Pazartesi, Şubat 27

Kartalspor 3-2 Konyaspor




Bu maçı kesinlikle analiz edemem. Sanırım maçtan bu kadar kopuk olduğum başka bir maç yoktu. O zaman niye gittik? Hem de böyle güzel bir havada.

Uğur diyor ki telefonda, abi bu güzel havada biz başka bir şey yapmayıp bu maça gidiyorsak şapkayı önümüze koyalım. Haklı ama eksik. Gittğimiz son maçta, Kasımpaşa maçında götümüz donyordu. Hangisi saçma, kim saçma?

Güneşli Pazartesiler filminde maç izleyen ve "Salva mı attı, kim attı" diyen adamalardan farkımız, onlardan çok az daha genciz ve stadyumun içindeyiz.

Açma-poğaça alıp stadyuma giriyoruz. Bilet parası 1 lira. İçeride çay alıyoruz o da 1 lira. Piknik yapar gibi. Karşı taraftan güneş vuruyor. Maç başlar başlamaz gol oluyor. Kartalspor için böyle başlangıçlar görmeyeli uzun zaman olmuştu. İlk yarı arkası geliyor. Burak, ikiyi atıyor. Okan'ın düşürülmesiyle kazanılan penaltıyı Mehmet Uslu iki kez gole çeviriyor. 3-0, yarım saat içinde fark oluyor.

Burada hemen akla şu soru geliyor, geçen sene kaçan o kadar penaltıdan birini niye Mehmet Uslu kullanmazdı? Geçmişi unutalım ve geçelim.

Bu arada bizim muhabbetimiz şekilden şekile giriyor. Aziz Yıldırım'dan Diana Taurasi'ye, Selçuk İnan transferinden milli takım kadrosuna. Arada ufak tefek dedikodu tarzı muhabbetler ve gelecek kaygısı denilen zımbırtı. Kartal Stadı, hayatın tam ortası.

İlk yarı bitmeden golü yiyor takım. Ben Ali Dere attı sandım, yazıyı yazarken öğrendim Mehmet Uslu kendi kalesine atmış. Maçın ikinci yarısında Mehmet Uslu bu sefer çok net bir şekilde kendi kalesine atıyor. İki tane kendi kalesine gol, skor 3-2. Kartalspor'un huyudur bu. Neyse ki korkulan olmuyor, kazanıyor takım maçı.

İki haftada 6 puan. Haftaya da Sakaryaspor maçı. Kolay demeyelim ama Kartalspor'un dişine göre. Play-off potasına girmek için, havaya girmek için ideal bir maç. Üstelik yine iç sahada. Konyaspor gibi savunmasıyla nam salmış bir takıma 3 gol atmak, yıllar içinde kaybolan özgüvenin yeniden ortaya çıkması adına önemli bir adım.

Burak Akdiş için bir parantez. İnanılmaz, müthiş... Kendisi hala, bu ligin en iyi oyuncularından biri. Koşar, mücadele eder, topu alır, saklar, golünü atar. Tek sorunu vardır, o da sorun çıkarmasıdır. Kartalspor'da yapacağını sanmıyorum. Doğup büyüdüğü yer. Onun da bekelntileri ona göredir zaten. Takımın çehresini değiştirdi 2 ayda.

Timuçin gibi bir transferin de katkısını da unutmamak lazım. Bugün oyanamayan Erman Ergin de takıma katkı yapacak. Ofansif açıdan verimli olabilecek bir takım çıktı ortaya. Nokta transferler tanımına uygun.

Aslında belirttiğim gibi çok yazmamamak lazım. Kendimizi vererek izlediğimiz bir maç olmadı. Saha içinde yaşananlardan akılda kalacak şeyler sınırlı. Konyaspor'un yine stadyumda izlediğim Kasımpaşa maçından sonra ilk defa 3 gol yemesi de benim onlar için uğursuz olduğumun gstergesi. Gerçi 2010'da Süper Lig'e çıkarken iki maçlarında ben de vardım. Bu sene İstanbul onlara yaramadı.

Bir de not edelim, belki okuyan olur. Allah aşkına Türkiye'de sadece Kartal'da uygulanan "önce konuk takım taraftarı çıkar" uygulaması artık son bulsun. Yarım saat içierde fazladan bekliyoruz. İşimize gücümüze geç kalıyoruz. Eğer devam edecekse bu uygulama, ya maçlara gelmeyelim ya da deplasman tarafına girelim.

Zaten bundan sonra gitmek için niyetleneceğim iki maç var, biri Karşıyaka diğeri de Göztepe maçı. Bakalım o maçlarda takımın iddiası ne boyutta olur?


Hiç yorum yok: