Perşembe, Kasım 29

Galatasaray 76 - 52 L.Kuban




Açıkçası maça giderken çok büyük beklentim yok. Kuban'ı her türlü yenerdik, 25 sayıyı yakalayacağımıza ise ihtimal vermiyordum. Haliyle maç öncesi oluşan havanın aksine bir formalite maçı olacaktı. 

Bu hissiyatla gittim ve tamamen yanıldım. Beklentimin tuttuğu tek nokta, taraftar sayısı ve coşkusuydu. Salon tamamen dolu olmasa da, tamamen dolu olan maçlardan bile daha etkiliydi.

Takım da maça fırtına gibi başladı. Uzun süre rakibe sayı imkanı vermedik. Bir anlık gaz olmadığı maç sonunda iyice belli oldu. 54 sayıda tuttuk kupanın favorilerinden Kuban'ı. Savunmadaki direncin yanında hücumda da çok iyiydik. 24 sayı farkla biten maçın kırılma anlarından birinin Domercant'ın sakatlanması olması çok ilginç. Domercant maça iyi başlamıştı. O çıkınca tökezlemedik aslında, sonuçta maçı 24 sayı ile kazandık. Normal bir maç için üzerinde durulmayacak bir ayrıntı. Ama bu maçı tamamlasa belki farkı 30'a çekerdik. 

Takımın eleştirilecek herhangi bir tarafını bulamıyoruz. Bulmak ve hatta aramaya çalışmak bile ayıp. Belki ufak şanssızlıklar. Bazı fauller, basket-faul'e tamamlansa iş değişirdi. Veya Cenk o serbest atışı soksaydı.

Henüz grup aşamasında bu kadar heyecanlı maç oynamak güzeldi. Saçma sapan Caserta veya Panoinos ile oynayıp kupaya konsantre olamayabilirdik. Şimdi herkesin aklında bu kupa var, maç tarihleri soruluyor, diğer gruplardan gelecek takımların hesabı yapılıyor. Bu güzel bir şey. Bunu yaratan da koç Ataman'dır. Gerçi ona kalsa grubu birinci veya ikinci bitirmenın pek farkı yok. Bence ise birinci bitirmek büyük avantajdı. Yine de koçun konuşmalarından, hareketlerinden ve mesajlarından anlıyoruz ki, kim gelirse gelsin bizim için çok da önemli değil. Aslında böyle de olması lazım.

Bu arada koçun tavırları demişken, dün maç sonu sahaya girişi, Pashutin'in havada kalan elini es geçip hakeme gitmesi daha sonra tribüne dönüp Yılmaz Vural tarzı yumruk kaldırması müthişti.

Bir an kız takımının Taranto maçları aklıma geldi. Hele o farkı 27'ye çıkaran o basketten sonra salonun ayaklanması; bir an büyük bir iş yapacağımıza ihtimal vermiştik. Ama gerçekten de son topta hakemler çalması gerekeni çalmadı.

Sağlık olsun demekten başka bir şey yapamıyoruz. Gerçi sağlık konusu da sıkıntı. Domercant 6 ay yokmuş. Büyük kayıp, büyük şanssızlık. Domercant sakatlandığ an onu saha kenarına taşıyan Engin, ellerini kafasına koyarak üzüntüsünü belli eden Macvan, sahanın içine girip takıma moral vermeye çalışan Lakoviç, güzel bir takım kurulduğunun göstergesi. Bu takım iyi işler yapacak. 



Hiç yorum yok: