Cuma, Mart 9

Galatasaray 103-102 Tofaş




İpekçi'de alışılmışın dışında farklı çarşambalar,perşembeler. CSKA maçında, Olympiakos maçında dolan tribün Tofaş maçında boş kalacak. Bunda şaşılacak birşey yok. Beklenen bu. Fakat garip olan bizim bundan zevk almamız. Çarşamba günü saat 8'de oynanancak bir Tofaş maçında tribün boş kalır ve maç güzel geçer. Gün güzel geçer. Eğer beklenenin dışında birşey olur da Tofaş maçında tribüne 5000 üzeri kişi gelirse o maç da efsane olur. Maç yine de efsane oldu. Bu sefer saha içinde olanlar sayesinde.


Galatasaray Basketbol Takımı, son topa kadar mottosunun bokunu çıkarmıştır. Hadi Olympiakos, Prokom maçlarında anladık, Fenerbahçe ile Cumhurbaşkanlığı ve Beşiktaş ile kupa maçlarını da anladık ama Tofaş maçında ne oluyor? 2 uzatma nedir? Çok güzel maç oldu, keyifle izledik ama biz de taraftarız haliyle. Keyif de bir yere kadar. Bir yerden sonra "bitirin maçı, koparın maçı" diyoruz. Ha keşke bitmese 5-6 kere uzasa, hiç çıkmasak. O da olurdu. Ama sonunda kazanmak lazım.

O kadar uzun bir maçtı ki, başını hatırlamak mümkün değil. Net hatırladığım, Mahmuti için hazırlanan tezahüratlar ve pankartlar. Hocanın doğum günü kutlanıyor. Normalden farklı olarak Shumpert'ın artık sokmaya başladığını hatırlıyorum. Onun dışında alışılmış şeyler. Ship görev adamı, Gordon yıldız, Andriç ve Furkan kanser edici, Savovic hayalet.

Tofaş tehlikeli takım. Efes'i, Fener'i, Beşiktaş'ı yendi. Genç çocuklar var. İlk 5 sanırım 3 yabancı + 2 tane 1993 doğumludan oluşuyordu. Veya bir ara sahada öyleydiler. Kenarda Nihat İziç, tam Tofaş gibi takımların hocası, korkutucu bir rakip. Maçı koparamıyoruz. İnat ediyorlar. Bazen Green, bazen Buckman atıyor. Bir yandan Kenan Sipahi'ye bakıyoruz. 1995 doğumlu, iki tane üçlük atıyor. Maçı uzatmaya götürüyor. (10 sayıyla TBL rekoru)Neyse ki gençler hata yapıyor. İki tane 5 faullu oyuncu rotasyonu daraltıyor. Yine de Buckman'a engel olmak mümkün değil. Geçen sene normal sezonun son maçında Antalya ile aynı salonda bize 34 sayı atan sarı saçlı, yine 34'i sallıyor. Böylece geçen sene oluşan dedikodulara da son sözü söylemiş oluyor. Maçı izlemeyenlere inandıramamıştık çünkü. Neyse ki Buckman'a yardımıc olan yok. Eski Barış Özcan olsa, Beşiktaş'ta defalarca yaptığı gibi hayatının maçını oynardı ama olmadı.

Buckman'ın uzatmlarda ayağını geri çekip atması, tekrar atması falan.. Maç gidiyordu. Caner'in ikide sıfırı sonu hazırlıyordu. Jamon Gordon Lucas. Büyük topçu olduğunu bir kez daha kanıtladı. İnanılmaz bir top çaldı maçı bitirdi. Maç bittikten sonra da Sloukas'a selam yolladı. Maçı da asist rekoru kırarak bitirdi diyeceğim ama iki uzatmaya giden maçta 11 asist onun için normal. Shumpert'ın ise Galatasaray'daki en yüksek sayısına (23) ulaştığını ekleyelim. Bir istatistik de Ship için verelim; bu sene ilk kez double-double yaptı (11 sayı - 11 ribaund).

Uzatmaları kenarda ayakta izleyen, salon içine turlayan Oktay Mahmuti hocama saygım her geçen gün artıyor. Cezası bitiyor, takımın başına dönecek. Shumpert'ın kendine gelmesi de ayrıca sevindirici. Standart bir çarşamba gününü galibiyet sevinciyle noktalıyoruz. Güzel...

Hiç yorum yok: