Pazar, Ağustos 16

Galatasaray 4-1 Denizlispor


Galatasaray geçen sene olduğu gibi, bu sezon da Sami Yen'deki ilk maçında Denizlispor'u konuk etti. Skor yine aynıydı
90 dakika boyunca izlediğimiz şey ise hakikaten iç açıcıydı. Üstelik kadroyu duyup "yedek kadro ile çıkıp hafife alınacak takım değil Denizlispor" diyenlere rağmen. İki sezondur alınan 4-1'lik galibiyetler öncesinde alınan 1-1'lik beraberlikler akıllarda ne de olsa.

Yedek kadroya(!) şöyle bir bakalım. Sağ bek Uğur, stoperler Emreler, sol bek Yaman. Uğur'un 11 oynaması kimseyi yadırgamamalı. Emreler ise milli takımın stoperleri olma özelliğini koruyorlar. Maçın en zayıf halkası olan Yaman, zaten bekleneni veremeyince yerini Balta'ya bıraktı.

Orta sahada Barış-Sarp ikilisi sezon başından beri oynayan isimler. Keita-Arda-Harry- Baros dörtlüsü de herhalde yedek kadro tanımını boşa çıkarmaktadır. Tabi zengin bir kadro olması bu düşünceyi getiriyor. Oynamayan isimler, Servet Çetin, Ayhan Akman, Elano, Hakan Balta, Gökhan Zan, Sabri Sarıoğlu, Mehmet Topal gibi isimler olunca kafalar karışıyor. Şu kadroya Linderoth, Nonda, Aydın ve Serdar eklense iki 11'de şampiyonluğa oynar herhalde. (Evet nihayet bu kilişeyi de kullandım)

Maçı uzun uzun anlatmaya pek gerek yok. Golü yediğimiz anda bile kazanacağımızdan emindim. Tabi gol biraz daha gecikse sıkıntı olabilirdi. Fakat bu maçı yarı sahada oynadığımız gerçeğini değiştirmez. Basit bir penaltıyla skora denge getirdiğimiz için Denizlispor savunmasına teşekkür etmemiz gerekir. Kenardaki Hollandalıların ustası Sarı Fare'nin bir lafını hatırlatalım horozlara: "Futbolda ne yaparsan yap, 45.dakikada gol yeme."

Herhalde topa sahip olma oranı bir ara yüzde 90 falan oldu. Sürekli top gezdiren bir Galatasaray vardı sahada. Son dakikalarda böyle bir fantazi gol atma girişimleri sonuçsuz kaldı. İkinci yarıda kapalının önünde Arda-Kewell paslaşmalarını izlemek büyük keyifti. Bu ikilye arada Leo Franco da katılınca zevk daha da arttı. Evet yanlış değil, Leo Franco enfes paslar attı dün. Topu oyuna sokmada çok başarılı olduğunun sinyallerini daha önce de vermişti zaten.

Aynı konuda başarılı olan bir diğer isim ise Emre Güngör. Özelikle ilk yarıda attığı toplarla Gökhan'ı kesmesi gerektiğine karar verdim. Hava toplarındaki üstünlüğü yine aynıydı. Bir diğer Emre, Aşık için ise söylenecek laf yok. İkinci yarının sonlarında kayarak kestiği bir top var ki tecrübe ne demek sorusuna cevap olabilecek nitelikteydi.

Uğur her zamanki gibiydi. Sanki bizim mahalleden bir çocuk oynuyormuş gibi hissediyorum. Top onun ayağındayken bambaşka bir ışık saçıyor. Florya'da yetişmiş olması mı yoksa arkasındaki sırt numarası mı bunda etkili karar veremedim. Ters taraftaki bekimiz Volkan Yaman verilen şansı pek iyi kullanamadı. Hakan Balta'nın tek alternatifi olduğu için takımdan gönderileceğini düşünmüyorum yine de.

Sarp her zamanki Sarp. Sağlam ve güven veriyor. Fakat nasıl rakiple boğuşuyorsa topla beraberken de güreşmeye devam ediyor. Barış da pek etkili değildi, hoca da onu oyundan aldı zaten.

Keita'nın deparları yıllar önce oynanan bir İstanbulspor maçında (Sebat da olabilir) Baliç'in attığı deparları hatırlattı. Baliç ve Keita çok farklı ve alakasız bir örnek gibi durabilir. Ama uzun süredir böyle atarlı bir kanat oyuncumuz olmadığının altını çizmek gerek. Topu çizgiden alıp, defansı yara yara giden bir Ribery vardı herhalde son 10 yılda, onu da pek göremedik. Yine de Keita'nın fiziksel olarak eksikleri var, sezon ilerledikçe hallolur diye umuyorum.

Arda'ya diyecek bir şey yok. Baros ise etksizdi. Etkisiz olan Baros yine de rakip savunmayı dağıttı. Bir pozisyonda önden arkadan aynı anda yapılan sert müdahelelerde rakipler yere düşerken ayakta kalan o oldu. Fakat çok yorgun olduğu ortaydı. Dayak yemekten yoruluyor herhalde. Kimsenin de pek gıkı çıkmıyor. Bahsettiğim pozisyonda hakem atışı kararı veren bir hakem vardı sahada.

İki penaltıya bakıp kanmamak lazım. Bariz el olan pozisyonu bile 10 saniye sonra çalabildi. Arda'nın bacağına basıldı es geçti, Uğur'a çift dalındı devam dendi. Hele Ahmet Burak Solakel'in İsmail Güldüren'i hatırlatan bir pozisyonu vardı ki evlere şenlik. Yanılmıyorsam top Kewell'ın önünde, arkada yerde olan Solakel. Skor 4-1 maçta son dakikalar. Solakel'in yerde Kewell'a arkadan salladığı ters tekmeler insanlık ayıbıdır. Pozisyon devam tabi.

Bu arada bu paragraf Kewell için. Hagi'yi canlı canlı izlemek pek nasip olmadı yaş nedeniyle. Televizyondan izlemek kesmiyor böyle topçular için. Dün bir kez daha hayran oldum Kewell'a. Her hareketiyle ders veriyor. Futbolcunun nasıl olması gerektiğini gösteriyor resmen. Çıktığı kafa topunu bile defalarca izlemek gerekiyor. Muhteşem bir futbolcuya sahip ligimiz.

Tribünlere gelirsek. Netenya maçındaki gibi değildi. Her maç öyle olamaz zaten. Önde olduğumuz vakitler çok iyi, fakat gol gecikince bır sıkıntı doğabilir. Birlik sağlanmalı. Hala herkes farklı telden çalmaya devam ediyor. Potansiyel yüksek, heyecan fazla, takım güzel. Herşey daha da oturacaktır. Şimdi perşembe gününü bekliyoruz.

1 yorum:

Kurt dedi ki...

Ahmet Burak ın arkadan salladığı oyuncu Ardaydı. Az daha atlıyordum kapalıdan üzerine...