Çarşamba, Eylül 15

10x10


İlginç ve güzel filmlerden biri olan High-Rise'da Wilder karakteriyle izlediğimiz Luke Evans, yine ilginç konuya sahip bir filmle karşıma çıktı. Fakat bu sefer, filmin güzelliği konusunda şüphelerimiz var.

10x10, ismini bir odanın boyutlarından alıyor. Odanın içinde ise bir kadın var. Çiçekçi Kathy, bir gün nedenini bilmediğimiz bir şekilde Lewis isimli bir adam tarafından kaçırılır ve bu odada tutsak edilir. Fakat filmin zayıf noktası da burası. Normal şartlarda bu girişi yaptıktan sonra "hikaye böyle başlıyor" minvalinde bir not eklememiz gerekirdi. Fakat bizim anlattığımız giriş oldukça uzun sürüyor. Bu uzun girişten bir ipucu da edinemiyoruz.

Filmin süresinin 80 dakika olması da bir başka problemi. En vurucu ve ilgi çekici kesime çok az süre ayrılmış. Aslında filmi izlerken giderek sıkılıyorduk ki son anlarda heyecan yükseldi. Fakat az zamanda geneli toparlamasına yetmedi. Kısacası; Anfield'da 3-0'dan sonra ayağa kakan ve Ümit Karan'ın golleriyle skoru 3-2'ye getiren ama sonunda sahadan mağlup ayrılan Galatasaray gibi bir film.

Tabi son kısmı da kusursuz değildi. Kavga dövüş sahneleri oldukça başarısızdı. Oysa filmde etkileyici bir kaçırma sekansı olduğunu da kabul edebiliriz. Fakat genel sorun burada da kendini gösteriyor; bir yerden alıyor, başka yerden veriyor. Gerçi kaçırma mevzusu da beni biraz işkillendirdi. İnsan kaçırmak bu kadar da kolay olmamalı sanki... Heyecan açısından etkileyici, mantık açısından akla yatmayan bir bölüm.

İyi olmaya aday bir senaryo, güçlü oyuncular ama çok kötü bir kurgu, düşük tempo.

Spoiler vermek gerekirse (neden gerekecekse) Kathy için sevindik. Lewis  için üzüldük. Filmin kendisi için kahrolduk. Zaman zaman da Mustafa Hakkında Her Şey'i hatırladık... Lewis hakkında her şey...


Hiç yorum yok: