Salı, Temmuz 21

Daum'un minibüsü

Bugün Akşam gazetesinde okuduğum haberle birlikte Fenerbahçe'deki bu kolej takımı havası muhabbetlerinin ne kadar yalan olduğunu hemen anlayabiliriz. Kaldı ki Alaattin Metin bile eleştiriyorsa durumu, varın gerisini siz anlayın, durum hakikaten vahim. Değişti denilen Daum söz konusu. Mevzu Aindling maçı. 6 tane gence belirli aralıklarla şans verdi ya Daum... Maçtan sonra da gençlerin durumu iyi, hepsinde ışık görüyorum falan dedi. Kimse yoğurdum kara demez tabii. Fakat maç dönüşünde hiçbiri takım otobüsüne bile binmeden bir minibüsle havaalanının yolunu tutmuşlar, doğru İstanbul'a... Alaattin Metin de "gençler böyle mi kazanılır" diyor.
***
Daum çok akıllı adam. Fenerbahçe'de mutlu etmek zorunda olduğu tek insan Aziz Yıldırım. Aziz Yıldırım'ı tatmin etmenin tek yolu ise seri şampiyonluklar ve yerel başarılar. Bunun için ne lüzum var Sertaç'la, Furkan'la, Doğukan'la uğraşmaya... Fenerbahçe de zaten altaypıdan gelen gençlere şans veren sabırlı bir camia olmadı hiçbir zaman. Can Arat mesela... Bulduğu şansları da kötü değerlendirdi derler ya hep... Can Arat'a kimse şans vermedi bence. Ne Daum, ne Zico ne Aragones... Can her zaman oynatılmak zorunda kaldı. Edu ve Lugano sapasağlamken sahaya çıktığını gören var mı? Kendi kalesine gol attığı Oftaş maçında oynamasının nedeni hava muhalefeti nedeniyle Lugano'nun uçağının kalkmamasıydı. Oynatılmaya oynatılmaya kafa topuna uçan tekmeyle çıkan bir stoper yetişti Fenerbahçe'de. Mental eksiklikler, üzerine düşmeyle giderilebilirdi. Kiev maçında Maxim Shatskikh'in peşinden koştu diye çok eleştirilmişti. Ama o maçı tribünde izleyen yeni transfer Lugano'yu önce Sivas'ta Balili, ardından Deivid'in hattrick yaptığı maçta Manisa'da Holosko perişan etmişti. Can bir örnek sadece. Fenerbahçe, kendisini defalarca kanıtlamış Semih'i bile sindirebilmiş değil tamemen. Dökülen Kezman haftalarca Semih'i yedek bekletti. Daum'un da Fenerbahçe'de çalıştığı 3 yıllık dönemde gençlere şans verdiğine şahit olmadım pek. Transfer edilen genç oyunculardan bahsetmiyorum, sonuçta 2003-2004 sezonunda kadronun tamamı gençlerden kuruluydu neredeyse. Daum her zaman garanticidir. Hayatta genç kazanacağım diye uğraşmaz, kimse ümitlenmesin. Kaldı ki değil elindekilere, yurt içinden yaptığı tarnsferlere bile şans vermiyor Fenerbahçe. İlhan Parlak, kabiliyetini, Fenerbahçe'de geliştirebileceği fiziği ve kazanabileceği meleke ile süsleyebilirdi. Bu açıdan hiçbir zaman bir okul olamadı Fenerbahçe. Okul servsini Daum'un minibüsünün çektiği Fenerbahçe ise hiç olmaz.

Hiç yorum yok: