Pazartesi, Şubat 17

Sporting - Başakşehir Eşleşmesine Doğru


Yaklaşık iki ay önce Başakşehir, Sporting ile eşleştiğinde durumlar biraz farklıydı. En azından Sporting için...

Okan Buruk yönetimindeki Başakşehir, sevabıyla günahıyla beklentileri sahaya yansıtmaya devam ediyor. Ne oynadığını görebiliyor, ne yapabileceğini tahmin edebiliyoruz. Bazen kötü günlerinde oluyorlar (Beşiktaş maçı gibi) ama yine de şaşırtmıyorlar. Fakat Sporting için aynı durum geçerli değil. Adeta istikrarsızlığın görsel bir sunumu gibiler.

Portekiz'in köklü kulübü bu sezon Avrupa Ligi gruplarına fena performans sergilemedi. En azından kendi evlerinde üç galibiyetle turun kapısını araladılar. Fakat ligde işler o kadar iyi gitmiyor. Lider Benfica'nın 19 puan gerisindeler. Daha ligin yarısı yeni geçilmişken bu kadar fark yemek sık rastlanan bir durum değil. Tabi Benfica'nın kusursuza yakın performansı da önemli bir detay ama yine de Sporting'in oynadığı 20 maçın dokuzunda puan kaybetmiş olması da kolay kolay açıklanamaz.

En azından ligde, iç saha avantajlarını olması gerektiği kadar kullanamadılar. İlk altı sıra içindeki beş rakiplerinin dördüne yenildiler. Sadece Braga'yı mağlup edebildiler ki, onlara da deplasmanda boyun eğdiler. Bunun sebebi ne? En başta evlere şenlik savunmaları...

Sporting'in savunma hattı çok fazla açık veriyor. Hatta bazen açık vermesine gerek kalmadan, bireysel hatalardan rakiplerine goller hediye ediyorlar. Mesela Sebastian Coates sezonun ilk yarısını facia bir şekilde geçirdi. Kırmızı kartlar, kendi kalesine attığı goller, yaptırdığı penaltılar... Buna rağmen eldeki en iyi isim o. Bir örnekle savımızı güçlendirelim. Savunmada zaman zaman şans bulan isimlerden biri, Süper Lig'den adeta alay edilerek yollanan Luis Neto. Sporting savunmasının düştüğü durumu özetlemek için yeterli olur. Gerçi Neto çok fazla şans bulamadı ama rotasyona girebiliyor. Neto'nun forma bulmasını sağlayan değişken ise sistem. Üçlü oynadıklarında kadroya, üçüncü stoper olarak girebiliyor. Dörtlüde ise genelde Coates'in yanında 36'lik Jeremy Mathieu forma giyiyor. Biri sakar biri yavaş iki oyuncu rakipler için nimet. Burada Neto ile üçleme yapılıyor. Fakat bu sefer de öne atılan beklerden hücum anlamında çok fazla verim alınamıyor. Kolombiyalı Borja, Arjantinli Acuna ve Makoedon Stefan Ristovski üçlüsü bu sezon sadece toplam bir asist yapabildi. 

Mesela bu konuda Başakşehir'in ne kadar başarılı olduğunu biliyoruz. Kendi beklerini oyuna katma ve rakip bekleri oyuna fazla dahil etmeme onların en büyük başarıları. Okan Buruk bu sezon beklere, Avcı dönemindeki kadar fazla yük bindirmiyor ama belki de bu sayede daha fazla verim alıyor. Clichy ve Caicara'nın dörder asisti var. Aynı zamanda Başakşehir savunmasının doğru yerleşim konusunda örnek bir takım olduğunu da düşününce oyunun bu kısmında temsilcimizin Sporting'e bir üstünlüğü var. En azından Coates'in ilk yarıdaki durumunda düşecek bir oyuncu yok. Kötü oynadıkları Beşiktaş maçında, savunmalarına güvenerek rakiplerine pozisyon vermediler ve bir tane iyi atak yaparak üç puan alabildiler. Avrupa arenasında savunmadaki doğru tutum, dengeli eşleşmelerde turun anahtarı olabilir.

Hücum kısmında işler, ara transfer dönemine kadar Sporting lehineydi. Başakşehir son yıllarda sonuna kadar geldiği ama bir türlü koparamadığı şampiyonluğun kaçışlarını, hücum hattının kısırlığına bağlamalı. Bir türlü takımın doğru işleyen hücum organizasyonlarını bitirecek doğru santrforu bulamadılar. Hatta bazen santrforsuz oynadılar. Geçen sene Robinho'dan çok şey beklediler. Bu sene ise o sorunu Enzo Crivelli biraz olsun çözdü.  Demba Ba da Beşiktaş'taki ilk döneminden sonra en iyi sezonunu geçiriyor. Üstelik Okan Buruk zaman zaman çift forvetle sahaya çıkarak hücum futbolu aşıklarının özlemini gidermeye çalışıyor. Gerçi bunun Başakşehir için çok işe yaradığını söyleyemeyiz. Hatta Sporting karşısında yeterli olmayabilir.

Neyse ki Sporting de sezonun ilk yarısında ayakta kalan tek oyuncusunu Manchester United'a gönderdi. Bruno Fernandes 27 resmi maçta 15 gol 10 asistlik performansının altından Ada'nın yolunu tuttu. O gittikten sonra skor yükünü çekecek kimse ortaya çıkmadı.

Geçen sezonun devre arasında 2.Lig'den transfer edilen ve gelir gelmez katkı sağlayan (14 maç 8 gol) Luis Phellype, bu sezona tutuk başladı. Ligde henüz altı gol atabildi. 2020'de golü yok. Sönük Ada macerasının ardından İberya'ya dönen Vietto, üretkenlik anlamında bir şeyler yapmaya çalışıyor. Fakat o da bir santrfor değil. Zaten Fernandes gidince; Phellype ile Vietto'yu saymazsak takımda dört gol atan isim yok! Üçer gol atanlar ise stoperler Coates ve Mathieu...

Başakşehir'de ise herkes skora katkı yapmaya çalışıyor. Crivelli ve Demba'dan bahsettik. Onlar dışında Visca, İrfan, Aleksic ve Gulbrandsen devreye girebiliyor. Kısacası Başakşehir'de sistem tıkır tıkır işliyor.

Eşleşmenin kaderini Sporting tarafı belirleyecek. Bu sezon işler halen rayına oturmadı. Bir ara sular durulmuştu ama o da çabuk bozuldu. Sezon içinde, hatta neredeyse başında teknik direktör değişikliğine gitmişlerdi. Şu anda takımı 43 yaşındaki (Okan Buruk'tan üç yaş küçük) Silas çalıştırıyor. Silas geçen sezon Belenenses ile iyi işler çıkarmış, takımını Avrupa potasına sokmuştu. Fakat bu ilk deneyiminin ardından Sporting gibi kaynayan bir kazana düşmesi biraz erken oldu gibi. Şu anda da hem oyuncuların verimini yükseltmekte başarılı olduğunu hem de bir sistem oturttuğunu söylemek zor. Başakşehir ise yetenek bakımından belki bir Portekiz takımının üstüne çıkamaz ama bahsettiğimiz iki alanda da rakibinin üstünde. Ve kıran kırana geçmesi beklenen bir Avrupa eşleşmesine en önemlisi o...

Avrupa Ligi'nin en zorlu gruplarından birinden çıktığını düşününce, Başakşehir'in hem Lizbon'dan galibiyetle hem de eşleşmenin sonundan turla dönmesi şaşırtıcı olmaz. Belki de Lizbon'da onları en çok rakip taraftar zorlayacak ve belki de İstanbul'da karşılık veremeyeceği tek alan orası olacak. Onun dışında tüm kozlar Başakşehir'den yana...

Hiç yorum yok: