Perşembe, Ağustos 6

Sezonun Karması


En sevdiğimiz uğraşlardan biri sezon karmaları oluşturmaktır. Son yıllarda çalıştığım kurumlarda bu değerlendirmeleri yaptığım için bloga kadro atmayı boşlamıştık. En son ne zaman buraya koyduğumuzu hatırlamıyorum bile. Fakat bu sezon sıra blogda...

Herhangi bir ligde sezonun en iyi 11'ini oluşturmak kolay değil. Kimsenin tatmin olmayacağı da aşikar. Hele bu seneki Süper Lig'de üst düzey performans gösteren oyuncu sayısı az olduğu için, birbirine yakın seviyelerden seçme yapmak zorunda kaldık. Haliyle ben bile bazı noktalarda tatmin olmadım. Ama yine de tarihe not düşelim.

Uğurcan Çakır (Trabzonspor): Uğurcan'dan daha iyi kaleciler var. Mesela Fernando Muslera. Fakat Uruguaylı, sezonun son kısmında sakatlanarak hem ne kadar önemli bir isim olduğunu gösterdi hem de sezona damga vurma fırsatını kaçırdı. Şampiyon takımın kalecisi Mert de bu sezon çok iyiydi. Fakat Mert'in bir avantajı vardı. Önünde çok iyi bir savunma ile oynadı. Zaten geri dörtlünün ikisi Başakşehir'den seçildi. Üstelik Mert'in aklımızda kalan en iyi maçları Avrupa Ligi'ndeydi. Süper Lig 11'ini düşününce Uğurcan benim için öne çıkıyor. Trabzonspor'un uzun süre yarışta olmasının iki nedeninden biriydi; diğeri de en uçta. Bordo-Mavililer birçok maçta skoru yakalayıp geriye yaslanmayı tercih etti. Bu anlarda aksak ve eksik savunmasına güvenmesi zaten ilginçti. O savunmanın defolarını toparlayan ise Uğurcan oldu. O olmasa Trabzonspor yarışa çok daha erken havlu atardı. Üstelik Beşiktaş maçında asist bile yaptı!

Junior Caiçara (Başakşehir): Daha iyi Caiçara sezonları izlemiştik. Mesela ilk geldiğinde çok iyiydi. Bu sezon da iyiydi ama başka zaman bu performansı yeterli olmayabilirdi. Bu kadroya girmesini sağlayan iki önemli avantajı var. Birincisi kazanan her zaman haklıdır. O şampiyon takımın oyuncusu. İkincisi ise sağ bek konusunda çok fazla rakibi yoktu. Akla 34 yaşındaki Gökhan Gönül geliyor mesela hâlâ. Açıkçası Gökhan'ın çok daha iyi maçları oldu ama sezon geneline yayılacak bir performanstan bahsedeceksek Caiçara öne geçer. Daha iyi alternatifleri olanları yorum kısmına bekleriz.

Alexandru Epureanu (Başakşehir): Geçtiğimiz günlerde Manchester City bir solak stoper Nathan Ake'i transfer ettiğinde eski futbolcu yeni yorumcu Jamie Carragher bir tweet attı ve iki iyi sol ayaklı stoperin (Laporte) nasıl oynayacağını sordu. Yan yana oynayabilirler miydi? Eskiden iki sağ ayaklı stoper beraber oynuyordu. Üstelik bu halen nispeten kabul edilebilir bir durum. Fakat iki sol ayaklı stoper? İleride göreceğiz. Burada asıl değineceğimiz konu şu; bir takımda sol ayaklı stoper olmak zorunda değil. Olursa çok iyi ama olmazsa da alternatif üretiyorsunuz. Peki bir sezon karmasına iki stoper seçerken birini sol ayaklı seçmek zorunda mıyız? Açıkçası ben buna karşıyım. İki iyi stoper buraya dahil olabilir. Yine de mahalle baskısından çekindim. Bir başka neden de ligimizde gerçekten iyi stoper bulmak zor. Epureanu, geçen sezonun son bölümünde sakatlanarak (tıpkı bu sezonki Muslera gibi) ne kadar önemli bir oyuncu olduğunu kanıtladı. Fakat somut farkı bu sezon gösterdi. Hatta Başakşehir'in en kötü olduğu dönem sezon başıydı. Son Kasımpaşa maçını saymazsak, dört yenilginin yarısını ilk iki haftada yaşadılar. Ve o iki maçta da Epureanu yoktu. Ne zaman takıma döndü, takım şampiyonluk yürüyüşüne başladı ve şampiyon oldu. Alıştığımız gollerini bu sezon atamayarak Fantazi Futbol'da hayal kırıklığına uğrattı ama biz sonu sezonun karmasına sokuyoruz.

Domagoj Vida (Beşiktaş): Ligimizde iyi stoper yok. Çok az sayısı. Devamlılıkları yok. O yüzden biraz abartıldığını düşünsem de Vida sezonun karmasına girebiliyor. Burada Epureanu'nun partneri Skrtel de olabilirdi ama açıkçası Vida ondan daha güvenilir geliyor bana. 

Filip Novak (Trabzonspor): Bu bölgede Gael Clichy'i tercih eden çok olacaktır. Saygım sonsuz. Fakat bir gönül ayrımcılığı yapacağım. Bu adamı çok seviyorum, çok beğeniyorum. Zaten kimse onun 'vasat' olduğunu da iddia edemez. Clichy birinci ise, Novak ikincidir. Ya da tam tersidir. Savunmada sağlam, hücumda etkili. Deli gibi koşturmasına gerek kalmıyor ama her pozisyonun içinde yer alıyor. Süper Lig'e ilk geldiğinde oynadığı maçlarda Burak Yılmaz'ın ona takındığı tavır çok acayipti. Sanki futbolu bilmeyen biriymiş gibi bir muamele vardı ona karşı. Oysa o günlerde bile ışığını göstermişti. Küsmedi, yılmadı, devam etti ve ligin en verimli oyuncularından birine dönüştü. Sezon boyunca tüm kulvarlarda 10 gol atmak ne demek? Penaltıcı Sosa bile onu zar zor geçebilmiş. Ekuban kadar gol atmış. Büyük oyuncusun Novak!

İrfan Can Kahveci (Başakşehir): Daha Gençlerbirliği'nde oynadığı yıllarda dahi İrfan'ın yeteneklerini fark etmeyen yoktur. Fakat bu sezona kadar benden geçer not alamamıştı. Zira ne kadar yetenekli olursa olsun, sahada bu kadar yanlış karar verme lüksü olmamalıydı. Yeteneğini öne çıkarmak için oyunu yavaşlatan hamleler, yanlış tercihler, takıma el freni olmalar... Bu sezon tüm hatalarından arınmasa da sahada artık olgun, lider bir oyuncu profili vardı. Herhalde uzun bir süre ligimizin sezon karmalarına giremeyecek. O nedenle şimdiden bir paye verelim.

Atiba Hutchinson (Beşiktaş): Tıpkı Vida gibi, Atiba da büyük hayranı olduğum oyunculardan biri değil. Fakat oynadığı pozisyonda onun kadar istikrarlı forma giyen başka bir isim bulmak kolay değil. Üstelik bu istikrarı 36 yaşında ortaya koymak ayrı bir başarı öyküsü. Beşiktaş'ın bu sezon en çok süre alan üçüncü oyuncusu. Ayrıca 6 gol ve 5 asistle en fazla skora katkıda bulunduğu sezon. Caiçara için yazdıklarımız onun için de geçerli. Daha iyi alternatifler varsa, önerileri bekleriz.

Emre Kılınç (Sivasspor): Bu sezon, beraber en çok maç izlediğim insan olan sevgilim dahil herkes Mert Hakan Yandaş'ı daha çok konuştu ama ben Emre Kılınç'ı izlemekten daha çok keyif alıyorum. Daha yaratıcı, daha sorun çözen bir profil. Kalite! Mert Hakan ile aynı yaştalar ama ondan daha tecrübeli. Bu sahada da belli oluyor. Süper Lig'de 92, 1.Lig'de 140 maça çıktı. Mert Hakan'ın toplamı ise 63. Zaten 1.Lig maçı da yok. Süper Lig'de üç sezondur oynadıkları ile fark ettirdi kendini. Emre ise uzun zamandır gözümüzün önünde. Daha 2012 yılında Fatih Terim'in radarına girmişti. Bu tecrübe farkının sahada da gözüktüğünü düşünüyorum. Onun oynayamadığı Şubat ayında Sivasspor'un nasıl bocaladığını da unutmamak lazım.

Edin Visca (Başakşehir): Yazacak bir şey yok! Son altı sezonda sadece iki maç kaçırmış birine ne diyebiliriz? Keşke Galatasaray maçında o kırmızı kartı görmeseydi de, muhteşem serisi bozulmasaydı.

Tasos Bakasetas (Alanyaspor): Artık sahalarda  bu tip oyuncular kalmadı. Açıkçası Bakasetas'ı taşımak da bir takım için zor olsa gerek. Ancak bir Erol Bulut takımında sivrilebilirdi. Tıpkı Guilherme gibi. Ama Bakasetas, Brezilyalı oyuncunun geçen seneki rakamlarından daha fazlasına sahip. Oynadığı takımın da yetenekli oyunculardan kurulması avantaj. Alanyaspor'un topun arkasına geçmeyip top oynadığı zamanlarda, izleyenlere verdiği keyfin en büyük mimarıydı.

Alexander Sörloth (Trabzonspor): Transfer edildiğinde bu kadar yüksek rakamlara ve verime ulaşacağını tahmin etmiyorduk. Sezonu gol kralı olarak tamamladı ama Cisse'ye geçilse bile takıma verdiği katkıyla bu karmaya girerdi. Hem güçlü, hem bitirici, hem hızlı, hem paylaşımcı. Daha ne olsun? Sezonun en iyisi bile seçilebilir. Zaten ya o ya Visca...

Bu kadroya bir de teknik direktör seçmek gerekiyor ama Okan Buruk hakkında ayrı bir yazı yazma düşüncemiz var. İnşallah gerçekleşir.

Kadronun genel özellikleri:

Ne yazık ki sadece 2 yerli oyuncumuz var.

Kadronun en gençleri 1996 doğumlu Uğurcan ve 1995 doğumlu Sörloth. Hatta bir yay burcu olan Sörloth neredeyse 1996 doğumlu sayılır.

Kadronun en yaşlısı Atiba 1983 doğumlu. Epureanu 1986, Caiçara 1989 doğumlu. Ligin standartlarını düşündüğümüzde 30 yaş üstü üç oyuncu hiç de fena değil.

İlk beş sıranın altından oyuncu sokabilen bir takım yok.

Tüm oyuncuların attığı gol sayısı 77. Ligin en çok gol atan takımından (Trabzonspor-76) bir fazla. Üstelik kalecimiz, sağ bekimiz ve bir stoperimizin hiç golü yok.

Hiç yorum yok: