Pazartesi, Aralık 12

Semtler



Karagümrüklü: Sen doğma büyüme Bayrampaşalı mısın?
Bayrampaşalı: Aynen aga, bir durum mu var?
Karagümrüklü: Yok kardeş ne olsun.
Bayrampaşalı: Sen nerelisin?
Karagümrüklü: Biz Karagümrüklüyüz.
Bayrampaşalı: Hadi be, eyvallah abi saygılar
Ben: Ne var lan ben de Suadiyeli'yim.
Karagümrüklü: E, ne oluyor yani?
***
Yine de semtimi seviyorum.

Pazar, Aralık 11

Öğrenilmiş Çaresizlik




- Dakika 1, muhteşem başlayan Real, golü atan Benzema. Al sana Lincoln

- 1-0'dan sonra ilk atak gol, Alexis Selçuk

- 2-1'i getiren gol, Marcelo'nun kıçı Ergün'ün kıçı, veya olmadı Emre Aşık kendi kalesine

- Real'i, Jose'yi en iyi biz anlarız.

- Bu kadar pres, bu kadar adam yeme, kovalama. Sonuç bu olmamalıydı, yazık oldu.

- Mahallede, çalıştığım yerde ve dün maçı izlediğim yerde bu kadar Real Madridli olması enteresan.

- Alexis, derbi kahramanı.

- Bu derbiye balon diyorum. Geçen sene oynanan maçlar, dün gecenin maçı. Beklenen standartın altında kaldı.

- Dani Alves'i sevmek mümkün değil.

- Ronaldo bütün sezon takımı taşıyacak kadar büyük futbıolcudur. Messi bunu yapamaz ama büyük maçlarda Ronaldo'nun önüne geçiyor. Hangi tarzı tercih edersiniz?

- Mesut, Di Maria gibi adamlar bu kadar koşuyorsa, basıyorsa, bu takım sadece tek maçla yenilir. Sezonu götürür.

- Tribün çok inanmıştı. Kapılan topa, hatalı pasa, hakem düdüklerine verilen tepki. Real tribünü.

- Marcelo iyi çocuk, Coentrao bekleneni veremedi.

- İzlemeyeceğiz dedik, yine izledik

- Yalnız şu var , Real Madrid hala dünyanın en büyük kulübü.

Fenerbahçe 82 - 58 Kayseri Kaski

Bu sezon boyunca Caferağa'da bana eşlik eden sevgili kardeşimizi askere uğurladık, biraz buruktum o yüzden. Sezon boyunca hayırlı haberleri iletiriz Konya'ya inşallah.
***
Her maç Penny ve Angel 20'ye yakın ribound aldığı için pivotlara gerek kalmıyor. Nevriye'nin riboundu yok, en son ne zaman 4 sayıda kaldı hatırlamıyorum.
***
-Penny'nin bacağında ne var, ben mi o?
*Ben o abi...
-Nerden biliyosun?
*Öyle abi, biliyorum.
***
Kaski koçu ne bağırdı arkadaş kenardan.. Allahtan ikinci yarıda fark 20'lere ulaştı da kesti sesini. Maçın daha çekişmeli geçmesini bekliyordum.
***
Babkina kenarda otura otura baya model oldu, leopar desenli çizmeler dikkat çekti, seviyorum. Yarın idmanlara başlıyor, umarım döndüğünde 0 sayı, 2 asist, 4 top kaybı gibi istatistikleri olmaz.
***
Kristin Nevlin ne güzel oynadı...
***
Penny'nin iki alkışa nazlanması bir yana, Zane Tamane'nin, kendisine yapılan tezahüratı duyar duymaz gülümsemesi, su içmesini bırakıp alkışlarla cevap vermesi, Zane'yi sevmemek mümkün değil.
***
Çarşamba Familia Sicho maçı, 20.00, @Caferağa

Les Amours Imaginaires


Youtube'da Moloko'dan Sing it Back dinlerken sağ tarafta çıkan şarkı. Sonra o şarkının bir filmde olduğunu öğrenmek. 5 dakika içinde o filme bağ kuruyoruz. Sırf bu tesadüfler nedeniyle filmi izledim. Pek sevmedim, önemli değil. Sonra yönetmeni araştırdım (Xavier Dolan), 1989 doğumluymuş, bu ikinci filmiymiş, ilk filmi daha güzelmiş. Bir daha ki sefere onu izleriz. Ama şarkı çok iyi..

Bu arada izlediğim çoğu Kanada filminde konu (konu olmasa da karakterler9 eşçincellik oluyor, neden? Kanada filmlerinin şahı ve güzel şarkı da şudur

Cumartesi, Aralık 10

Boş Programa Bundesliga




- Günlerden cuma. Türkiye'de maç yok. Biz de Alman futbolu izleyelim dedik.

- Bundesliga iyi bir lig ama bazı maçlar kötü olunca hiç çekilmiyor.

- Dünkü maç iyi değildi ama yine de 3 gol oldu.

- Son dakikaları heyecanlıydı.

- 20 dakika da olsa Tunay Torun'u pek beğenmedim.

- Raul'u izlemek güzel şey.

- Berlin Olimpiyat Stadı ve Herha Berlin ömür boyu Lincoln'u hatırlatır.

- Finlandiyalı forvet Pukki, bu sezon dikkat çekiyor. Az gol atıyor ama iş yapıyor.

- Raul'un karşısında Mijatoviç

- Sahaya Moritz girince "ne oluyor lan" dedik ister istemez, isim benzerliğiymiş... (Harbi mi)

Galatasaray 63-70 Siena




Çarşamba akşamından sonra perşembenin anlamı bir anda değişti. Perşembe Abdi İpekçi'de olmak başka şeyler ifade ediyordu sanki. İşin içinde Fenerbahçe galibiyetini kutlamak vardı. Siena'yı yenersek tadından yenmezdi ama yenilsek kimse üzülmeyecekti. Zaten öncesinde kızlar da kazanınca haftayı 2 galibiyetle kapamak yeterliydi. Siena rakip değildi, hedef maçı değildi, kaybedilse de olurdu.

Bir gün önce Fenerbahçe maçına gitmedim. Buna rağmen bir yorgunluk vardı. 12.000 kişilik salonun yarısı Arena'ya gitmiş olsa, ve onların benden iki kat hatta 3 kat daha yorgun olduğunu düşünce kötü bir tribün beklenebilirdi. Zaten 1 ay öncesinden kendi aramızda konuşuyorduk. Fenerbahçe maçını kaybedersek Siena maçında tribün muazzam olur, kazanırsak biraz sönük olur diyorduk.

Buna rağmen maç öncesinde yine çok iyi bir tribün vardı. Bayraklar, tezahüratlar...Bizim için Siena'ya koy diye bağırabiliyor olmak muhteşem bir şey. Yine de verdiği haz Barcelona köpeğine gibi değil. Top 16'nın bu kadar yakın olması, sıralamadaki yerimizin az çok belli olması maça olan ilgiyi, konsantreyi ister istemez azalttı.

Aslında tahmin ediyorum ki istenen maçın erkenden kopmasıydı. Yeneceksek, yenelim Fenerbahçe maçıyla birleştirelim, yenileceksek biraz dram biraz sevinç katalım. Her basketbol maçını son dakikaya kadar takip etmek, "ulan şimdi maç gelir-gider, aman dikkat" diye izlemek insanı yoruyor.

Bizim takımın en sevdiğimiz yönü son topa kadar mücadele etmesi. Fakat bu son top olayını belli ki çok yanlış anlamışlar. Her maç son topa kalmamalı. Tribün, ikinci periyottan sonra çöktü, iki günde 3 maç kolay değil.

Evet 3 maç. Kadın maçında ben yoktum. 5000 kişi varmış. Hafta içi saat 17.00'de başlayan kadın maçına gelen 5.000 kişi. Nisan ayında Fenerbahçe finali için gelen 6.500 kişiden sonra bu ülkedeki en kalabalık kadın maçı. Biz o esnada totem yapıyoruz. Aynı vapur, aynı rota, aynı tost, aynı çay. Tutmadı. Sağlık olsun.

Lakoviç, haftalar sonra oynadığı en iyi maçın son anında o hatayı yapmasa totem de tutacaktı. Lakoviç'in Oktay Mahmuti'yi çıldırtması üzdü. İki sevdiğin insan birbirine bağırınca üzülürsün. Lakoviç bağırmadı tabi yanlış anlaşılmasın.

Oktay Mahmuti de şu 3.periyotlara bir çözüm bulsun. Yılmaz Vural'ın son 10 dakikaları, Oktay Mahmuti'nin 3.periyotları. Furkan'ın faul problemine girmesi sıkıntı oldu. Zaza gitti, Sertaç yetersiz, Andriç bu sezon çok kötü. Songalia'yı hiç saymıyorum, sakızıyla tam bir Misimoviç.

Bizi yıkan biraz da Rakocevic ve Andersen oldu. Efes'te top oynamayan Igor bize patladı. David Andersen'i de bu çocuklar coşturmuş olabilir.

Bizde Gordon büyük yürek koyuyor. Sezon başında (Litvanya sonrası) pek istediğim gibi değildi ama ya o düzeldi, ya da canlı izleyince gerçekleri gördüm. Ship'i oynarken farkedemiyorsun belki ama yokluğunu ilk andan itibaren hissediyorsun.

Tribün yorgundu, takımın nefesi yetmedi. Yenildik, futbolcular maça geldi, basketbolcular yürek koydu, dağ başını duman almış söylenirken çalınan ıslıklar muhteşemdi. Bu arma için, bu camia için ıslık çalan da gol atan da şereflidir. Galatasaraylı olmaktan mutlu olduğumuz bir hafta...

Cuma, Aralık 9

Saat Saat Derbi




1 hafta önce: Kesin yeneriz

6 gün önce: Kesin yeneriz

5 gün önce: Kesin yeneriz

4 gün önce Gençlerbirliği maçı öncesi: Kesin yeneriz.

4 gün önce Gençlerbirliği maçı sonrası: Yeneriz herhalde

3 gün önce: İyi basarsak yeneriz.

2 gün önce: Zor yeneriz

1 gün önce: Yenemeyiz

Maç sabahı: Yeniliriz

Öğlen: Yeniliriz

Maça 3 saat kala: Yeniliriz

Maça 2 saat kala: Yeneceğiz ulan

Maça 1 saat kala: Bu kadro yener

19.30: Bu sefer yenelim lan

19.35: İyi başladık, yeneceğiz herhalde

19.40: Yenecek gibi oynuyoruz

19.45 Atın da yenelim

19.50: Yine yenemeyeceğiz herhalde:

19.50: Yine 80'de atarlar, yenerler

Eboue: Yeniyoruz lan

Elmander: Eziyoruz lan.

Devre sonu: Ümit Karanlı maç gibi

Stoch'un direği: Arif'in direği lan bu, 6'ya gitsin bu maç

Melo: Allahım sana geliyorum

Alex: Tertemiz olacaktı, bok etti.

Maç Sonu: Hop

Saldıran Galatasaray


- 1319 gün sonra, 3.5 sene sonra falan deniyor.. Benim için 5-1'den sonra ilk sivil galibiyet...

- Fatih Terim imparator değl, babadır.. Babam 1, Terim 2'dir. Bu da ayrı bir yazı konusudur..

- Yazacak çok şey var ama yazmaya utanıyor insan. Tribünde olunca emeğin varmış gibi hissdersin, televizyonda sensiz başardılar oluyor.

- Biz böyle bencillik yaparken Sabri "Bravo Milan" diye bağırıyor. Utanıyorsun.

- Takımın bir tane kötü adamı olmaz mı?

- Emre Çolak kariyerinin en iyi maçını oynadı belki de ama yine benden küfür yedi. Top ondayken sıkıntı var.

- Ujfa-Semih

- Herkesin dediğini yazıyorum; o golü yemeyecektik.

- Stoch'un direği=Arif'in direği... Derbi tarihi döndü..

- İlk 20 dakikadaki muhteşem oyundan sonra herkes korktu; yine kaybedeceğiz diye..

- Fırat Aydınus Türkiye'nin en iyi hakemidir.

- Bilica olmasaydı yenemezdiniz diyenlere de saygılar. Bekir İrtegün derbi maçın kaderini değiştiremezdi.

- Yalan yok, çok özlemişiz

- 3 yeni transferle gol atmak, 3 yabancıyla gol atmak. Yeniden liderlik falan..

- It's Time to go, güzeldi ama 6 ayda daha iyi çıkardı sanki? Ama yine de Mutu Yıllar Başkan..

- Derbi maçta veya herhangi bir maçta yağmur yağdıysa maç daha güzel olur.

- Elmander çok büyük topçusun sen.. Keşke Bilica'ya çalımı basıp gittiği pozisyon gol olsaydı.

- Spiker abiler, 20 dakikada böyle baskılı bir derbi başlangıcı görmedik dedi, yanıldılar, 4-0 yenildiğimiz maç kabus gibi başlamıştı.

- Mustafa Denizli de deplasman yasağında yanıldı, Ümit Karan'ın 2 gol attığı maçta da Fenerli yoktu.

- Deplasman taraftarı olmalı. #deplasmanimadokunma

- Aynı saatte Efes-Milano maçına giden adamların yarısı totemcidir, kalp hastasıdır.

- 3 Temmuz'dan beri...

- Muslera'nın elleri küçük..

- Bu takım sene başından beri iyi hazırlanıyor, bunu hissettiriyordu.

- Bir de Engin Reyis olsaydı

- Yazı biraz gecikti, çünkü derbi kazandıktan sonraki günü nasıl geçiriyorduk, unutmuşuz

Perşembe, Aralık 8

Kocaman hatalar

Ne güzel başlık dimi... 2 sene önce onun yaptığının yarısını, ondaki kadrodan daha kaliteli bir kadro ile yapamayan Rijkaard Eskişehir maçından sonra B planı yok diye eleştirilince millet Rijkaard'ı peygamber belleyip ayağa kalktı bu adam nasıl eleştirilir, başımıza gelen en güzel şey Rijkaard'dır diye. Aykut Kocaman'a teknik direktör değil diyen Fenerbahçeliler görünce Rijkaard eleştirilerine karşı çıkan Galatasaraylıları tebrik etmek düşüyor bize. Ama dünkü maç Galatasaray maçıdır ve eleştirene birşey demek mümkün değil. Ancak bokunu çıkarmak vicdansızlık.
***
Temmuz'un 5'inde yurtdışına gittim, hatta iş yerinde seni de gözaltına alacaklar diye espriler bile dönmüştü. Ben oradayken emniyet 19 maçta şike tespit etti, yöneticilerimiz Metris'e yollandı. 24 Ağustos, kabullenilmesi çok zor bir olaya denk geldi ben yine yoktum, Şampiyonlar Ligi'nden ihraç edildik. Gerçi nasıl olduğunu anlamaya başladık da artık... Ve dün, yine yoktum, üstelik kaderin cilvesi geçen sene Galatasaray'ın canını yakan takımın şehrinde, Lviv'deydim. Gece sonunda canı yanan biz olduk, camiayı yalnız bırakmaya gelmiyor.
***
Bugün gazetelere baktım, herkes Bilica diyor. Bilica dün kötü oynadı, bence kendi hatasından 2 gol yedik, üstelik daha fazla da yiyebilirdik sırf Bilica'nın hatalarından... Ama temel sorun Bilica'ydı demek bu cengaver kardeşimize haksızlık olur. Dün bu kararı eleştiren kim olursa olsun Bekir'in sakat olduğu ortamda Bilica'yı oynatırdı. Asıl sorun, sonunda play-off olan ligde, 3 puan öndeyken, rakip, karşında çok iyi oynamasına, sürekli pozisyon bulmasına rağmen Stoch'un topu girse "eyvah gene mi" dedirteceğin bir rakip. Bu kadroyu anlamadım. Bu maalesef çok sevdiğim Aykut hocanın klasik Galatasaray maçları yanlış kadro seçimlerine eklenen son halka oldu. Geçen sene Kadıköy'deki maçta Dia-Stoch-Alex, orta sahada Mehmet Topuz-Emre ile hemen hemen pozisyonsuz bitirilen maçta orta sahayı Cana'lı Barış'lı Hagi'ye verdik, Seyrantepe'de maça Cristian-Selçuk ile başladık orta sahayı gene rakibe verdik, geçen seneki maçın ilk yarısı bundan çok farklı değildi, Galatasaray'ı bu maçta öne taşıyan şey kadro kalitesi oldu. Cristian ve Selçuk'un ikisi birden sahadayken kazandığımız tek maç sezon başındaki Ordu maçı. Onda da Ordu inanılmaz goller kaçırdı. Üçlü ortasaha inanılmaz gereksizdi özetle. Bienvenu sağda, oranın asıl oyuncusu Dia kenarda, Alex santrfor falan, maç Galatasaray maçı olunca bu tercihlere sinirlenmemek mümkün değil.
***
Sorunlar çok farklı, çift forvet mi oynayalım, tek forvet mi oynayalım değil. CAS davası ne oldu, Emin Özkurt ne dedi, iddianame nasıl olacak, yasa vetodan sonra tekrar geçer mi falan... Ali Yıldırım takım otobüsüne biniyor, Kavacık'ta iniyor, bu ortamda yukarıdaki eleştiriyi yapmak bile içimden gelmiyor ama derbinin de özrü olmuyor maalesef.
***
İnşallah hoca, Alex varken kafasındaki 4-3-3'ü oynatamayacağını, Selçuk-Cristian birlikteyken maç kazanılamayacağını, Stoch'un devamlı oynaması gerektiğini, Bienvenu'den sağ açık olmayacağını düşünür, taşınır anlar ya da anlamaz bilmiyorum. Anlamasa da hoca başımızın tacı.

Çarşamba, Aralık 7

Bastian-Rihanna

Dünya güzeli sevgilisi olan adamın rahatlığı. Dünyanın peşinden koştuğu kadının çakmasına şakalar, komiklikler. Önce omuzuna el at, sonra suratına tokat at.. Hayat sana güzel..


Derbi Günü




"Biz yatıp kalkıp derbilere dua etmeliyiz. Çünkü Türk futbol tarihinde uluslararası anlamda birkaç başarı var. Ama içerden baktığımızda sanki burası dünyanın en büyük futbol ülkesi; bunun tek sebebi de derbilerdir. Derbiler olmasaydı futbol bu ülkede bu kadar sevilmezdi. Derbi maçlarını üç takımdan biri kazanıyor, birileri seviniyor ve en büyük olduğunu zannediyor. Dünyanın haberi var mı? Yok. Biz sadece kendimizi avutuyoruz. Bu açıdan Türk futbolunun lokomotifi derbileridir diyebiliriz"

Feyyaz Uçar / Galatasaray Dergisi Kasım Sayısı

Salı, Aralık 6

Matando Cabos




Hiçbir beklenti olmadan izlenen filmler güzeldir.

Bazı sahneleri koymak isterdim ama İspanyolca bilmiyorsunuz, anlamazsınız. Mesela şu. 35. saniyedeki kız ne güzeldir. Boşuna umutlanmayın, sadece o sahnede var.

Başroldeki Ana Cludia Talancon da çok güzeldi. Bu da demek oluyor ki, Meksikalı kızlar güzel olabiliyor. Evet, film Meksika filmi.

Güzel film, cumartesi akşamı filmi.. Lazım böyle filmler.

Sağlam Hoca


Hoca dediğin böyle pozlar verecek. Olmazsa olmaz. Mustafa Denizli ve Fatih Terim çok yapar. Şenol Güneş ve Luce'den gelmez. Kalli'nin 65 yaşında, 21'lik Hakan'dan kafa topu almaya çalıştığı kare unutulmadı.

Nurullah Sağlam da iyi hocaymış demek ki. Biliyorduk zaten, bu kareyle taçlandı. Göbek tek falsosu, o da Gaziantepli olmanın şartı..

Pazartesi, Aralık 5

Güney Amerika Şampiyonları

Dün hem Brezilya'da hem de Arjantin'de şampiyonlar belli oldu. Brezilya'da şampiyon Corinthians oldu ama aynı zamanda bir yıldız da kaydı. Socrates öldü.

Socrates bizim kuşağın topçusu değildi, ama bizim kuşağın izleyemediği en yakın zamanın topçusuydu. Yani, artık kısa bir süre sonra bizim çocukluk kahramanlarımız da ölmeye başlayacak. Kahramanı ölen adam ne yapar?

Belki de kahramanı ölen insanlar için en iyi ilaç bir şampiyonluk kupasıdır. Corinthians şampiyonluk maçına böyle başlıyor. Bütün stad, yönetim (tahmin ediyoruz), futbolcu, taraftar Socrates'i onunla özdeşleşen yumrukla selamlıyor. Ardından şampiyonluk geliyor. Dünyanın gelmiş geçmiş en tüyleri diken diken edici saygı duruşlarından biri olabilir. Dünyanın en anlamlı şampiyonluk günü de olabilir.

Arjantin'de ise cenaze geçen aylarda kalkmıştı bile. River ikinci lige düşünce sokaklarda tabut gezdirilmiş midir acaba? O, buranın adedi. Burada bir de şu vardır, genelde ezeli rakibin kötüyse sen de kötü olursun. Arjantin'de öyle olmamış. River taraftarlarıi küme düştükten aylar sonra Boca'nın şampiyonluğunu izledi.

Güney Amerika'da Aralık ayı.. Şimdi ne güzeldir oralar..

Öylesine Maç




- Geç bir yazı, çünkü futbola soğuduk.

- Derbi olmasa, derbi öncesi olmasa hiç yazı bile yazılmaz.

- Zaten sıkıcı maçtı.

- Engin Baytar olmayınca konsantre olamıyoruz. Heyecanlandıran adam yok.

- Eboue'nın National'da görmeyeceğiniz kapağı, golü.

- Artık gol yemiyoruz sanki.

- Asist kralı Sercan

- Eskiden Ankara'ya deplasmana giderdik.

- Sırtında Azo yazan Azofeifa

- Fuat Çapa'nın yolu açık olsun

- Çift spiker çıksın, taraftar sesi girsin

- Zek, Zeç, Zec?

- Gökhan Zan'ı ıskalamayın, kaptı formayı, harika oynuyor bu sezon

- Kaptan girdi, 5 dakika sonra gol geldi. Boru değil, Ayhan

- Aydın > Emre Çolak

- Geçen hafta Mehmet Sedef'in sakallarına vurgu yaptık, bu hafta kesmiş.