok yaklaşan 2007'de Inter oldu. Finalde Roma'yı geçseydi bir ilke kavuşacaktı. Ama o gün kazanamadığı gibi, bir sonraki sene de rakibine kupayı kaptırdı.

Roma takımları üst üste 8.defa final oynuyor. Roma'nın sarı-kırmızılı takımının bu süreçteki 6.finali. İtalya'da hemen hemen her şehirde 2 takımın yer alması, şehirler arası rekabeti azaltıyor. Tıpkı bu hafta Lazio-Inter maçında görüldüğü gibi. Başka şehirlere üstünlük sağlamak, şehrin diğer takımına üstünlük sağlamanın yanında önemsiz kalıyor. İtalya gibi tarihinde şehir devletlerin bulunduğu bir coğrafyada anlaşılması zor bir olay belki de. Ama oradaki tribün kültürü bunu gerektiriyor.

Bu açıdan bu seneki finali İnter kazanırsa, ezeli rakibi Milan'ı İtalyan Kupası'nda geçmiş olacak. İki Milano takımınında 5 İtalya Kupası var. Bir de şu var, eğer İnter kaybederse Milano şehrinin finalde en çok kaybeden takımı olacak. İki Milano takımının 7 tane kaybedilmiş finali var.

Bir not da burada verelim; 1976-77 sezonundan beri aynı şehrin iki takımı finalde karşılaşmıyor. Bunu en son gerçekleştirenler Milanolular olmuş. AC Milan, İnter'i Maldera ve Braglia'nın golleriyle 2-0 yenmiş.

İtalya Kupası'nın en çok kazanan takımlardan biri Juventus. Ama en çok kaybeden de yine bir Torino ekibi, Torino. Torino oynadığı 14 finalin 9 tanesini kaybetti. En son 1992-93 sezonunda final oynayan takım, finalde Roma'yı eleyerek 5.defa kupayı kazanmıştı. Torino, bu turda ilk maçta rakibini 3-0 mağlup etmiş, ikinci maçta ise kabus görmdü. İlk yarısı 1-1 biten maçın 65.dakikasında Mihailoviç'in attığı golle skor 5-2 oluyor. Kalan 25 dakikada bir gol daha bulamayan Roma, kupayı rakibine bırakıyordu.

İtalya Kupası finalleri dönem dinem tek maç, dönem dönem çift maç üzerinden oynandı. Geçen seneki final 29 sene sonra oynanan ilk tek maçlı final oldu ve kupayı penaltılarla sahibini buldu. 28 sene sonra kazanan penaltılarla belli oldu. Kupanın penaltılarla sahibini belirlediği son 3 finalde, kazanan Roma takımları oldu.

Final tarihinin en gollü maçı 2006-07 sezonunda oynandı. Roma, Inter'i ilk maçta 6-2 mağlup etti ve ikinci maçta yenilmesine rağmen kupayı kazandı. Roma, Crespo'nun 2 golüne, Totti, De Rossi, Perotta, Mancini ve Panucci (2) ile cevap vermişti.

Şampiyonluk Yarınlara Kaldı


Pankartı açan Lazio taraftarı, sahadaki rakipleri Inter, pankartın muhattabı Roma. Bu konu hakkında çok konuşuldu ama ben farklı bir açıdan bakıyorum. İtalya Ligi'ni niye sevdiğimin kanıtıdır.

Bazısının hoşuna gitmez belki ama şampiyonluk sadece sahada kazanılmıyor orada. Saha çizgilerinin dışında da, 90 dakikaların öncesinde ve sonrasında da maçlar devam ediyor. Yani bize çok benziyor.

Bu pankartın benzeri ezeli rakibine "şampiyonluk yarınlara kaldı" demek değil mi? Tam bizim ligimiz işte.

Tabi sadece bu değil İtalya'ya duyulan sempatinin nedeni. Sahadaki futbol da beni cezbediyor. Her haliyle garip ve farklı bir organizasyon.

Şunu da demeden geçemem, Lazio tribününü yargılamıyorum ama rajona ters davrandılar bence. İnter kazandı, Lazio sevindi ama bence asıl kazanan Roma oldu. Gönüllerin şampiyonu. Tabi Laziolular, "kimse bizi sevmiyor ama bu umrumuzda değil" diyorlarsa da birşey diyemeyiz.

Pazartesi, Mayıs 3

Şampiyon Kupasını Aldı


- Önce maç öncesinden başlayalım. K.Karabükspor bu maçın öncesinde şampiyonluk kupasını havaya kaldırdı. Niye maç öncesinde kaldırdılar anlamadım. Keşke sonunda yapılsaydı. Gerçi sonunda da güzel görüntiler vardı.

- Karabükspor tribünleri dolu ama sessizdi. Çok da öneml değil. Bütün sezon iyi bir ambiyans oluşturdular. Onlar da artık sermişler. Hakları. Arada eğlendiler de.

- 78.dakikada havai fişekler patlatıldı, güzel görüntüler. Şampiyonluk güzel şey, Allah bize de nasip etsin.

- Karabükspor'un iki golünü Yasin ve Emenike attı. İkisi de gol krallığı için çekişiyor. O yüzden Emenike biraz bencil de davrandı aslında.

- Emenike, seneye çok renkli görüntülere, pozlara sebep olacak. Bugün golden sonra gitti, sahanın kenarındaki KARABÜK yazısını yeniden yazdı. Sevgisini gösterdi. Yeni Amokachi geliyor.

- Yasin'in attığı gol, geçen sezon Bayern Münih maçında Grafite'nin attığı gole benziyor. Hafif.

- Karabükspor, bugün aldığı 3 puanla, 2001-2002 sezonundan beri tek lig olarak oynanan bu ligde puan rekoru kırdı. Ayrıntılı bir yazı hafta içi yazabilirim umarım.

- Bu maçı Türkiye'de kaç kişi izlemiştir acaba?

- Karabükspor'un başarısı herkese ders olmalı. En çok da bu akşam karşılaştığı Boluspor'a.

- Stat: Dr. Necmettin Şeyhoğlu

Hakemler: Mustafa İlker Coşkun, Ejder Yapıcı, Samet Çavuş

Kardemir Karabükspor: Bülent Ataman, Engin, Ömer, Şenol(Dk. 85 Burak), Bülent Bal, Yasin, Wasswa, Emenike, Sertan ( Dk. 65 Ferdi), Muhammed, Hakan (Dk. 79 Birol)

Boluspor: Emrah, Erhan, Ömer, NDuka, Evren, Erdem, İbrahim (Dk. 37 Güneş Can), Fatih, Gilman Lika, Zafer, Lokman (Dk. 60 Mehmet)

Goller: Dk. 32 Emenike, Dk. 34 Yasin, Dk. 46 Muhammed (Kendi kalesine)

Sarı kart: Dk. 62 Hakan

TBBL Final Serisi


6 Mayıs Perşembe
20:30 Fenerbahçe – Galatasaray
8 Mayıs Cumartesi
17:00 Fenerbahçe – Galatasaray
11 Mayıs Salı
20:00 Galatasaray – Fenerbahçe
13 Mayıs Perşembe
20:00 Galatasaray – Fenerbahçe (Gerekirse)
16 Mayıs Pazar
17:00 Fenerbahçe – Galatasaray (Gerekirse)

Hedefim 5 maçın 5'ine de gitmekti. (Tabi 5 maça uzarsa). Şimdiden bir firemiz var. Perşembe günü Caferağa'da olabiliriz. Cumartesi yoğun bir gün, ne yazık ki salonda olamıyorum. Salı ve perşembe günü salonda olma ihtimalim biraz ruh halime bağlı. Bakalım ilk 2 maçtan hangi sonuçlar çıkacak.

Bu sene ligde Fenerbahçe'ye 2 maç yenildik, Fenerbahçe'nin 1-0 önde başladığını sanıyorum. Eğer öyleyse seri 4'te bitiyor. Daha önceki senelerde 3 olurdu diye hatırlıyorum. Neyse işte program bu, buna göre konuşun.

Kupa Finali Sonrası Ankara Deplasmanı


2000'den sonra Türk futbolunda yaşananları an an hatırlayan biri olarak hemen not düşmem lazım. Son 10 yılda Fenerbahçe 4 kere Türkiye Kupası finali oynadı. 2001, 2005, 2006 ve 2009. Çarşamba günü 5.defa final oynayacak. Bu son 4 finali de kaybetti Fenerbahçe. Final oynadığı ilk iki sezonda ligi kazansa da sonraki iki finalde teselliyi ligde de bulamadı.

Biz ilk iki finale gelelim. Yani ligi kazandığı sezonlara. 2001, 2005 ve 2010'u ortak kılan bir özellik var. Fenerbahçe kupa finallerini oynadıktan 3 gün sonra Ankara deplasmanında Ankaragücü'ne karşı oynadı. Ve o maçları da kaybetti.

2001'den başlayalım. Fenerbahçe 4 yıl süren Galatasaray üstünlüğünü yıkmak için her şeyini yenilemeye başlamıştı. Takım yenilenmişti, hoca değişmişti, stad bile değişiyordu. Hatta tribün refleksi bile değişmiş, sabırsız Fenerbahçe taraftarı yerini her deplasman mağlubiyeti sonrası Sabiha Gökçen'e akın eden kitlelere bırakmıştı. Veya dönüştürmüştü.

2001'in nisan ayında Fenerbahçe yine yoğun bir deplasman programına sahipti. Mustafa Denizli'nin "İstanbul'a 6 puan ve kupayla döneceğiz" demeciyle yola çıkan takım sırasıyla Denizlispor, Gençlerbirliği ve Ankaragücü ile karşılaşacaktı.

Bu sezon küme düşen Denizlispor, 2001 yılında cevval bir takımdı. Maçın başında Johnson'ın golüyle yenik duruma düşse de maçı ilk yarıda bulduğu gollerle 2-1 önde kazanmıştı. Ahmed Hassan ve Malili Colibali Fenerbahçe'nin 3 puana bırakmasına neden olan isimler olmuştu. (Ahmed Hassan'ın daha sonra Gençlerbirliği formasıyla bir kez daha Fenerbahçe'nin canını yakacağını da hatırlatalım).

Denizlispor mağlubiyeti, Fenerbahçe'nin canını fazla acıtmamıştı ama. Çünkü rakipleri de puan kaybetmişti. Gaziantepspor, Ç.Rizespor'a 2-1, Galatasaray ise Real Madrid'i 2-0 geriden gelip 3-2 yendikten 4 gün sonra Hüseyin Kalpar'ın Y.Yozgatspor'una 4-2 mağlup oluyordu.

Çarşamba 11 Nisan 2001. Galatasaray erteleme maçında İstanbulspor'u 5-3 yeniyor. Bu Galatasaray'ın Kadıköy'de aldığı son galibiyet oluyor. İstanbulspor'u Saraçoğlu'nda gündüz maçında mağlup eden Galatasaray, Fenerbahçe'nin 3 puan gerisindeki takibini sürdürüyordu.

Fenerbahçe ise aynı gün Kayseri'de kupa finaline çıktı. Rakip Gençlerbirliği. Normal süresi 2-2 (Mbayo, Karan/ Johnson, Anderson) sona eren maçta kupa penaltılarla Ankara'ya gidiyordu. Sezonu sadece lig ve kupada açan Mustafa Denizli, nisan ayında ilk firesini verip Ankaragücü maçını bekliyordu.

O sezon Ankaragücü asıl sükseyi mayıs ayında Sami Yen'de Galatasaray'ı yenerek yapacaktı. Ama ondan önce ilk çelmeyi rekdaşına takıyordu. Ankaragücü'nün ve Türk futbolunun en unutulmaz şahsiyetlerinden biri olan Cafer Aydın attığı iki golle Galatasaray'a liderlik yolunu açıyordu. (Aynı hafta Galatasaray'ın Antalyaspor ile Sami Yen'de karşılaştığını hatırlatalım. Tıpkı bu hafta olacağı gibi).

2005'e gelelim. Bu sefer mayıs ayındayız. Ankaragücü ile önce oynayan takım Galatasaray. Rakibimizi Conceicao ve Cihan'ın golleriyle yenmiştik. Fenerbahçe ise aynı saatte oynanan maçta Diyarbakırspor'u yeniyordu. İki takım arasında 5 puan fark vardı. Ve bir de oynanacak kupa finali.

Olimpiyat Stadı'nda oynanan maçı tekrar hatırlatmaya gerek yok. Galatasaray'ın 5-1 üstünlüğüyle sona eren maçta Galatasaray 2 hafta sonra Kadıköy'de karşılaşacağı rakibine göz dağı veriyordu. 3 gün sonra ise Ankaragücü'nün mutlak kazanması gerekiyordu. Ankaragücü'nün rakibi Fenerbahçe'ydi. Aynı saatlerde ise Galatasaray, Gençlerbirliği'ni konuk ediyordu.

Galatasaray maçın başında Cihan ile öne geçti. Gençlerbirliği Erkan ve Youla'nın iki benzer golüyle devreyi önde kapadı. Ali Sami Yen'de umutsuzluk hakimdi ilk yarılar sonunda. İkinci yarının başında Ali Sami Yen çılgına dönüyordu. Tam 365 gün sonra o hazzın daha şiddetlisini Mustafa Keçeli yaşatacaktı. O gün Fenerbahçe'yi üzen ise kariyerinde Fenerbahçe'ye 10'un üzerinde gol atan Cenk İşler'di. Ama Galatasaray o Gençlerbirliği maçını çeviremeyince 1 hafta sonra Fenerbahçe'ye şampiyonluğu vermek zorunda kalıyordu. Bize yazdigar kalan da Hakan Şükür - Cafercan değişikliği oluyordu.

Bu sezon Fenerbahçe yine kupada finale çıktı. Rakip Trabzonspor. 3 gün sonra ise yine Ankara'da. Eğer tarih tekerürden ibaretse Fenerbahçe kupayı kaybedecek, Ankaragücü'ne yenilecek ama şampiyon olacak.

Not: Fotoğraf, 2004-05 sezonunun Kadıköy'de oynanan Fenerbahçe-Ankaragücü maçına aittir. Maçı Fenerbahçe 5-0 kazanmıştı.

Pazar, Mayıs 2

2009-2010 Şampiyonu Schalke Teknik


Ne kadar anlamsız başlık değil mi? Aslında değil.

Schalke 04 dün kendi sahasında Bremen'e mağlup olarak şampiyonluğu Bayern'e ikram etti. Sondan bir önceki haftada, son iç saha maçında yaşandı bu olay. İki takım puan puana girmişlerdi, Bayern bu haftadan 3 puan farkla çıktı.

Schalke taraftarı takımlarına muhteşem sezon için, uzun süredir uzak kaldıkları yarış heyecanının içine dahil oldukları için teşekkür ediyorlar. Çok hoş kareler var ama ben bunu seçiyorum.

2006 hep akıllarda. Kayserispor maçına takıma teşekkür etmek için giden taraftarlar 2005-2006 şampiyonu bir takım bulmuşlardı karşısında. Yıldız Teknik Üniversitesi'nden Galatasaraylılar'ın maçtan önce açtığı "2005-2006 Sezonu Şampiyonu Galatasaray" pankartı o sayede efsane oldu.

Schalke mutlu sona ulaşamadı ama olsun. Yaşadıkları heyecanı da biz 2 senedir yaşayamadık zaten.

Buca Gol Gol Gol Şampiyonluk Gidiyor


- Yıllardır görmediğimiz konfetileri Rize'de gördük. Maç 2 sefer durdu, oyunun temposu azaldı ama görsel olarak güzeldi. Bize de nostalji oldu.

- Rizespor taraftarı yine az ama ateşliydi. Tezahürat pek yoktu ama fazla uğultu çıkardılar.

- Bucaspor taraftarının sesi bir deplasman takımına göre oldukça iyidi. Bir ara maçı Buca'da sandım. Stadyumlar da benziyor zaten.

- Bu maç Riberio'nun Rize'deki son maçıydı. Yeni sezonda 1.Lig'de oynaması mümkün değil (Kural değişmezse tabi).

- Adanaspor'un gol yemesi Bucaspor için beraberliği yeterli kıldı. Ama Rizespor için yeterli değildi çünkü Karşıyaka karşısında Hacettepe de berabereydi. 2 farklı maç izledik bu nedenle. Liglerin bu haftalarını seviyorum.

- Bir spiker bütün maç boyunca Rizespor kalecisine Bucaspor'un kalecisinin ismiyle hitap eder mi? Sabri Ugan yapıyor bunu.

- Bucaspor sakatlık ve cezalar dışında ilk defa ileri ikilideki Batdal ve Yunus ikilisini bozdu. Bu da gol yollarındaki etkiyi azalttı.

- Yukardaki fotoğraftaki Bucasporlu Mehmet Polat. Galatasaraylı arkadaşlar iyi hatırlar.

- Diakhate 2 senedir Türkiye'de. Geçen sezon Sakaryaspor ile küme düştü. Bu sene Ç.Rizespor ile düşmek üzere.

- Bucaspor'un savunmasında görev yapan Veli Kızılkaya'ı beğendim.

- Bucasporlu futbolcular, taraftarlarına gitti maç sonunda. O esnada Adanaspor'un gol haberi geldi. Üzücü bir durumdu. Yine de ikili averjda Bucaspor önde. Son hafta kazanırsa gerisi mühim olmayacak.

- Ç.Rizespor için ise daha fena. Hacettepe ile aynı puandalar ve ipler Ankara ekibinin elinde.

- Bucaspor 4 haftadır maç kazanamadı ve büyük avantajını kaybetti. Final haftası oynamak zor iş. Buca Arena'da gerginlik had safhada olacak. Şahsen Bucaspor'un kazanmasını istiyorum. Adanaspor Play-Off'a kalırsa oradan da çıkar ama Bucaspor Play-Off'tan çıkamaz gibi gözüküyor. Bakalım neler olacak?

- Stat: Yeni Rize Şehir

Hakemler: Serkan Çınar, Nihat Mızrak, Sedat Etik

Çaykur Rizespor: Zafer, Hasan Yiğit(Dk. 57 Mehmet Sedef), Murat Ceylan, Ulaş, Ersin, Hasan Üçüncü, Diakhate (Dk. 87 Mustafa), Engin, Mithat (Dk. 76 Çağrı), Kenan, Riberio

Bucaspor: Atilla, İzzet, Mehmet Polat, Veli, Serkan, Yılmaz, Bekir (Dk. 85 Yakup), Zafer (Dk. 75 Onur), Sercan (Dk. 90 Yunus), Mehmet Battal, Erkan

Sarı kartlar: Dk. 17 Diakhate, Dk. 90 Mehmet Polat