Pazartesi, Ağustos 22

Ağlama Duvarı


Bugün iki kötü haber aldım. Çok kötü değil gerçi. Bu toplumun insanı daha kötü şeyler yaşıyor. Toplum ortalamasına göre normal şeyler. Bizim için kötü de değil, sıkıcı diyelim. Keyifsiz olmama yetecek 2 haber. Bugün üzülürüz, yarın üzülürüz, sonra unuturuz, daha sonra gülerek anlatırız. Ama mesele bu üzüldüğümüz günleri nasıl geçireceğimiz.

Bugün böyle 2 sıkıcı haber alınca dank etti. Aklımdan geçen ilk cümle; "ulan çok kötü oldu ya, hafta sonu maç olsa kafayı dağıtsak"tı. Maçtan kasıt herhangi bir maç değildi.Ali Sami Yen'de olmasıydı.

Bugüne kadar ne zaman canım sıkılsa, üzülsem, kederlensem , o hafta sonu veya en geç 2 hafta sonra kafayı dağıtmışım oralarda. Maç öncesi maç sonrası. Maçın kendisi çoğu zaman arka planda kalmış.

Uzamasın. Artık başımız sıkıştığında uğrayacağımız, buluşacağımız, konuşacağımız, dertleşeceğimiz bir mekan yok. "Boşver hacı bugün xspor'a koyarız rahatlarsın" diyenler yok. "Toplayalım buradakileri dövelim seni rahatsız edenleri" espirisiyle (aslında cümle çok daha farklı, ben yumuşattım) güldürmeye çalışanlar yok. Kendimizi unutacak kadar özgürleşeceğimiz, rahatlayacağımız bir yer yok. O nedenle bundan sonra yaşadığım sıkıntılar, üzerimde daha kalıcı hasarlar bırakabilir. Evet bu boşluğu yeni fark ediyorum. Zaman herşeyin ilacı büyük bir yalandır. Zaman geçtikçe eksiklikler daha çok hatırlanıyor. Kendime yeni bir ağlama duvarı bulmalıyım.

Hiç yorum yok: