Çarşamba, Ekim 7

Alex'i Sayıyla Açıklamak


Bu sadece Alex ile ilgili bir durum değil. Birçok futbolcu için bu yapılıyor. Bu ara gündemde Alex var, o nedenle herkes Alex hakkında rakam veriyor.

Şahsen ben Alex'i beğenmiyorum. Ama Alex'e kötü topçu da diyemem. En azından halı sahalarda topa sol ayağıyla vuran biri olarak Alex'i keyifle izlerim. Alex'i izlemek keyif ama Alex'i izlerken Fenerbahçe'nin takım olarak keyif vermemesi düşündürücü benim için. Neyse, konu bu değil. Bu yazının konusu Alex'in futbolculuğu değil.

Birçok kişi Alex'i övmek için, rakamları sıralıyor. Bugün Tamer Bağlan yapmış aynısını. Şu kadar gol atmış, şu kadar maç yapmış.

Aynısını biz de Hakan'a yapardık. Bir ara bizim aramızda türemişti Hakancılar-Bülentçiler ayrımı. Mesela Berker, Hakancı'nın önde gidenidir. Benim formamın arkasında da Bülent yazardı. Biz tartışırken Berker şöyle derdi: "Ulan Hakan şu kadar gol atmış, Avrupa'da şunu yapmış, milli takımda şu kadar gol atmış, Fener'e bu kadar atmış..., senin Bülent'in ne yaptı." Yani çok uğraştım Bülent bir defans oyuncusudur, Hakan kadar gol atmasını niye bekliyorsun diye ama dinletemedim.

Şimdi Alex için de aynısı. Şu kadar gol atmış, şu kadar asist yapmış. Zaten için içine sayı girdi mi bunalıyorum. Az olan Alex sevgim de orada azalıyor..) Futbolda sayı sadece skor tabelasında olur, basketbola benzemez.

Şimdi Alex'i sevenler diyebilir ki, "biz Alex'i sevdiğimizi, beğendiğimizi nasıl anlatacağız, iste o bahsedilen tabelayı değiştiren adam o." Bu da doğru. Ama niye illa bir kıyas kültürü oluşturmak gerekiyor ki, hem de sayılara başvurarak?

"Alex'i beğeniyoruz, çünkü Kadıköy'de Alex De Souza tribünü var. Alex'i seviyoruz, çünkü 5 senedir burada bizimle, Alex'i seviyoruz çünkü hepimizin formasının arkasında onun ismi var, Alex'i beğeniyoruz çünkü sevimli,karakterli adam..." Bunlar bütün rakamlardan daha açıklanabilir, daha önemli kıstaslar.

Bunları sadece Alex için demiyorum. Yine Hakan'a bağlayalım. Yüzlerce gol atmış, onlarca kupa kazanmış. Bir kenara koy. Benimle aynı yaşlarda doğan çocukların yüzde 80'inin ilk formasının arkasında 9 yazmıştır. Bizden sonra doğanların bir kısmının adı Hakan olmuştur. Evdeki duvarlar Hakan posterleriyle süslenmiştir.

Şimdi bana sorsan Hakan kaç gol attı, bilmem. Hatırlamam. Ama dayımın bana aldığı 9 numaralı sapsarı formayı şimdi bile çok net hatılıyorum. O formayı beklediğim zamanı bile hatırlıyorum.

Şu anda Hakan'ın posterini evimden içeri sokmam o ayrı. Ama büyük topçu olmak biraz burada saklı. Kaç çocuk mahallede top oynarken ben Alex olacağım diye kavga ediyor ona bakmak lazım. Eminim çok fazladır ve bütün bahsedilen istatistikleri de anlamsız kılar.

3 yorum:

Arkhe dedi ki...

Alex'i seviyorum çünkü o bir sanatçı.

highstanbul dedi ki...

Şimdi Alex'i sevenler diyebilir ki, "biz Alex'i sevdiğimizi, beğendiğimizi nasıl anlatacağız, iste o bahsedilen tabelayı değiştiren adam o." Bu da doğru. Ama niye illa bir kıyas kültürü oluşturmak gerekiyor ki, hem de sayılara başvurarak?

"Alex'i beğeniyoruz, çünkü Kadıköy'de Alex De Souza tribünü var. Alex'i seviyoruz, çünkü 5 senedir burada bizimle, Alex'i seviyoruz çünkü hepimizin formasının arkasında onun ismi var, Alex'i beğeniyoruz çünkü sevimli,karakterli adam..." Bunlar bütün rakamlardan daha açıklanabilir, daha önemli kıstaslar."

senin kavgan alex veya hakan veya nouma kavgası degil.. senin kavgan kültürel bakışın sayıyla karşılık bulması, haklısın futbol basketbol degil, mantelite olarak degil. hakan-bülent demişsin ya, işte bülent orda yanlış örnek, ağır konuşmak istemiyorum ama bence saygısız, terbiyesiz futbolcuydu, kattıkları, kazandırdıkları veya kaybettirdikleri (12-14 sene içinde gs camiasına verdiklerinin) anlamı başka, zamanında hissedilenler başka.

30 sene sonra da olsa bir alex posterini seve seve evime sokar, gocunmam, minik heykelciklerini yaparlarsa alır, odama koyarım.

türkiyedeki 6. senesi, ama eyyy sen galatasaray camiası insanı, tribün insanı, eleştiri insanı... sen bile sevmiyorum diyemessin. öle yada böle.

forvet arkasında -abartı olabilir ama düşüncem gerçekten bu- 27-32 yaşını avrupanın üst düzey liglerindeki ilk 5e oynayan takımların hemen hepsinin hiç degilse yedek klubesinde olabilirdi, kimse de yadırgamazdı hatta klup az biraz bile ilk 3e degilde avrupa kupalarını zorlayan herhangi bir takımda da bu kadar sevilebilirdi, bu futbol zekası ve yetenegi oldugu için, ben alex i çok seviyorum.

solo dedi ki...

öncelikle bir fenerbahçeli olarak yazı için çok teşekkür ederim.

benim düşüncem onca meziyeti dururken alex'in sayılara hapsedilmesi. istatistikleri alex'in karakterini yanında solda sıfır kalır.

benim küçüklüğümde fenerbahçeli berber bi ağabay vardı, duvarda rıdvan posteri asılıydı ama aynı zamanda metin-ali-feyyaz'ın maketleri de vardı. insanların futbola sevgisi takımına olan sevgisinden daha fazlaydı, ah ah ne karşılaştırmalar yapılır şimdi ama hiç yeri değil, keşke herkes eskisi gibi komplekslerini bir kenara bırakıp adam gibi yaşayabilse...